Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Magazin Yılmaz Güney polemiği ateşlendi! Fazıl Say'dan Farah Zeynep Abdullah'a sert bir yazı geldi - Magazin haberleri
        • 3

          FAZIL SAY'A SERT YANIT: AHMAKÇA

          Fazıl Say'ın bu açıklamasına Farah Zeynep Abdullah'tan cevap gecikmedi. Abdullah, "Yazın nereden baksan tutarsız, nereden baksan ahmakça... Anlamamışsın, belli ki anlamak da istemiyorsun" diyerek son dönemlerdeki sert çıkışlarına bir yenisini daha ekledi.

        • 4

          Farah Zeynep Abdullah, açıklamasından önce Fazıl Say'a "Konuşalım, iki çift sözüm var" şeklinde mesaj attığını ama cevap alamadığını da dile getirdi.

        • 5

          Farah Zeynep Abdullah, konuşabilseydi Fazıl Say'a "Ağabeyim, seni hiç ilgilendirmiyor benim düşüncelerim' diyeceğini ardından da uyumaya devam edeceğini dile getirdi.

        • 6

          Farah Zeynep Abdullah, ayrıca "Hikâyelerine koyduğu konser anonsuna link koymayı unutmuşsun" diyerek ve konseri için bilet linki vererek Fazıl Say'ı ti'ye aldı.

          "SUÇSUZ İNSAN YOK, MÜKEMMEL BİR DÜNYA ZATEN YOK"

          Bu sözlerin ardından Fazıl Say da ünlü oyuncuya bir yanıt verdi:

          Eski kaynaklardan, Bach’ın gençlik yıllarında düellolarda çok sayıda ölüme sebebiyet verdiğini, Beethoven’ın tacizciliğini ve tecavüz girişimlerini, hatta, hatalarını anladığında bir “özür” olarak sert davrandığı kadınlara besteler ithaf ettiğini, Brahms’ın evcil hayvanları, özellikle kedileri düzenli olarak katleden bir sapık olduğunu, diğerinin sübyan, diğerinin tehlikeli bir tarikatçı, bir diğerinin vs vs.

          Önümüze neler düşer neler..

          Tüm bunlar yıllar içinde sıklıkla önümüze gelir, müzik dünyası karışır, sonra müzisyenlerin bir daha o besteciye elini sürmeyeceği, dinleyicilerin de uzaklaşacağı korkusu ortaya çıkar, sonuçta kültür tarihidir, “deşilmemesi gerek” denir,

          bir kaç yıl sonra bu sefer başka bir ülkede başka bir kaynaktan, tekrar tekrar, çok sayıda, birbirine benzer bilgiler, sansasyonlar,

          bu anlatılarda hangisi gerçek, hangisi manipüle, yüzyıllar öncesinin hikayeleri, kim inanırsa.

          Şu bir gerçek; bir gizli tarih var..“ispat” olanağının olmadığı bilgiler..

          Ben bilmediğim bir şeye inanmıyorum.
          Arda kalan eserler muhattabımız;
          Bizi insan kılıyor;
          şu bir gerçek; bu müzikler “insanların” müzikleridir.
          “İnsan” kusursuz olamayan, hep iyisi kötüsü tartıda olan varlık.
          Sanatçının işi ise iyice zor, hem kendine odaklanacak ve kendi gelişimini yaratacak, hem topluma sunacak. Toplumun beğenisi sanatçı hayatının en nevrotik kısmı, tehtidi, bir giyotin gibi yargısı, hayatta kalma unsuru, yaşamsallığı, motivasyonu, her şeyi..
          Elbetteki bu “kendin ile toplumlar” arasındaki sıkışıklık sanatçıyı ekstra nevrotik kılabiliyor.
          Kimi zaman hastalıklı.

          Buna töreler ekleniyor.
          Bach dönemi barok Avrupası, mesela şehrin arka sokaklarında bu bir düelloya davetdir, Yılmaz Güney’in 1970ler Türkiyesinde “namus”dur,
          Anlık cinnettir, husumettir.

          Sanatçıların başyapıtları en çok insanı, insanları, dünyayı, evreni, matematiği, yaşamı, ölümü anlattıkları, gözlemlediklerinden kendi yakarışlarını oluşturdukları, kendilerine ağıtı, kendileriyle hesaplaştıkları büyük eserleri oldu. Bach;Sığınmaya çalışır. Af diler.
          Bir dünyadır müziğinde muhteşem bir matematikle anlattığı eserleri.

          Suçsuz insan yok.
          Mükemmel bir dünya zaten yok.

        BURÇLAR

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa