Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Hülya Koçyiğit:"Gülşah kanseri yenecek"

        HT MAGAZİN / Mehmet ÇALIŞKAN

        Hülya Koçyiğit, kızı Gülşah Alkoçlar’ın yakalandığı meme kanserini yeneceğine inancı tam olsa da doğal olarak oldukça üzgün. Yeni nesil sinemacıların ‘Türkiye sineması’ hakkında dayatma yapmalarının gereksiz olduğunu söyleyen Koçyiğit, Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında ise ‘Böyle bir Başbakan’ımız olduğu için gurur duydum’ dedi.

        Altın Portakal Film Festivali’nin yüzü olmak size ne hissettirdi?

        Oyunculuk kariyerimle Altın Portakal Film Festivali aynı yaşta. Festivalin ilki benim ‘Susuz Yaz’ ile oyunculuğa başladığım yıl düzenlendi. Bu yıl festivalin yüzü olarak beni seçmeleriyle büyük bir gurur yaşadım. Törende bana hediye edilen tablonun ‘Türk sinemasının 100 yıllık yüzü’ şeklinde takdim edilmesi, genç sinemacılar için ufuk açmıştır diye düşünüyorum. Dilerim bir gün onlar da benim eriştiğim onura erişirler. Bu onur sadece bana ait değil. Eserin sahibi Necati Cumalı ile yönetmenimiz Metin Erksan ve rol arkadaşlarım adına da gururlandım.

        ‘Susuz Yaz’, en beğenilen Türk filmi seçildi.

        Türk sineması deyince akla gelen en değerli eser, yurtdışında ödül kazanan ilk Türk filmi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yaptığı ankette ‘Susuz Yaz’ın halk oylamasıyla en beğenilen Türk filmi seçilmesi bana ayrı bir gurur daha yaşattı.

        ‘ZORLAMAYA GEREK YOK’

        ‘Türk sineması’ ile ‘Türkiye sineması’ arasındaki tartışmayı nasıl yorumlarsınız?

        Yeni nesil sinemacılar ‘Türkiye sineması’ tabirini kullanmayı benimsediler ve bize de benimsetmeye çalışıyorlar. Bu dayatmaya, zorlamaya gerek yok; bu bir kompleks. Birçok milletten insanın yaşadığı Amerika’da ‘Amerika sineması’ denmiyor, ‘Amerikan sineması’ deniyor. Keza Fransa’da da, İngiltere’de de, Hindistan’da da, Yunanistan’da ve diğer bütün ülkelerde de aynı şekilde.

        Yeni nesil sinemacılar Yeşilçam’ı küçümsüyorlar mı?

        Şöyle mi denir ona acaba? “Aslını inkâr etmek, nereden geldiğini unutmak” deriz ya biz. Kimse 100 yıllık bir geçmişi olan ‘Yeşilçam’ı inkâr etmemeli. Bu geçmişi yok farz edip sağlam bir binayı yıkıp yerine başka bir bina dikmeye çalışmak gereksiz bir çaba.

        Acaba Yeşilçam filmlerinin derdi olmayan yapımlar olduğu mu sanılıyor, böyle mi düşünüyorlar?

        Benim ilk filmlerimden ‘Diyet’in işçi haklarını savunuyor olması akla gelmiyor mu? Keza ‘Kurbağalar’, ‘Vurun Kahpeye’, ‘Düğün’, ‘Diyet’ ve elbette ‘Susuz Yaz’ gibi birçok filmimin ne büyük ölçüde derdi olan yapımlar olduğu hatırlanmıyor mu? Yeşilçam filmleri şöyle bir gözden geçirilecek olursa meslektaşlarımın ne kadar çok derdi olan filmler çektikleri anlaşılır. Çağan Irmak, Yeşilçam geleneğini inkâr etmeyerek onu ileriye taşımak için adımlar atmıştır. Altını çizerek söylüyorum genç sinemacılara gönlünü açmış biriyim.

        ‘BAŞBAKAN’IMIZLA GURUR DUYDUM’

        Akil insanlar toplantısında Başbakan Davutoğlu ile neler konuştunuz?

