Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye’nin uzun süren ve geciken gelişme süreci nedeniyle sınıf-meslek çeşitliliği ile farklı sosyo-ekonomik çıkarlar üzerinden türetilen ideolojik-siyasal örgütlenme ve ifade çoğulculuğu güdük kalmıştır. Bu nedenle demokratik derinliği fazla olmayan bir siyasal hayatımız vardır. Baş aktör hep örgütlülüğü ve yaptırım araçlarını elinde tuttuğu için devlet veya onun birimleri olmuştur.

        Devletin ve türevlerinin başat siyasal aktörler olması siyasetin hiyerarşik (dikey), otoriter (buyurgan) ve tek yönlü (devletten topluma) olmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, siyaset yukardan aşağıya, tek taraflı bir bildirim şeklinde ifade edilmiş; söyleşiye, uzlaşmaya değil, dayatmaya, kabul ettirmeye dayanan bir karaktere bürünmüştür.

        Seçimler ise taşradan çevrilen telefonun Ankara’da sürekli çalması ama sadece seçim zamanı açılmasına, bir süre dinlendikten sonra tekrar kapanmasına benzer kısmi ve kısa süreli bir iletişim örneğidir. Bu durum, “siyaseti, siyasetçi yapar” anlayışının yerleşmesine neden olmuştur. Oysa siyaset, bir toplumun ortak yaşamını ilgilendiren tüm konularda birlikte karar almak ve bu kararların uygulanması sürecidir. Dolayısıyla siyaset ile halk dolaysız ilişkide olmalıdır.

        Siyasetçi toplumu oluşturan çeşitli kesimlerin karar ve beklentilerinin ortaya çıkmasına ebelik eder. Onlar adına karar almaz, almamalıdır. Alınan kararlar teknik ekipler tarafından uygulamaya konulur. Bürokratlar ve teknokratlar bunun içindir. Bu kesitler birer hizmet grubudur. Her şeyi bilen ve kendi kafalarına göre aldıkları kararları topluma dayatan ve uygulayan egemen unsurlar değildir, olmamalıdır.

        Ama şimdiye de olmuşlardır. Hizmet etmeleri için halkın alın teriyle biriken kaynaklarla eğitilen, onun vergileriyle ayakta duran kurumlarda iş bulan ve mesleki donanımlarını sağlayanlar, bu donanımları halka karşı kullanmışlardır. Darbe yapmışlar; beğenmedikleri kültürel kimlikleri, siyasal görüşleri, inançları yüzünden yurttaşlarını hapislerde süründürmüşler, işkencelerden geçirmişler ve asmışlardır. Bunların tümü de “iyi siyaset” adına veya topluma “medeniyet/aydınlanma” veya istikrar getireceğiz diye yapılmıştır.

        Bu siyaset tarzında halk, edilgin ve tabi bir unsurdur. Yapan, karar veren ve hesap soran etken bir varlık değildir. Üzerinde siyaset yapılan tüm tabi yığınlar gibi Türkiye halkı da siyaseti kendi doğal ayrıcalıkları olduğuna inanan ve onu buna inandıranlarca kandırılmış ve güdülmüştür.

        Bu durumun devamından yana olan çevreler, kadrolar ve partiler bugün de var. Ama halk artık yoksul, edilgin ve genellikle kırsal alanda mahsur kalmış köylü yığınlarından ibaret değil. Çoğunluğu kentlerde yaşayan, sosyal-mesleki olarak oldukça çeşitlenmiş; görüş, çıkar ve beklentileri çoklu ve dinamik bir ekonominin parçası olan geniş bir kitle var karşımızda. Onların ne bir hırka ile lokmaya razı, ne de kıymeti ve bilgisi kendinden menkul ‘efendilerin’ kararlarına tabi olmaları beklenemez. Bekleyen varsa da yanılır. Son seçimler ve halk oylamaları bunu birkaç kez kanıtladı.

        Ama halkın yanlış düşündüğünden emin olan, en azından aynı –tabii kendi istedikleri- doğrultuda düşünmesini isteyen insanlar ve çevreler var. Onlar Anayasa değişiklik paketinin oylamasında ‘hayır’ oyu verilmesini istiyorlar. Neden? Daha iyi bir anayasa yapılabilmesi için mi? Keşke, ama önceki sicillerine bakıldığında, değişikliğin getireceği bir adım daha ileri demokratik eğilimi göstermekte o kadar cimri davrandılar ki, bugün “gelin bu eksikli teklifi oylamayalım; daha kapsamlı ve demokratik anayasayı seçimden sonra yapalım” teklifine insan güvenemiyor. Kusura bakmasınlar, evet eksikli ve kısmi bir değişiklik bu ama yapılmayınca hiçbir şey yerinden kımıldamayacak. Türkiye’yi 20. yüzyıla demirleyen bir yasal ve siyasal düzenden kurtulmanın umudunu da duymak mümkün olmayacak. O zaman diyecek bir tek şey kalıyor: “Bununla yetinmeyelim; oylayalım ve daha iyisi için azmimizi ve çabamızı diri tutalım!”

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar