Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İnsanoğlunun bilim ve teknikteki gelişmesi, beklendiği gibi dünyayı daha güzel bir yer yapmadı. Tüm gelişmelere, aydınlanma ve çağdaşlaşma söylemlerine karşın dünya pek de yaşanılası bir yer değil artık. İletişim olanakları arttıkça insanların birbirleriyle anlaşması, daha doğrusu birbirlerini anlamaları çok daha güç bir hale geldi. Kahramanlık, cesaret, büyüğün küçüğü, güçlünün güçsüzü koruması, küçüğün büyüğü sayması gibi kadim kavramların içleri boşaldı. Menfaat ve maddiyat başköşeye geçti oturdu. Öyle ki üç kuruş kar uğruna insanların yaptıkları, akıl alır olmaktan çıktı.

        Bu zor dünyada çocuk olmak belki de en zoru. Sadece savaşlar, açlık, hastalık değil çocukların yaşamlarını zorlaştıran. Çocuk istismarı ve sömürüsü hak, hukuk, gelişmişlik filan tanımıyor. Dünya Çalışma Örgütü’nün verilerine göre, dünya yüzünde 200 milyondan fazla çocuk işçi inşaat, madencilik ve tarım gibi en tehlikeli sektörlerde çalıştırılıyor. Eğitim ve sağlıklı yaşam hakları ellerinden alınan bu çocukların azımsanmayacak bir bölümü de çetelerin ellerinde hırsızlık, yankesicilik, dilencilik gibi eylemlerde kullanılıyor. Ve bu nedenle bazı ülkeler, çocuk suçluları idam ederek cezalandırıyor. Bu tablo içinde çocuk askerleri de unutmamak gerek.

        ÇOCUK VAKFI’NIN UYARISI

        Çocuk Vakfı, kabaca söylemek gerekirse dünyayı çocuklar için daha yaşanır bir hale getirmeyi amaçlıyor. Bunu yaparken de sömürülen, işkenceye uğrayan, sağlık, eğitim ve yaşam hakları kısıtlanan ya da tamamen ellerinden alınan çocuklara dikkat çekiyor.

        Çocuk Vakfı, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle Türkiye ve dünyada çocuğa ve çocukluğa odaklanmak amacıyla Yaşam ve Sağlığı Koruma, Gelişme, Korunma, Katılım Hakları, Çocuklar İçin Demokrasi, Ayrımcılığın Önlenmesi, Medeni, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hakları içeren 12 soru soruyor.

        Bu sorulardan bence acil cevaplanması gerekenlerden biri “Çocuk hak ihlalleri, istismarı, çocuk yoksulluğu ve çocuğa karşı işlenen suçlardaki artışa karşın Türkiye’de ve dünyada çocuk sorunları niçin çözülemiyor ve erteleniyor?”; bir diğeri ise “BM Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabul edildiği 20 Kasım 1989’dan bu yana dünyadaki çocuk sorunları azaldı mı, çoğaldı mı?” soruları.

        Çocuklar, geleceğimizi emanet ettiğimiz en değerli varlıklarımız değil mi? Öyleyse onların sorunlarına, en temel haklarının ellerinden alınmasına niçin seyirci kalıyoruz? Kendi çocuklarımızın güvende, sağlıklı ve tok olması yeterli mi? Gelecek çocuklarınsa eğer, bizim kıymetlilerimiz yaşayacakları dünyayı gelecekte bugün yok saydıklarımızla paylaşmak zorunda kalmayacaklar mı?

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar