Vedat Milor: İçimde kalmıştı, söyledim rahatladım
Yemek eleştirmeni ve akademisyen Vedat Milor bilinmeyenlerini anlattı. Milor, bir dönem kendisini üzen bir olaya da değindi
- 5
"Genç öğretim üyesi olmak üzereyim, planlaması nasıl olmalıdır, Türkiye’ye nasıl faydası olur vs hiçbir değer görmedi. Fakat, 'Menemen soğanlı mı soğansız mı olur?' diye soruyorsunuz, ankete 500 bin kişi katılıyor. Bu da bizim enteresan bir durumumuz. Baktım ki ne yaparsanız yapın değeri yok. Sonra garip garip haberler çıkıyor. ‘Falanca gelmiş Türk erkeklerini yakışıklı bulmuş’ çok büyük haber olur ama Türk gencinin tezinin Amerika’da en iyi tez seçilmesinin haber değeri yok. Bu kadar sene sonra içimde kalmıştı söyledim rahatladım."
- 6
Lokantalardaki ortamları eleştiren ve iyi bir lokanta olsa bazı sebeplerden dolayı oraya gitmediğini belirten Vedat Milor konuyla ilgili rahatsızlıklarını da paylaştı.
"Bazı rahatsızlıklarımın da etkisiyle daha az lokantaya gitmeye çalışıyorum. Yemek yenilen ortamda gürültülü müziğin ve televizyonun açık olmasından ve sigaradan rahatsız oluyorum. Bu sebeplerden dolayı iyi lokanta olsa bile gitmiyorum. Eve geliyorum başım ağrıyor, sigara sinmiş. Yemek mi yiyoruz işkenceye mi geldik. Nasıl iyileşir bilmiyorum ama bu bir kültür meselesi" diyen ünlü isim yemek yerken çalınan müziğin de hafif müzik olması ve yemeği desteklemesi gerektiğini söyledi. - 7
Lise döneminde sinemadan çok büyülendiğini ve o dönemde sinemacı olmak istediğini de paylaşan Vedat Milor bu fikirden ailesinin vazgeçirdiğini dile getirdi. "Galatasaray Lisesi’ne giderken Sinematek’e giderdim sürekli. Filmlerin konularını anlatan özetler verirlerdi elimize.Sinema beni çok büyülemişti" diyen Milor Sinemacı olmaktan neden vazgeçtiğini şöyle anlattı:
-
- 8
"İyi bir okuyucuydum. Özellikle klasikleri okurdum. Rus, Türk klasikleri ve dünya edebiyatı okudum. Liseyi bitirdikten sonra sinema yönetmeni olmak istedim ama ailem istemedi. ‘Aç kalırsın’ diye beni ikna ettiler. Doğru hakikaten de. Mesela şu an genç yönetmenler var, görüyorum çok zorluk çekiyorlar fon bulmakta ve fikirlerini hayata geçirmekte. Bu şekilde ikna ettiler, 'Daha garanti iş yap' dediler. Ne yapabilirim diye konuşurken ‘İş idaresi yap’ dediler ama ben kendimi bir şirkette göremiyordum. Bu alanda burs garantisi almama rağmen istemedim. Vehbi Koç anneannemin arkadaşıydı, aynı apartmanda oturuyorlardı. Yemek yerken ‘iyi bir yerde ekonomi okursun, iş garantin olur’ dedi ama ben 'kusura bakmayın istemiyorum' dedim. Sonra toplumla ilgili olduğu ve o konuda yazmayı çizmeyi sevdiğim için sosyoloji doktorası yapmayakarar verdim ve akademik alana yöneldim. Mümkün olduğu kadar çok okumak istedim çünkü baktım hayat zor, insanlarla uğraşmak zor. İnsanların beklentileri her zaman zor. Sizintepenizde biri var sürekli bir sorun. Dünya Bankası’nda çalışırken de gördüm siz başarılıysanız sizin arkadaşınız altınızı oymaya çalışıyor. Bunu gördüm. Akademi iyi dedim ve tamamen o alana yöneldim."