Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem GATA ile cami arasındaki aynılıklar

        Ülkemiz insanlarının ezici çoğunluğu, “uzman” oldukları alan da dahil, pek bir şey bilmez, ama biliyormuş gibi yapar. Dünyanın futbola en meraklı insanlarının yaşadığı bu ülkede, daha ofsayt tartışmaları bile belli bir noktaya gelememiştir. Yemekteyiz yarışmasında istisnasız bütün yarışmacılar “gurme” rolüne çıkmış acemi oyunculardır ve bu daha sofrada nasıl oturulacağını bilmemelerinden hemen anlaşılmaktadır. Böylesine bir ülkede, elbette en dinarlarımızın bile, dini konularda çok sayıdaki hurafeyi dinin kendi sanmaları ve bilgilerini “kitaptan” değil de “lâftan” edinmeleri kaçınılmazdır.

        Ahmet Hakan, “GATA ile cami arasındaki farklar” başlıklı yazısında, bu iki kurum arasındaki “farkları anlatmış”! Ahmet Hakan’a göre birinci fark, “GATA kul yapısıdır, cami ilahi yapı”. Şimdiye kadar en fanatik dindar bile, camilerin bizzat Tanrı tarafından yapıldığını iddia etmemişti. Bu müthiş keşfinden ötürü Ahmet Hakan’a şapka! Ama varoşlarda, kasabalarda, taşrada, büyük kentlerde, her yerdeki binlerce çirkin, bakımsız, temiz tutulmayan caminin sorumluluğunu da Allah’a yıktığını umarım fark eder ve biraz korkar.

        2. fark: “GATA. Burada hop hemşerim giremezsin diyene çıkışılır. Cami, burada kural koyucuya çıkışmaya kalkarsan akıl sağlığından kuşku duyulur”. Camide de kıyafet sorulamaz. Zaten İslamiyette camiye giderken belli bir kıyafet olacağına dair hiçbir hüküm yoktur.

        3. fark: “GATA, buraya her dinden, her renkten, her sınıftan insan vatandaş kimliği ile girer. Cami, buraya her dinden, her renkten, her sınıftan insan kurala uyarak girer”. Tek kural vardır, Camiye nasıl giriliyorsa GATA’ya öyle, GATA’ya nasıl giriliyorsa Cami’ye öyle girilmelidir.

        4. fark: “GATA, hastaya kimlik sorulmaz. Cami, mümine kıyafet sorulur”. Camiye sadece müminler gitmez. Herkesin vergisiyle yapılan, imamlarının maaşlarını devletin verdiği bu yerlere isteyen her yurttaş girer, onun için kıyafet sorulamaz.

        5. fark: “ GATA, kuralları kullar koyar. Cami, kuralları yaratıcı koyar” İslam’da cami yoktur. Ahmet Hakan azıcık araştırsın, Peygamber’in “her yer mescid” dediğini görecektir. Camiyi icat eden kul, kuralları da icat etmiştir.

        6. fark: “GATA, bu kurum ile inanç arasında hiçbir bağlantı yoktur. Cami, bu kurum baştan sona inanç ile ilgilidir”. Cami ile inanç arasındaki bağlantı son derece düşüktür. İnanç, kul ile Allah ve onun kitabı arasındadır. Cami bir toplanma yeridir ve hiçbir kutsallığı yoktur. Zaten İslamiyette yalnızca Kuran kutsaldır. Ayrıca camilerde yatılır, uyunur, yemek yenir, sohbet edilir, kitap okunur, alış veriş yapılır. Ve camiye gelenlerin kıyafetine karışılmasının da hiçbir mantığı yoktur.

        7. fark: “GATA, hasta ziyaretine gelen bir insanın giysisine karışılmasının mantığı yoktur. Cami, ayakkabıyla girersen halıları kirletirsin”. GATA’da başörtüsüyle dolaşan biri, hastane mikroplarını eve kadar getirir. Ayrıca bazı yurttaşlarımızın ayakkabılarını çıkartmamaları temizlik açısından daha iyi sonuç verir.

        8. fark: “ GATA, mabet değil hastanedir. Cami,devlet kurumu değil mabettir”. Ahmet Hakan’ın Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan haberi yok galiba. Bu ülkede camiler devlet kurumu, imamlar devlet memurudur. Dini, devletten ayırıp müminlere vermediğiniz sürece bu söylenilenlerin hiçbir anlamı olamaz. Hem Türkiye’deki dinsel mensubiyetlerin yalnızca biri olan Sünni-Hanefilik devlete finanse ettirilecek, onun içinde resmi bir din olarak iş görecek, hem de kutsal sayılacak.

        Böyle bir şey olamaz. Dinin kutsallığı inananlar içindir ve her kutsalın bedelini de onu kutsal sayanlar ödemelidir. Hem bize ödetip, hem de bizim kutsalımızmış gibi davranmak demokrasinin önünü tıkayan en başat hatadır. GATA veya askeri olan her şey de işte tam bu yüzden kendi kutsallığını ilân edebilmektedir. Devletin içindeki “kutsalları” hep birlikte tasfiye etmek gerekiyor. Birine kutsal değilsin derken öbürünü “kutsal” olarak devletin içinde bırakmak, bu devleti teokratik kılar. Bu da demokrasi için en büyük tehlikedir.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa