Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi ‘Hedefimiz adil bir yargılama’

        Nazenin TOKUŞOĞLU / ntokusoglu@htgazete.com.tr

        Daha mezun olmamıştı babası tutuklandığında. Avukat olmak için daha fazla sebebi oldu. Elinde yüzlerce dosyayla oradan oraya koştururken, küçücük kız mahkeme salonlarıyla, demir parmaklıklarla, ülkeye dair gizli dosyalarla tanıştı. İrem Çiçek (28) bu arada mezun oldu, stajyer avukat olarak başladığı serüvene babasının “dişli” avukatı olarak devam ediyor. Peki son gelişmelerle ilgili ne diyor İrem? Ruh hali nasıl? Bunca yükü nasıl kaldırıyor?

        Baban Dursun Çiçek “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nı imzalamak suçundan 30 Nisan 2010’dan beri cezaevinde. Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. 4 yıl önce konuştuğumuzda “Babam suçsuz, bunu ispatlayacağım” demiştin...

        Adil bir yargılama ile bu kararın geri dönmesi hedefimiz. 2009’da soruşturmalar başlamıştı. O delillerle çıkacağını düşünmüştüm. O dönem stajyerdim, şimdi avukatıyım. Ama babamın kamuoyuna sunulan o sahte planı hazırlamadığını hep biliyordum. Harp Akademisi’ni birinci bitirmiş, doktorasını tamamlamış... Kardeşlerinin, annesinin dini inancı yüksek... Kapalı kardeşlerine bir kere bile müdahale etmemişken neden daha geniş bir kitle için böyle bir şey yapmak istesin? Çabalarımın sonucunu, Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın “Orduya kumpas kuruldu”, Sayın Başbakan’ın “Yargı içindeki paralel yapı” ve Cemil Çiçek’in “Anayasa ihlal edilmiştir” cümleleriyle aldığımı görüyorum. İşbirliği bitti, itiraflar gelmeye başladı. Tüm yasal düzenlemeleri, tek başına kanun çıkarma yetkisi olan hükümet yapıyordu. Aralık operasyonundan sonra “Yargı o kadar güçlendi ki artık bize de vurmaya başladı” dediler. Hiçbiri “Ben bu davaları bilmiyordum” diyemez. Babam Başbakan’a, gazetecilere, savcılara, herkese mektup yazdı.

        Başbakan Erdoğan’ın “Sahte deliller yüzünden içeride olanlar var” cümlesi nasıl yorumlanmalı?

        Kendisine çok defa süreç anlatıldı. Bir ülkenin başbakanı bu cümleyi kuruyorsa içeridekilerin derhal serbest kalması lazım. Soyut demeçlerden sıkıldık. Kimler suçlu, bu kumpası kimler kurdu? İsim verin. Ya da bağımsız bir mahkemede yargılama olsun ve çeteyi teslim edelim.

        Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu için ne diyeceksin?

        Onun başlattığı adımı doğru buluyorum. Öte yandan tekmelerin uçuştuğu Meclis’te Metin Hoca’nın dedikleri ne kadar uygulanabilir bilmiyorum. Hükümet üyelerince dile getirilen adaletsizliklere ve mağduriyetlere son verilmesi TBMM sorumluluğundadır.

        Adli Tıp Kurumu’nda “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nı inceleyen 11 kişilik heyette “İmza Dursun Çiçek’in diyen” 7 kişiden 5’i görevden alındı. Bu ne anlama geliyor?

        İmza Çiçek’e ait diyenlerin hepsi raporun alınmasından en erken 1 ay önce, 2009’da atanmış göreve. Muhalif olanlar 1995, 1999 ve 2002’de işe başlamışlar. Adli Tıp uzmanı Ömer Kurtaş diyor ki: “Bir belge bilirkişilere kurayla verilir, burada seçilmişlere verildi. Bir kişi doğum iznindeyken gelip imzaladı”. 5 günlük hızlandırılmış kursla imza inceleme uzmanı olmuşlar. Halbuki en az 3 yıl kurumda çalışmak ya da 600’ün üzerinde evrak incelemek gerekir...

        Peki ya deliller?

        İhbarcı diyor ki, “Dursun Çiçek’in masasındaki klasörden aldım”... Ancak İrtica ile Mücadele Yazısı üzerinde delgeç, ataç, zımba izi yok. Babamınki dışında 14 parmak izi var. İhbarın gönderildiği postanede kamera görüntülerini isteyin dedik, istemedi Zekeriya Öz. 14 adet parmak izi kimin, araştırmadı bile. “Doktor Dursun Çiçek” diye imzalanmış; askeriyede doktor unvanı kullanılmaz, daha önce de hiç böyle bir imzası yok. Gizli tanık Efe, “Erzincan’da gördüm” diyor. MİT’in, Genelkurmay’ın, İçişleri Bakanlığı’nın raporu var, “Dursun Çiçek Erzincan’a gitmemiştir” diye. Genelkurmay’a giriş çıkışları var aynı tarihte.

        "KCK'YA UYGULANMASIN DEMEK ADALETSİZLİK OLUR"

        Yeniden yargılama mı adil yargılama mı; ne yapılırsa toplum vicdanı daha az yaralanır?

        6352 Sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesiyle hukuka aykırı şekilde yargılama yürüten Özel Yetkili Mahkemeler kapatılır, yargı içinde derin yapılanmanın üyeleri tasfiye edilir ve cezaya dönüşen tutukluluk son bulursa, yeniden yargılama iyi bir seçenek. Çünkü amacımız sadece beraat değil, kumpas kuranların cezalarını çekmesi. KCK’ya gelince; “Bana uygulansın KCK’ya uygulanmasın” demek adaletsizliğin daniskası olur. Hukuk hepimize lazım. Neyin ne olduğu normal bir mahkemede nasıl olsa çıkar. “Hem yolsuzluk iddialarının üstü kapanmasın hem suçsuzlar içeride kalmasın” diyemeyeceksek, adı karışanların cezasını yıllarca tutsak edilen babam dahil çok sayıda insana çektiriyoruz demektir...

        "BENİM HAKKIMDA DA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR"

        Sen hep daha net ve sert olansın diğer tutuklu yakınlarına göre... Avukat olmakla mı alakalı?

        Mutlaka etkisi var. Yemin törenimin olduğu gün törene 15 dakika var, televizyonlarda son dakika haberi “Dursun Çiçek hastaneye kaldırıldı” diyor. İmkânsızlık içinde babanıza neler olduğunu öğrenmeye çalışıyorsunuz. Evde aileye çözüm olmalısınız, avukatsınız sonuçta. Her tarafı aradım, sonunda öğrendim ki diş problemi olmuş ve doktora gitmiş. Ancak haberde böyle demiyor. Bir anda her şeyi düşünüyorsunuz. Yaşım küçük de olsa bu yaşadıklarımızın ağırlığını babam sayesinde hafiflettim.

        Nasıl taşıdın? İlk görevindi...

        Allah o gücü veriyor. “İrem, dosya karışık değil sen üstesinden gelirsin” dedim ki öyle, çok basit bir dosya. Sadece diğer davalarla çorba yapmışlar. Babamı çok seviyorum. Bana olumsuzluk değil güç veriyor.

        Sen çıkar çıkmaz çöküyor olabilir mi?

        Benim karşımda da gözlerinin dolduğu, yaşların aktığı oldu ama kendini hiç bırakmadı. 3. tutuklaması cumaydı. Basına kurduğum ilk cümle, “Cumaya denk getirdiler hafta sonu içeride kalsın diye”... O kadar iyi niyetlisin ki. Babam hâlâ saklıyor haber kupürünü. İlk 3 gün valizini açmamış, nasıl olsa çıkacağım diye. Ben iki günün hesabını yaptım ama o yapmadığı şey yüzünden 4 yıldır içeride.

        “1995’te Şırnak’ta keşke şehit olsaydım” demişti, bunları aştı mı?

        Bu vatan için canınızı ortaya koyup yıllarınızı vermişsiniz, ama sizi ülkenizde esir ediyorlar. Bu durumda söylediği cümleyi aşması zor. Moralimizin bozuk olduğu zamanlarda bazen o beni yukarı çekiyor, bazen ben onu. Benim hakkımda da 3 ayrı suç duyurusunda bulundular. Birinde mahkemeye “Tarafsız değilsiniz” dedim diye, mahkemeye hakaretten... Diğerinde “Burayı engizisyon mahkemesine çevirmeyin” dedim diye... Sonuncusuysa mahkeme sonrası babamla vedalaşırken aramıza mesafe konduğu için uzanıp elini öptüm, bir jandarma, hâkim salonda olmasına rağmen “Yasak” diye aramıza girdi. Jandarmaya hakaret davası... Ve hakaret olmadığı somut olan bu 3 durum için dava açıldı. Biri kesinleşirse babamın avukatı olamayacağım. 250 avukat aynı durumda.

        "BOYUMDAN BÜYÜK İŞLERE GİRDİM"

        Nasıl bir hayatın var?

        Ben gücümü hayat enerjimden alıyorum, ama tabii ki bu olay olmasaydı farklı bir hayatım olurdu. Boyumdan büyük işlere girdim ama elimden geldiğince boyuma uygun hayatı da yaşamaya çalışıyorum.

        “Evleneyim, çocuk sahibi olayım” diyor musun?

        Bir gün tabii ki ama düğün yapabilmem için babamın yanımda olması lazım. Evlenmeye karar verirsem düğün falan yapmam.

        Güzelsin, sempatiksin. Bu işini zorlaştırıyor mu, tacize uğradın mı bu süreçte?

        Zorlaştırmıyor, ama iltifat geliyor programlardan sonra özellikle. Taciz yok, evin kızı gibi görünüyorum ve bu avukat olmaktan ağır basıyor babası için mücadele eden kız çocuğu...

        Yolda durduruyorlar mı?

        “Yanındayız” diyorlar, gözleri doluyor. Ellerimi tutuyorlar. Ben onlara moral veriyorum “Lütfen umudunuzu yitirmeyin” diye. Sosyal medyada bazen haddini aşanlar oluyor, blokluyorum. Biz kocaman bir aile olduk. Hem şu an tutuklu olanlar hem dışarıdakiler, mailler, sosyal medya...

        Babanla bir hayaliniz vardı, İskenderun’a gidecektiniz. Hâlâ geçerli mi hayaliniz?

        Evet, babam orayı çok sever. Ben küçükken babamla ikimiz kanodayken Arsuz’da çekilmiş bir fotoğrafımız var. Fotoğrafın arkasına “Seninle tekrar oraya gitmenin hayalini kuruyorum” yazmış... Eminim onunla yeniden kanoya bineceğiz.

        "SAVUNMA SANAYİİNİ GÜÇLENDİREN KADRO İÇERİDE"

        17 Aralık senin için ne anlama geliyor?

        Bu olmasa başka bir şey olacaktı. Filler savaşı izliyoruz şu an. Herkes elinde ne varsa daha da ortaya dökecek.

        Neden baban?

        “Neden Deniz Kuvvetleri” diye başlamak lazım. Denizcilere yönelik bir operasyon bu bence. Balyoz’un yüzde 70’i denizci, darbe tarihinde genelde karacılar vardır. Karadeniz’de Deniz Kuvvetleri NATO’yu karşısına aldı ve burada güçlü olmasına izin vermedi. Kendi savaş gemisini üreten 14 ülkeden biriyiz ve savunma sanayiini güçlendiren kadro şu an içeride. HAVELSAN çalışanları darbeyle ilişkilendiriliyor, tüm beyinleri alıyorlar içeri. Dış güçlerin talepleri etkili bu davada bence. Babam, Bilgi Destek Dairesi’nde şube müdürü olan en kıdemli kurmay, tek denizci ve imzası en kolay olanı. Ama bir tek babam yetmezdi. Amaç Dursun Çiçek de değildi, eski Genelkurmay Başkanı’nı da aldılar.

        İlker Başbuğ ile görüşüyor musun?

        Geçenlerde görüştük.

        İyi mi?

        Ne kadar iyi olabilirse... Dört duvar arasında.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa