Daha görülecek çok yeri var GALERİ
O kadar ilginç öyküler var ki burada şaşkınlıktan ağzımız açık kaldı. Türkiye'nin güneyindeyiz... Farklı ama dostane bir yer...
ABONE OLBEGÜM ÇELİKKOL
HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
Huzurlu uyumuşum... Temiz bir hava... Mis gibi bir kahvaltının kokusu çağırıyor beni. Aklımda aşk var... İşte uzakta olmanın en vuran yanı... Özlemek... Pencereyi açıyorum, huzurlu uykumun etkisi henüz geçmedi. Gözlerimi kapatıyorum kendimi rüzgara doğru bırakıyorum. Yağmur yeni dinmiş, mis gibi bir toprak kokusu var... Odama süzülen toprak kokusuyla yeni bir gün daha başlıyor Antakya'da... Özlüyorum her şeyi... Çocukluğumu, annemi, babamı ve en sevdiğimi... Sabahları daha bir sessiz burası, dingin... Toprak kokusuyla bezenmiş hava keyif veriyor... Uyanma zamanı geldi artık... Üzerimi giyinip çıkıyorum dışarı... Kimse yok yolda, biraz yürüyorum otelin çevresinde mis gibi havayı soluyarak. Buralar bozulmamış... Ne güzel kirlenmemiş bir yerde dolaşmak sessiz sedasız. Otelin önüne geliyorum ve kendime bir kahve söylüyorum. Kulağıma "Burada içeceksen çifte kavrulmuş kahve içeceksin" diyorlar. Onaylıyorum başımla... Beklemeye koyuluyorum. Önüme bir fincan geliyor ama her zamankinden farklı. Gümüş bir kabın içinde geliyor, tabağı da gümüş. Üstü kapalı. İçinde belli ki büyük bir sürpriz var. "Dikkat edin eliniz yanmasın" diyorlar ve gidiyorlar. Heyecanımdan bir an önce elliyorum gümüş fincanı, elim yanması umrumda değil. Kapağı açıyorum ve kahvenin o yakıcı kokusunu alıyorum. Tadıyorum... İçtiklerim gerçek kahve değilmiş dostlar. Bu çok farklı. Antakyalı arkadaşlarım her İzmir'e ya da İstanbul'a gelişlerinde getiriyorlardı, evde yapıyordum ama onlardan da farklı... Közde pişen, çifte kavrulmuş kahve uyandırıyor beni, dilimdeki o tadın tarifi imkansız. Yerinde denemeniz daha doğru sanırım...