        Sayın Başbakan’ımızla ilk kez karşılaştım ve böyle bir Başbakan’ımız olduğu için gurur duydum. Türkiye’nin tüm meselelerine hâkim, oldukça geniş bir kültüre ve son derece özgürlükçü bir kişiliğe sahip. Kültürel tarihimizi anlatarak bir bütünün parçaları olduğumuzu, bizi ayırmaya çalışanların emellerine ulaşamayacakların dile getirdi. Son derece birleştirici bir konuşma yaptı. Asıl sahibinin vatandaşlar olduğunu söylediği çözüm sürecinin Türkiye’nin son 100 yıldaki en önemli projesi olduğundan söz etti. Türkiye’nin daha da demokratikleşmesi için toplumsal bütünlüğe, barışa ihtiyacımız olduğunu dile getirdi. 6-7 Ekim Olayları’nın kendilerinde aldatılmışlık duygusu yarattığını, buna hükümet olarak çok üzüldüklerini söyledi.

        Akil insanların çözüm sürecine katkısı ne ölçüde olmuştur?

        Dünyada çok farklı siyasi oyunlar dönüyor. Daha önceki hükümetler silahlı çatışmayı, polisiye ve askeri tedbirlerle sona erdirmeye çalıştılar ama başarılı olamadılar. Bu sorun şimdi siyasetle, birbirini dinleme yoluyla yok edilmeye çalışılıyor. Demokratikleşme için, eşitlik için PKK’nın silahlı çatışmayı mutlak olarak bırakması, herkesin barış sağlandıktan sonra ülkenin nasıl adımlar atacağını görmesi gerekiyor.

        Akil insanlar çoğu zaman eleştirildi de. Zarar gördünüz mü?

        Zaman zaman çok hırpaladılar bizi, alay da ettiler. Önemli değil. Biz ne kadar iyi niyetli olduğumuzu, barışı ne kadar istediğimizi biliyoruz. İnanıyorum ki bizimle alay edenler gün gelecek amacımızı anlayacaktır. Benim akil insanlar projesinin ne ölçüde benimsendiği konusundaki ölçüm çoğunluğun ne düşündüğüdür. Gerek Altın Koza Film Festivali’nde gerekse Altın Portakal Film Festivali’nde sahneye çıktığım zaman insanlar uzun süre alkışladılar. Bu alkışlar geniş kitlelerin çözüm sürecine inandığını göstermiştir.

        'GÜLŞAH KANSERİ YENECEK'

        Gülşah Hanım’ın hastalığından dolayı şu an nasılsınız?

        Birçok konuda car car konuşuyorum ama kızımın hastalığı konusunda boğazım düğümleniyor. İnsan evladı ateşlenince bile kendini o kadar kötü hissederken, bu konuda elbette kendini iyi hissetmiyor. Gülşah’ın kemoterapi tedavisi başladı. Meme kanserinin üstesinden gelen milyonlarca kadın var, Gülşah da üstesinden gelecek, hastalığını yenecek. Bizim ona moral vermemiz gerekirken, Gülşah bize ona verdiğimizden daha çok moral veriyor. Bu da tedavi sırasında çok önemli bir etken. Gülşah’ın hastalığı üçüncü test sonucunda ortaya çıktı. İlkinde ve ikincisinde temiz görünüyordu ama kendisi elleriyle kisti fark edince üçüncü bir kontrole girdi. Bu nedenle bütün kadınlara sesleniyorum: Meme kontrolünüzü aksatmayın, rutin olarak yaptırın.

        'BİZİ YOK SAYAMAZLAR'

        Ödül töreninde yeni nesil oyuncular sizi tebrik etti mi?

        Ne yazık ki hiçbiri yanıma gelmedi. Bir tek Demet Evgar geldi. Yanıma gelip “Altın Portakal Film Festivali’nde ben de sizin kadar çok ödül almak istiyorum. Dilerim Allah bana da nasip eder” demelerini beklerdim. En çok üzüldüğüm noktalardan biri insanların birbirlerine olan saygı ve sevgilerinin azalmış olması. Büyük bir benmerkezcilik ve ego hâkim. Bunlar iyi şeyler değil, bunlar insanı iyi yerlere götürmez. Hülya Koçyiğit’i, Türkan Şoray’ı geçmeye çalışacaksın ama asla onları yok saymayacak, inkâr etmeyeceksin. Çünkü bu insanlar 50 yıldır mesleğinizin iyi bir yerlere gelmesi için oldukça uğraşmış insanlar.

        BURÇLAR

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa