Şiddete karşı şiddetsiz tepki
‘Anam Bacım Avradım’, genç yazar İnanç Yılan’ın ilk oyunu. Çok bildiğimiz ancak çaresiz kaldığımız bir konuyu işliyor; kadına karşı şiddet. Müzikli kabare türünde hoş bir oyun.
Şimdi böyle söylüyorum ama oyunun yönetmeni eski dost Yaşar Ürük telefon edip de davet ettiğinde konusunu duyunca biraz sıkıldım. Her gün televizyonlarda, gazetelerde, hatta sokakta gördüğüm şiddet olaylarını bir de tiyatro sahnesinden izlemek istemedim açıkçası.
Ancak Yaşar Ürük, kıramayacağım dostlarımdan biri; onun yönettiği bir oyunu davet etmemiş bile olsa izlememezlik yapamam. Sonuçta gala gecesi oyunu izlemeye gittim. Doğrusu beklediğimden daha kalabalık bir salonla karşılaştım ve LCV vermiş olmama rağmen en arka sırada bir yer bulabildim.
Oyun başlarken sahneye çıkan sevgili dost Levent Güray yönetimindeki genç müzisyenler, korktuğumun başıma gelmeyeceğinin müjdecisiydi. Canlı müzik olan bir oyunda ne kadar şiddet olabilirdi ki? Cem İdiz’in müzikleri çok iyi ve oyuna anlam katan güzellikteydi. Devlet Tiyatrosu için her şey söylenebilir belki ama oyunculuk konusunda haklarını teslim etmek lazım. Özellikle Zehra’da Fulya Yalçın’a hayran kaldım. Şarkılarda da başarılıydı ve bu yeteneği hayranlığımı katladı.
Tiyatroda görüntü kullanılması ‘Anam Bacım
Avradım’daki gibi yerini bulunca güzel oluyor. Anlamlı ve dozunda kullanıldığında perdeye yansıyan görüntü oyunu zenginleştiriyor. Bu da yönetmenin başarısı olsa gerek.
Uzun oyun, iyi oyun mudur?
İnanç Yılan, iyi bir oyun yazarı olacağının sinyallerini veriyor. Ancak oyun 3 saate yaklaşan süresiyle çok uzun. Anlatım her ne kadar güzel, oyunculuklar izlenir olsa da sonlara doğru öykü tekrarlara düşüyor ve ister istemez ilginizi yitiriyorsunuz. Yılan’ın karakterlerinin tümünün olumsuz olması beni sıktı. Zehra’nın başkaldırışı bilinçten uzak, içgüdüsel bir şey gibi; temelleri yok. Erkek egemenliğine karşı çıkışı ağabeyini kıskanmanın ötesine geçmiyor sanki. Annesinin babasından dayak yiyeceğini çok iyi bildiği halde, annesinin bütün gün gezdiğini babasına söylüyor örneğin. Kadınlar arasında bir dayanışma, koruma kollama yok. Ve oyun süresince yazar ısrarla kadınlara, “Sizi döven, öldüren erkekleri siz yetiştiriyorsunuz. Yakındığınız ahlak anlayışı sizin eseriniz” diyor.
Her şeye, adındaki falsoya (ilk işitildiğinde küfür gibi geliyor) rağmen müziklerinin de yardımıyla izlenebilir bir oyun.