Arap Sokağı-Arap Sarayı
AKP ile birlikte Türkiye'nin dış politikasında hatırı sayılır bir hareketlenme ve genişleme oldu. Eskiden küresel güçlerin kapattıkları alanlara girmeye; soğuk savaşın ayrıştırdığı dünyada sınırlı olan rollerin çeşitlenmesi ile daha boyutlu bir siyaset gütmeye başladı Türkiye. Geleneksel Batı-ABD-NATO ekseninde şekillenen politika çizgisinden ayrı alanlara açılması, ülkede ve dışarda bundan rahatsız olanlarca "eksen kayması" olarak nitelendirildi.
İsrail ile arasının açılması, Türkiye'ye bu ülkeye açıkça kafa tutamayan Arap ülkelerinin halklarını nezdinde itibar kazandırdı. İsrailli yetkililere açıkça meydan okuyan Başbakan R.T. Erdoğan, Arap sokağının sevgilisi. Ülkemiz, 1. Dünya Savaşı'ndan beri Araplar ve Müslümanlar nezdinde bu kadar
popüler olmadı. Ya Arap sarayı?
Mısır'ın önde gelen entelektüellerinden, Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in oğlu (ve olası devlet başkanı adayı) Cemal Mübarek'in beyin takımından ve iktidardaki Ulusal Demokratik Parti'nin en etkili isimlerinden Prof. Cihad Awda, sokağın diliyle konuşmuyor. Soruyor: "Türkiye'nin gerçek gündemi ne?" Pratiği bırakın, "stratejik olarak ne yapmak istiyorsunuz, bunu bize söyleyin?" Awda, Türkiye'nin son yıllarda gerçekleştirdiği dış politika açılımlarının Ortadoğu sokağında yarattığı heyecanın siyasi seçkinlerce paylaşılmadığını ima ediyor. Bunun bir nedeni bu seçkinlerin işgal ettikleri konumu siyasal rekabetle doldurmadıkları. Buna kuşku yok. Ama başka bir nedene işaret ediyor Cihad Awda.
"Türkiye'de İslam ve milliyetçilik hızla yükseliyor. Tüm bunlar neyin işaretleri? .Erdoğan, İslam ve sekülarizm arasında bir yol bulmaya çalışıyor. Türkiye hiçbir zaman İslami bir devlet olamaz." Ama Awda'ya göre Türkiye kafa karıştırıyor. Dış politika girişimlerinin amacını tam açıklayamıyor. "Çelişkilerle dolu bir dış politikanız var, birbiriyle çelişen bir sürü farklı politikalar. Mesela Türkiye ekonomik güç olmaya çalışırken. milliyetçilik ve İslam ise yükselişte" diyor. Evrensele yönelirken yerel ve özel nitelikleri ona ayak bağı olacak nitelikte demeye getiriyor.
"Yani stratejik politikanız çok çelişkili. Türkiye'nin stratejik olarak tam ne yapmak istediğini bilemiyoruz.Mesela Irak'la ilgili ne yapmak istiyorsunuz? Irak'la ilgili stratejiniz Körfez ülkelerine gelince tamamen değişiyor.Körfez'le tamamen ekonomik temelli ilişki geliştirilirken, Irak'la bu ilişki askeri temelli oluyor.[B]u bizde kafa karışıklığına yol açıyor. Türkiye'nin stratejik bir sorunu var. Yani tam olarak stratejik yönelimini belirlemiş değil. Mesela son yıllarda Türkiye yumuşak güç olmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Afrika ile, Mısır'la bu tür ilişkiler geliştirmeye çalışıyor; ama stratejik olarak Türkiye neyi amaçlıyor, bu bende soru işaretleri doğuruyor. Tüm bunlar ne için?
Aslında Türkiye'nin Mısır'la ilgili düşünceleri de yanlış. Mısır Müslüman bir ülke değil. Türkiye'nin tüm nüfusu Müslüman, ama Mısır'ın hepsi değil. Bu farkı bilmiyorsunuz.. Kıptilerle(Koptlar'la) işbirliği yapan herhangi bir Türk organizasyonu ya da şirketi görmedim. Türkiye ile seküler organizasyonlar arasında bir işbirliği yok. Hep Müslümanlarla işbirliği var. Müslüman Kardeşlerle (MK) var.
Sadece Müslüman olanları seçiyorsunuz. Bu Türkiye'yi problematik yapıyor. Sonuç olarak Türkiye'yi yönü olmayan bir ülke olarak tanımlıyorum. [Türkiye'nin i]yi bir ekonomik politikası var, sosyal politikası var. Uyumlu bir stratejik politikası yok, bu da yönünün ne yana olduğu konusunda belirsizlikler meydana getiriyor" diye bitiriyor sözlerini Prof. Awda.
Ne dersiniz? Alınalım mı biraz düşünelim mi?