Sakık örgüt içi infazları cumhuriyet savcısına anlattı
Şemdin Sakık: "2 bin PKK'lı Öcalan'ın talimatıyla infaz edildi"
İlyas AKENGİN / DİYARBAKIR (AHT)
Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan ve PKK'nın bir dönem 2 numaralı ismi olan Şemdin Sakık, terör örgütünde yaşanan iç infazları anlattı.
Yoğun güvenlik önlemleri altında salı günü Diyarbakır Adliyesi'ne getirilen Sakık, faili meçhul cinayetler davasına bakan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun'a ifade verdi. Örgütteyken bir parmağı olmadığı için 'Parmaksız Zeki' kod adını alan Sakık, Abdullah Öcalan'ın bir dönem kaldığı Suriye'deki örgütün Bekaa kampında, 2 bin PKK'lının, Öcalan'ın emriyle 'ajan oldukları', 'başarısız eylem yaptıkları' 'Öcalan'a saygısızlık ettikleri' gibi nedenlerle infaz edildiğini söyledi.
1998'de özel harekat timleri tarafından Kuzey Irak'ta yakalanıp Türkiye'ye getirilen ve PKK terör örgütünde kaldığı dönemlerde 191 eylemde 283 kişinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle idam cezasına çarptırılan Şemdin Sakık, örgüt içinde yaşanan infazlarla ilgili savcılığa ifade vermek istediğini bildirdi. Talebi olumlu değerlendirilen Sakık, salı günü geniş güvenlik önlemleri altında getirildiği Diyarbakır Adliyesi'nde Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun'a yaklaşık 4 saat ifade verdi.
Örgüt içinde kaldığı dönemlerle ilgili yaşanan infazları anlatan Sakık'ın şunları söylediği öğrenildi: "Bekaa vadisinde kaldığım süre zarfında yaklaşık 2 bin örgüt içi infaz yaşandı. Bunların emrini Apo veriyordu. Bunlar arasında PKK'nın üst düzey yöneticileri de bulunuyor. Örgüt tarafından infaz edilenlerin bir çoğu ajanlık faaliyeti, başarısız eylem koyma ve Apo'ya saygısızlık ettikleri gerekçesiyle yargılanmadan, sorgulanmadan öldürülüyordu. Bu ölümlere ilk etapta üzülüyordum, ama bir süre sonra sıradan geliyordu. Buna karşı koyma durumum olsaydı müdahale ederdim. Müdahale etseydim bana da bir iftira yapıştırıp, ihanet ettiğim için öldürebilirlerdi. Bu nedenle verilen talimatları yerine getiriyordum."
"ÖCALAN 'ÖRGÜT İDARE ETMEK KOLAY DEĞİL' DİYEREK UYUŞTURUCUYU YASAKLAMADI"
Savcı Osman Coşkun'un örgütün gelirleriyle ilgili yönelttiği soruya Sakık'ın, "Örgütün en önemli gelirlerinden biri uyuşturucu ve bazı işadamlarının yardımlarıyla ayakta duruyordu. Ama en önemlisi uyuşturucuydu. Ben örgütün uyuşturucu işine girmesine karşıydım ve satılmasına uzun süre izin vermiyordum. Çünkü ben ilkeli bir insandım. İnsanların canına zehir gibi giren uyuşturucunun yasaklanmasını önerdim. Hatta bu durumu Bekaa'da Öcalan'a bildirdim. Ama kabul edilmedi. Öcalan bana, ?Örgüt idare etmek kolay mı? Bu gelir olmazsa gerilla nasıl ayakta kalır, neyle yaşar? Parasız pulsuz örgüt mü olur? Para olmadan bir kişiyi bir gün idare edersin, iki gün idare edersin ama üçüncü gün bazı ihtiyaçları gideremedin mi insanlar burada durmaz. Bu nedenle uyuşturucunun yasaklanması örgütün sonu olur. Sen verilen talimatları yerine getir' şeklinde bir konuşmamız oldu. Ben de bu konuşmadan sonra karşı koyma tavrımı değiştirmek zorunda kaldım. Kaldığım bölgede uyuşturucu işi yapanlardan komisyon alıyorduk, bu şekilde geçişlerine izin veriyorduk" dediği öğrenildi.
"KİTAPLARIM BEYAN OLARAK KABUL EDİLSİN"
Uzun süren ifadenin ardından Sakık, örgüt içi infaz ve birçok konu hakkında cezaevinde yazdığı basılmamış iki kitabını savcı Osman Coşkun'a vererek, bunların beyan olarak kabul edilmesini istedi. Savcı Coşkun da kitapları alarak dosyaya koydu.