Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hakkari’de acımasızca katledilen 9 insan ve vücut bütünlükleri yok olacak biçimde yaralanan insanların ortaya koyduğu bir gerçek var: Terör için insan canı veya hakkı değil, kutsallaştırılan bir dava önemlidir. Her şey onun için feda edilebilir. Eğer şiddet insan özgürlüğü, hakkı ve refahı için bir araçsa, amacına ihanet ediyor demektir. Çünkü en önemli insan hakkını çiğniyor; yaşama hakkını. Bir kere inanç veya siyasi dava insanı araçsallaştırırsa onu harcanabilir bir eşya olarak görür ve kullanır. Siyaset, şiddete indirgenince sorun çözme kabiliyetini yitirir, kan ve acının kaynağı olur.

        Ancak bunu bilmek yetmez. Terörizmi, kendi egemenliğini veya yönetim anlayışını sürdürmek için kullanan resmi otoriteler de, onların acımasızca bastırdıkları ve kurbanlaştırdıkları toplulukların şiddetle isyanına öncülük edenler de davalarında kendilerini sonuna kadar haklı göreceklerdir. Önemli olan ‘savaşçıları’ ikna etmek değildir. Bu çok zordur. Önemli olan onları destekleyen kitleleri bu yöntemin acımasız, insanlık ve hukuk dışı karakterine inandırmak ve kendi adına şiddete başvuranlara olan desteklerini sonlandırmaktır.

        Terörizm bir siyaset aracı olduğu kadar bir siyaset dilidir. Bu dil saldırgan ve yok edicidir. Anlamaya ve anlaşmaya olanak tanımaz. Toplumları ve toplumsal olanı iter ve onların yerine şiddeti ikame ederek aklı (makul olanı) ve uzlaşmayı devre dışı bırakır.’Makul’e, ortak akıl ve uzlaşmayla (farklılıkları bağdaştırarak) varılır. Şiddet, makule ulaşmayı önler. O nedenle siyasal nedenlerle ortaya çıkan şiddeti bastırmak için daha büyük şiddete başvurmak amacına aykırıdır. Çünkü siyaset uzlaşmayı ima ederken şiddet, kendini çoğaltır ve kanser gibi toplumda yaygınlaşır. Bu ayrışma ve güven kaybı demektir. Ayrışan ve güvenini kaybeden bir toplum ortak bir gelecek inşa edemez.

        Yapılması gereken, şiddeti daha büyük çaplı şiddetle bastırmak yanlışından vazgeçmektir. Sonra da her demokratik toplumda olan, olması gereken, hatta altına imza atıp uygulamaya koymadığımız Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği sözleşmelerinin ruhuna ve lafzına uygun ilkeleri ve kurumları yaşama geçirmektir. “Bunları terör örgütü de istiyor” diyerek ertelemek, gündemi terör örgütünün belirlemesi demektir. Siyasetsizlik ve olması gerekeni geciktirmek maliyeti çok yüksek bir hatadır. Bakın son 20 yıla, “Kürt sorunu” konusunda siyaset üretemememize rağmen İçleri, Dış İşleri ve Milli Savunma Bakanlıklarının en yoğun mesaisi terör örgütünün belirlediği olaylar ve siyasetle uğraşmakla geçmiştir. Bu reaktif, yani olan olduktan sonra gösterilen tepkiyle şekillenen siyaset tarzıdır. Yetkin ve kendine güvenen bir yönetim ve toplum bu tarzda davranmaz.

        Karşımızdaki ‘sorun’un adı nedir? Daha elimizde tedaviyi kolaylaştıracak bir tanı(m) yok. Hasta doktora gittiğinde şikayetini söyler ve doktor da ona göre muayenesini, tahlillerini yapar ve hastaya neyle karşı karşı olduğunu söyler. Kısaca teşhis, hasta ile doktor arasındaki bir iletişim sonrasında konur. Ama bizde tanı hep tek taraflı konmuş ve hatalı çıkmıştır. Hastaya derdi sorulmamıştır. Sonuca bakılmış (şiddet) ama hastalık tanımlanmamıştır. O halde sorunun tarafları, onun tanımına da katılmalıdır. Ortak bir tanı(m) üzerinde mutabakata varıldıktan sonra tedavi başlayabilir ve bu da sorunda ortak olanların çözümde de ortak olmaları sayesinde gerçekleşebilir. Bu bizde hiç yapılmamıştır. Ya sorun, sorunlunun ortadan kaldırılmasıyla sonlandırılmak istenmiş ya da sorunlu ‘diğer’ taraf hiç katılmadan çözüm üretilmek istenmiştir. Sonuç: başarısızlık ve kangrenleşen bir sorun; hem de on yıllar boyunca.

        Martti Ahtisaari (eski Fin Cumhurbaşkanı) ve “akil” arkadaşları Türkiye’gelip çözüm arıyorlar. Kızıyoruz. Bir sorun çözülmeyip uluslararasılaşırsa, başkaları da müdahil olur. Hele bir de çözülürse, bu hiç bizim istemediğimiz bir çözüm olabilir. Haydi artık biraz cesaret; önünde sonunda olacak şeyleri daha fazla eksilmeden biz yapalım; çözüm bizim olsun. Milliyetçilik (ulusu yüceltme) bu olsa gerekir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar