Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik TESEV Anayasa raporunu açıkladı!

        Serkan AKKOÇ / AHT

        Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) bünyesinde oluşturulan ve aralarında akademisyen, gazeteci, eski siyasilerin bulunduğu 10 kişilik Anayasa Komisyonu, "Türkiye'nin Yeni Anayasası'na Doğru" başlığıyla hazırladıkları raporu açıkladı. Komisyon üyesi ve TESEV Başkanı Can Paker, hazırlanan raporla ilgili "Yeni anayasanın devleti korumak yerine sivil toplumu güçlendirmek ve bireyi koruma ilkesini gözönünde bulundurması temel alındı" dedi.

        10 KİŞİLİK KOMİSYON 4 AYDA HAZIRLADI

        Raporun açıklanması için Conrad Otel'de düzenlenen toplantıya TESEV Anayasa Komisyonu üyeleri Hasan Cemal, Ümit Cizre, Mustafa Erdoğan, Cengiz Güleç, Etyen Mahçupyan, Ergun Özbudun, Can Paker, Tosun Terzioğlu, Serap Yazıcı ve Mehmet Salih Yıldırım katıldı. Aralık 2010 ve Nisan 2011 tarihleri arasında yapılan 12 tartışma toplantısı sonrasında hazırlanan raporla ilgili bilgi veren Can Paker, "Türkiye'de bugüne kadar yapılan Anayasalar ve buna bağlı olarak yasalar devleti korumak ve güçlendirmeye yönelik olmuştur. Bizim önerilerimizin temelinde yeni Anayasa'nın devleti koruma yerine sivil toplumu güçlendirme ve bireyi koruma ilkesini gütmesi yatıyor" dedi.

        CUMHURİYET'TEN BAŞKA DEĞİŞMEZ MADDE OLMAMALIDIR

        Türkiye'de Anayasa'nın değişmez maddeleriyle ilgili yapılan tartışmaları hatırlatan Paker, TESEV komisyonunun bu konudaki fikrinin iktidarın tek sahibinin halk olduğu, halkın istediği Anayasa'yı istediği gibi yapıp, değiştirebileceği yönünde olduğunu belirtti. Paker, "Dolayısıyla temel olarak anayasanın değişmez maddesinin olmaması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bir tek maddeyi değişmez olarak kayda geçtik. O da Türkiye'nin bir cumhuriyet olduğu... Bunun nedenlerinden biri bu anayasanın devletin kuruluşuna bir manevi referans vermek istemesi ve cumhuriyetin kelime anlamıyla da halkın kendi kendini yönetimi olmasıdır" diye konuştu.

        TÜRKİYE'NİN YENİ ANAYASA İHTİYACI VAR

        İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Türkiye'nin artık yeni bir anayasanın eşiğinde olduğunu söyleyerek, "Mevcut anayasanın baştan beri otoriteryan, devlet odaklı, özgürlüklere ve sivil inisiyatiflere kapalı bir felsefeye dayandığına ilişkin eleştiriler zaten vardı. Yapılan değişiklikler de anayasanın sistematik bütünlüğünü epeyce bozmuş bulunuyor" diye konuştu.

        DEVLETİN RESMİ İDEOLOJİSİ OLMAMALIDIR

        Hazırladıkları raporda bir anayasaya hakim olması gereken genel ilkeleri beş başlık altında topladıklarını belirten Erdoğan, "Devletin herhangi bir resmi ideolojisi olmamalıdır. Mevcut anayasanın en fazla eleştirilen yanlarından biri resmi bir ideoloji tercihinde bulunmasıdır. Bizim önerdiğimiz sadece şu anda benimsenmiş olan resmi ideoloji değil, onun yerine veya benzer biçimde herhangi bir başka ideolojinin anayasaya yerleştirilmesine karşı bir tutum almak gerektiğidir.

        DİNE DE DİNSİZLİĞE KARŞI DA TARAFSIZ OLMALIDIR

        Temel ilkelere "Devlet dinler karşısında tarafsız olmalıdır" diye devam eden Erdoğan, demokratik devletlerin dinler ve inançlar karşısında olduğu gibi dinsizlik ve inançsızlık karşısında da tarafsız olması gerektiğini söyledi.

        ETNİK VE KÜLTÜREL KİMLİK TANIMLANMAMALIDIR

        TESEV raporundaki anayasa temel ilkeleri arasında bulunan "Devlet etnik veya kültürel kimlikle tanımlanmamalıdır" maddesinin önemine işaret eden Erdoğan, "Kimlik ifadesi, öteden beri Türkiye'nin çoğulcu demokratik bir sistem oluşturmasının önünde ciddi bir engel olarak duruyordu. Türkiye'deki toplumsal barışı tehdit eden en önemli etkenlerden de biriydi. Anayasanın hakim çoğunluk dahil olmak üzere herhangi bir kimlik veya etnik çağrışımı olan herhangi bir terimle kendisini tanımlamasının, bu yönde ifadeler içermesinin yanlış olduğunu kimlik ve kültürel bakımdan tarafsız bir anayasaya ihtiyaç olduğunu öneriyoruz" dedi.

        TSK'NIN ÖZERKLİĞİNİ TÜMÜNDEN KALDIRAN BİR ANAYASA

        Yeni anayasanın çağdaş demokrasinin esaslarından olan "silahlı kuvvetlerin sivil denetimi" ilkesini tam olarak tesis etmesi gerekliliğini vurgulayan Erdoğan, "TSK'nin sistem içindeki özerkliğini veya temsili demokratik kurumlar üzerindeki vesayet imkanının anayasal temellerini tümüyle ortadan kaldıran yeni bir anayasa öneriyoruz" dedi. Erdoğan, temel ilkelerin son maddelerini de "Devletin teşkilat ve işleyiş bakımından sivilleştirilmesi" ve "Devlet teşkilatının adem-i merkezileştirilmesi" olduğunu söyledi.

        BAŞLANGIÇ METNİ "BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ HALKI..."

        Yeni anayasanın bir başlangıç metni olması gerekliliğini vurgulayan Erdoğan, "Yapmaya çalıştığımız şeyin anlamını Türkiye toplumunun kendi siyasi kariyerini eline alması olarak düşünürsek; bu iradeyi, istekliliği ve heyecanı yansıtan bir başlangıç metnine yer verilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Başlangıç metninin devleti yeniden kuran iradenin "Biz, Türkiye Cumhuriyeti halkı..." şeklinde başlamasını tarafsızlık ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak görüyoruz. Ayrıca insan onuru, insan hakları, halk egemenliği, hukukun üstünlüğü, azınlık haklarına saygı, kültürel farklılıkların tanınması ve bu farklılıklara saygı, toplumsal barış, vicdan ve din özgürlüğünün teminatı olarak laiklik, hukuk önünde eşitlik ve herkesin kamu hizmetlerine eşit ulaşma hakkı, devletin uluslararası hukuktan doğan taahhütlerine bağlılığı kavramları da metinde yer almalıdır" dedi.

        Erdoğan, devleti tanımlayacak tavsiye cümlesini de "Türkiye Cumhuriyeti, insan onuruna saygılı, insan haklarına bağlı, hukukun üstünlüğüne dayalı, içeride ve dışarıda barışçı, laik ve çoğulcu bir demokrasidir" şeklinde açıkladı.

        YURTTAŞLIK ETNİK HİÇBİR KİMLİKLE TANIMLANMAMALI

        Erdoğan, şöyle konuştu: "1982 anayasasının başlıca hatalarından birinin yurttaşlığı etnik-kültürel imaları olan bir şekilde tanımlamasıydı. O nedenle yeni anayasa yurttaşlığı tanımlamaksızın, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığının temel bir hak olduğunu belirtmekle yetinmesi gerekir. Temel haklar konusunda ise hakları ancak belli ödevler ve sorumluluklar karşılığında alınan şartlı bağışlar olarak gören anlayışın devredilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Vicdani ret temel bir hak olarak yeni anayasada yer almalıdır. Yeni anayasa kültürel haklardan söz ederken hiçbir şekilde etnik kimliklere referans yapmamalı."

        RESMİ DİL TÜRKÇE OLMALI

        "Türkçe'nin resmi dil olarak muhafaza edilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Ancak ana dili Türkçe olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kamu hizmetlerinden yararlanmasında kendilerine uygun kolaylıklar sağlanacağının da anayasada kayıt altına alınması gerektiğinin altını çiziyoruz. Bu çerçevede ilk ve orta öğretim kurumlarında eğitim dilinin Türkçe olması esas olmakla beraber resmi dil dışındaki diğer dillerde, o dillerin gelişimini de sağlayacak şekilde düzenlenmiş isteğe bağlı dersler olmalıdır. Ayrıca anadillerinde eğitim-öğretim yapacak özel eğitim kurumlarının kurulması da anayasal güvence altına alınmalıdır".

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa