Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GÖZLERDEN uzak bir mekân var. Adını hep Hülya Avşar'ın aile yemeklerini yaptığı mekân olarak biliyoruz. Tarabya'nın eski tavernalarının arasında kalmış olan Kıyı Balık sessiz sedasız iş ve sanat dünyasını ağırlayan mekânların başında geliyor. Balıkçı dediğin deniz kenarı olacak algısını kıran ilk mekânlardan. Deniz tam karşısında fakat aradan yol geçiyor. Fakat gene de Kıyı'ya gidenin deniz görmek ya da deniz gören masada oturmak gibi bir kaygısı yok. Geçtiğimiz haftalarda bir günlüğüne de olsa İstanbul'un stresinden kurtulmak için kendimi Tarabya Oteli'ne atmıştım. Tarabya'ya kadar gitmişken hemen yanı başında bulunan Kıyı Balık'a gitmeden geri dönmek olmazdı. Günlerden cumartesi, hava da güzel olunca ister istemez mekânda bir yoğunluk oluyor. Mekânın ortağı Yorgo Ağabey'i arayıp yer ayırttım. Ancak sesinden anladığım kadarıyla bana yer ayarlaması biraz zor oldu. Erken saatte gitmeme rağmen mekân ağzına kadar dolu. Artık bulduğum boş yere oturdum. Kıyı iki bölümden oluşuyor. Hemen giriş ve bir de yan salonu var. Kıyı'nın müdavimlerinin masaları hemen hemen belli. Eğer siz yemek saatini biraz geçip gidiyorsanız masanızın belli olması için çok gidip gelmiş olmanız gerekiyor. İşadamları ve sosyetik dediğimiz tayfa mekân değişimini çok yapmıyorlar. Birçok yeri dener ancak iş ya da aile söz konusu oldu mu belli mekânları vardır. Kıyı da bu tarz seçimlerin başında geliyor. "Benim balıkçım", "Benim kebapçım" lafı bizde çok meşhurdur. İşte Kıyı da benim balıkçım denilen mekânların başında geliyor. Öyle şatafatlı bir yer değil. Ancak mekânı güzelleştiren en önemli nokta şüphesiz Yorgo Ağabey. Yılladır bilirim ama hiç değişmedi. Şef gibi salonu yönetir, bazen servise girer sipariş alır. Öyle "Patron oldum benim ne işim var" diyen biri değil, zaten dünyada artık zenginin açtığı mekân değil ustanın yani şefin açtığı mekânlar daha çok rağbet görüyor. Neyse masaya oturduk önce meze, daha sonra ara sıcak olarak karides ve kalamar tava istedik. Gecenin sonunda yemek olarak ben levreği tercih ettim. Gayet lezzetli, sunumlar çok güzel. Fiyat aynı şekilde ne pahalı ne ucuz. Ancak ambiyans hepsinden daha güzel, o gece yine çok sayıda ünlü vardı. Sabancı Holding'in başkanı Güler Sabancı'yı saymam yetiyordur herhalde. Güler Hanım'ın olduğu yerde başkasını saymak hakaret olur. Şaka bir tarafa Kıyı her zaman hem lezzetini hem ambiyansını katlayarak yola devam ediyor.

        Geleneksel lezzetler şöleni

        HAVAALANLARINI benim kadar sık kullanan kişi sayısı azdır herhalde. Ben de mümkün olduğu kadar halka karışıp neler olup bittiğini görmek, için CIP salonu yerine normal herkesin kullandığı alanı tercih ediyorum. Biz yazarlar için bir şeyi görmek, bir şeylere dokunmak çok önemlidir. Yoksa duygu gider, durmadan aynı şeyleri yazıp sıradanlaşırsınız. Ben de aynı şeyleri yazmak istemediğim için mümkün oldukça yeni yerlerde ve farklı insanlarla olmayı tercih ediyorum. Geçtiğimiz günlerde yine bir seyahat sırasında iç hatlarda Tadında Anadolu'da soluğu aldım. Bir kere BTA'yı böyle bir konsept oluşturdukları için baştan tebrik ediyorum. Unutulan lezzetleri, unutulan duyguları size yaşatıyorlar. Mesela çocukluğumuzun gazozları vardı. Şimdi hiçbiri yok. Bakın Coca Cola bile eski şişelere geri dönmeye başladı. Bütün restoranlarda eski tarz bardaklar kullanılmaya başlandı. Tadında Anadolu'da raflara bakarken gördüklerim karşısında çok sevindim. Türkiye'nin değişik yerlerinden küçük üreticilerden temin ettikleri lezzetler raflarda yer alıyor. Hemen sol tarafta günlük tencere yemekleri çıkıyor, her gittiğimde tadına bakıyorum. Hepsini çok güzel yapıyorlar. Bizim unutmak istediğimiz ama BTA'nın bize hatırlattığı lezzetler büyük keyif veriyor. Para kazanmaktan daha çok sosyal sorumluluk projesi gibi geldi bana. Ankara Gazozu artık yok denecek kadar az, Ufuk Gazoz, Zaman Gazozu say say bitmez. Hepsi raflarda yerini almış. Malatya kayısısı gazozu muhteşem bir tat. Mutlaka deneyin. Tadında Anadolu, "Eski günlerdeki gibi" sloganıyla yola çıkmış. İyi ki çıkmışlar, bize eskiyi hatırlattıkları ve lezzetli yemekler sundukları için bir teşekkürü hak ediyorlar. Sadece bunlarla bitmiyor. Tabii ki en büyük alkış BTA'nın icra kurulu başkanı Saadettin Cesur, fikir sahibi İbrahim Demir, sonrasında canla başla çalışan güler yüzlü, her gittiğimde işinin başında gördüğüm Kazım Çil'in büyük katkısı var.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar