Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Merak ediyorum. Araçlarının kornalarına köküne kadar basmak için binbir bahane bulanlar, basmamaları için gerekli tek nedeni düşünemiyor mu?

        Çevrelerini ne denli rahatsız ettiklerini fark etmiyor mu?

        Yarattıkları gürültü kirliliğinden kendilerinin de olumsuz etkileneceğini düşünmüyor mu? Sorularımın tümünün cevabı olumsuz olmalı ki Göztepe’de korna sesinden oturamaz hale geldik. Sabahın körü, gecenin geç vakti ne gam. Önüne bir araç çıktımı kökleyeceksin kornayı ki, kim olduğunu anlasınlar, önünden ışınlansınlar sende iki saniye önce var varacağın yere.

        İNSANLAR SABIRSIZ

        Mithatpaşa Caddesi tek yön olduğundan bu yana semt halkının korna görgüsüzlerinden çektikleri daha da arttı. İnönü Caddesi’nden Mithatpaşa Caddesi’ne inen araçlar normal yollarında seyreden araçlarla karşılaştıklarında dayanıveriyorlar kornaya.

        Kornayı yiyen önündeki araç gitsin diye bu kez kendisi basıyor. Bir anda ortalık çayır çayır korna sesinden geçilmez oluyor.

        Göztepe otobüs durağının beş metre ötresinde trafik ışıkları var. Mithatpaşa’dan sahil bulvarına dönecek araçlarla kırmızı ışıkta bekleyenler doğal olarak İnönü Caddesi yönünden inenlerin yolunu kapatıyor. Aslında iş bu kadarla kalmıyor. Bir de park görgüsüzleri var. Bankadan para çekmek, gevrek ya da gazete almak, arkadaşını beklemek için fütursuzca park edenler trafiği iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Duraktan yolcu almak için otobüs yolun ortasında durunca kıyamet kopuyor. Kornaya sonuna kadar basan sabırsızlar yüzünden çevre halkı resmen terörize oluyor.

        MEDENİYET DEDİĞİN

        Eğer yolu düşer de motosikletli bir trafik polisi oralardan geçer ve ulu orta park edenlere ceza yazarsa, polisin orada olduğu süre içinde sorun çıkmıyor. Sonra polis motoruna binip gidiyor, her şey eski haline dönüyor.

        Geçen sabah durakta beklerken korna çalanları yüz ifadelerini inceledim.

        Tümünde öfke ve bıkkınlık görmek üzdü beni. Güne, sevgisiz, hoşgörüsüz, öfkeyle başlamanın şanssızlık olduğunu düşündüm. Daha iş yerine varmadan öfkeyle dolan biri işinde ve yaşamında nasıl mutlu olabilir? Korna çalmak, eşimize, dostumuza, çocuğumuza, patronumuza ya da çalışanımıza biriktirdiğimiz öfkenin, bir türlü aşamadığımız yalnızlığın sonucu olabilir mi? Belki. Medeniyetin göstergesi olmadığı kesin çünkü.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar