Fare deliği
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın dayakçı kocalarla mücadelede izlediği yol haritasının ayrıntılarını elimden geldiğince sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
6 Eylül 2012 tarihli, “Eskinin Ayşe’si Fatma olursa” başlıklı yazımda da benzer şeylere değişmişim. İzmir’in Urla ilçesinde “Son çocuk benden değil” şüphesine kurban giden Hatice’nin hikayesi üzerinden konuyu gündeme taşımışım.
Bakanlığın, öldürülme riski taşıyan kadınlardan şartları proje içeriğine uygun olanların kimliğini değiştirme planı olduğundan da bahsetmiştim.
Hatta yazımı; “Hayatın her alanında orantısız gücün suç olduğu kabul edilmedikçe ve uygulayıcılar, gerçekten caydırıcı cezalar almadıkça Ayşe’yi Fatma yapmışsın çözüm mü?” sözleriyle noktalamıştım. İşte o proje hayata geçmek üzere ama ben, hala bir kadının kimlik değiştirmesinin yeni bir hayata başlaması anlamı taşımadığını düşünmüyorum.
Kafa değişmedikçe bu kalıcı bir çözüm değil. Ölümden kaçmak için söz yerindeyse fare deliğine girmek de çözüm değil. Çözüm, bunun anormal bir durum olduğunu kavrayıp; toplumsal algımızı bu bilgilerle donatmak. Tüm erkekleri ve kadınları sürecin içine katarak adımlar atmak. Yaşamak için hepimizin en az bir sebebi var çünkü. Birkaç gün önce tam da sözlerimin özeti bir kadın cinayeti işlendi İstanbul’da.
ŞİDDETTEN BESLENMEK
Boşanmak istediği eşi tarafından kaçırılan kızları için polise başvuran ailenin talebi, bir televizyon dizisiyle yanıtlandı. Aile, polisin görevini yapmak yerine kendilerine, “Burası Arka Sokaklar dizisi mi?” dediğini iddia ediyor.
Toplumun mayası şiddetten besleniyor ve şiddet, en normal yanımız gibi... En aydınımızdan en cahilimize hepimiz, öfkeden beslenen ruhlara sahibiz. Öfkemiz, sözlerimizin önüne geçiyor ve bu yüzden, hiç unutamayacağımız hatalar yapıyoruz. Bir cana kıymak, onu hayattan çekip almak kolay olabiliyor. Hindistan ve diğer ülkelerde yaşanan olaylar gösteriyor ki; dünyanın neresinde olursak olalım dert aynı, talep aynı. Kadınlara karşı işlenen suçların cezalandırılması ve gerekli önlemlerin alınmasını istiyorsak çözüm, adaletsizlik karşısında birleşenlerin bu gücü doğru, bilinçli ve sistemli kullanmasından geçiyor.
Bu gücü toplumun her kesimine yayma kararlılığında kilitleniyor. Çünkü kimlik değiştirmek geçmişin izlerini silmiyor.