Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yakut anlatılarında ölen insanların bir bölümünün dönüştüğü olağandışı varlıklar Üör’ler önemli yer tutar. Onlar, insanları rahatsız eden, çeşitli hastalık ve felâketler getiren kötü ruhlardan oluşmaktadır.

        Anlatılana göre, insan öldükten sonra ölüler ülkesine göç eder ve tekrar yeryüzüne dönmek istiyorsa bunu yalnızca kötü ruh Üör olarak yapabilir. Araştırmacı İonov’dan aktarıldığına göre ölenin ruhu önce ölümün başlangıcına gider. Orada ruhlar ona Üör olmak isteyip istemediğini sorar. Eğer insan Üör olmayı kabul ederse, gölgesinin sayısına göre üç kez görünüşü değiştirilir. Sonra Üör’e dönüştürülür ve insanların yaşadığı Orta Dünya’ya geri üflenir.

        Yakutlar özellikle zekâ özürlülerin, cinayete kurban gidenlerin ve intihar edenlerin Üör olmak istediğinden bahseder.

        Katledilen insanlar mutsuzluklarının öcünü almak için Üör olurlar.

        Nihayet en kudretli Üörler, ölen şamanların ruhlarından olur…

         TÜRK CANAVARLARI SÖZLÜĞÜ (Ahmet Burak Turan / Holden Kitap)
        TÜRK CANAVARLARI SÖZLÜĞÜ (Ahmet Burak Turan / Holden Kitap)

        KORKULARIMIZIN YANSIMASI

        Sovyetler Birliği’nin yıkılması en çok Türk halk kültürüyle ilgili çalışanlara yaradı. Bu sayede, rahatlıkla Orta Asya’daki akraba cumhuriyetlere gidildi, kaynaklar toplanıp Türkiye Türkçesine aktarıldı. Rusça yazılmış pek çok kitap, makale, Türkçeye çevrildi. Ankara’da, İstanbul’da, Konya’da bulunan yayınevleri bunları basmaya başladı. Türk Dil Kurumu, destan projesiyle pek çok destan metnini günümüz Türkçesine aktardı. İşte elinizdeki çalışma da bunlardan biri. Ahmet Burak Turan pek çok kaynağı tarayarak bu bilgileri derledi ve kitabı yazdı: “Türk Canavarları Sözlüğü.”

        İlk insan topluluklarının, evren, dünya, insan, bitki, hayvan, sosyal olguların oluşumuyla ilgili oluşturdukları ilk inanışlar, kutsallıklar, bunlarla ilgili anlatılan ilk kutsal metinler mitolojinin kapsamına girer. Mitoloji bir yönüyle de örnek alınan, tekrarlanan modeller anlamı kazanır. Mesela evlenen çiftler, evlilik kurumunun oluşumuyla ilgili mitolojik kutsal bilgiyi, anlatıyı tekrarlayıp, gerdek gecesi çakmak taşından ocak ateşini yakarlar. Bununla ilgili âdetlere Orta Asya’da ve Doğu Anadolu’da rastlanmaktadır.

        Bebeklik, çocukluk, ergenlik süreçlerinde yaşanan, çocuğun anneyi, babadan ve kardeşten kıskanması, paylaşmak istememesi durumu, Ödipal kompleks olarak adlandırılır. Mitolojik trajedinin adı, psikolojik gelişim evresinin bir dönemine verilmiştir. Yunan mitolojisinde de korkular, Phobos adlı bir ruhla insan şekilli bir varlık haline dönüştürülmüştür.

        Peki insanlar nelerden korkar? Bilinmeyenden, ölümden, hastalıktan, karanlıktan, açlıktan, soğuktan, vahşi hayvanlardan… Bütün bunlar çeşitli mitolojik varlıklar şekline dönüştürülür; halk inançlarında, halk anlatılarında, masallarda, efsanelerde karşımıza çıkar.

        ŞEYTANİ VARLIKLAR AĞIRLIKTA

        Kitaba önsöz yazan Prof. Dr. Muharrem Kaya, “Bu sözlükte, Altay, Yakut, Tatar, Buryat, Tuva, Moğol; Azerbaycan, Anadolu, Balkan anlatılarında görülen mitolojik, korkutucu, olağanüstü varlıklar, dış görünüşü, işlevi üzerine bilgiler verilerek alfabetik olarak işlenmiştir” diyor.

        Sözlüğün diğer sözlüklerden farkı, mitolojiyle ilgili genel bilgiler, varlıklar, şahıslar, temalar yerine, tamamen şeytani varlıklara yoğunlaşması. Ama mitolojiyle ilgili pek çok sözlükten daha hacimli, ayrıntılı bilgiler içeriyor.

        Ahmet Burak Turan, sözlükteki maddeleri yüzlerce kaynağı tarayarak; Anadolu’nun, Balkanlar’ın ve Kafkasya’nın birçok bölgesini dolaşarak yazdı. Bugün bile hâlâ halk tarafından varlıklarına inanılan, evlerin karanlık odalarında fısıltıyla anlatılan, çocuklara korku salan birçok “canavar”ın kökenlerini öğreniyoruz bu kitapta. Turan’ın bu yaratıkların dış görünüşleri hakkındaki tasvirleri, onlardan nasıl korunmamız gerektiğine dair önerileri ve Aslı Ekim’in çizimleri kitabı zenginleştiriyor.

        Kitapta, mitolojik bilgi alanının, kötü ruhlarla ilgili olan kısmının ağır bastığını söylemiştik. Neler yok ki içlerinde… İnsana hastalık getiren kötü ruhlardan halüsinasyon gördüren varlıklara kadar her şey. İnsanın gelecekle ilgili yaptığı kötü tahminlerden tabiat olaylarına kadar her şey bir kötü ruha bağlanarak açıklanmış. Aslında tabiat bilgisi, soyutlama yapılarak, tabiatı yöneten ruhlar üzerinden anlatılmaya çalışılmış.

        Üç örnek verip bitirelim; ne demek istediğimiz daha net anlaşılır.

        REKLAM

        RÜYA MI CANLI MI?

        Bastırık: Anadolu coğrafyasının her köşesinde bilinen, derin uykuya dalmış insanların üstüne çöküp, bütün gücüyle bastıran ve kurbanlarını nefessiz bırakan, korkutan, uyumalarına izin vermeyen hatta boğmaya çalışan kötü bir ruhtur.

        Karaçay-Malkarlarda Bastırık denmesine rağmen Anadolu’daki yaygın adı Karabasan’dır. Musallat oldukları insanlar uykudayken gözlerini açar ve onları görürler. Mücadele eder, bağırmaya çalışır ama seslerini çıkaramazlar. Eğer başarabilirlerse haykırarak uyanırlar.

        Ankara’da derlenen bir anlatıda canlı bir varlık olarak tarif edilmektedir. Konya, Anamur ve İstanbul’da derlenen başka anlatılarda ise korkunç bir rüya olarak anlatılırlar.

        Çay Ninesi: Türkiye ve Azerbaycan söylencelerinde çaylarda, ırmaklarda yaşadığına inanılan kötü bir ruh. Yaşlı bir kadın kılığındadır. Köprüden geçerken suya çok bakılırsa kızar ve insanın başını döndürür. Başı dönen insanın gözleri kararır ve çaya düşer.

        Tobol Tatarlarında anlatıldığına göre ise Çay Ninesi ayaklarından tutup insanları suya çekerek boğmaya çalışır.

        Azerbaycan’da, sabah suya gidildiğinde, Su Sahibi’ne selam verilmesi gerektiğine dair yaygın olmayan bir inanç bu karakterle ilgilidir. Ayrıca suya çöp ve pislik dökmek de bu yüzden yasaktır.

        İlk defa su doldurmaya gelen yeni gelin, ona hürmeten suya demir para atar.

        Küpegiren: Anadolu söylencelerinde Karı lakaplı varlık. Küpegiren ismi evleri yıkıp, yeryüzünde bozgunculuk çıkardıktan sonra küpe girip kaybolmasından kaynaklanıyor.

        Eski Türklerde bir âdet olarak ölüler kil küplerden mezarlara konurdu. Bununla bağlantılı olarak da yer altına giden bir geçit, ya da daha derin anlamda yeniden doğuşu simgeleyen bir ana rahmi olarak ele alınırdı.

        Bu durum Küpegiren’in yeryüzünden kurtulmak için neden kil küp kullandığını açıklıyor.

        Bir an için güzel bir kadın olarak gözükme yeteneği vardır. Ama bu kısa sürer ve son derece çirkin bir varlığa dönüşür.

        Gökyüzünde, yeryüzünde ya da yeraltında yaşayabilir.

        ***

        İKİ TAVSİYE

        Türk sağının üç ana bileşeni olan muhafazakâr, milliyetçi ve İslamcı dünya görüşlerinin ve yaşam tarzlarının sosyo-kültürel ve politik analizini, işin erbabının kaleminden okuyun derim. Dünyanın geleceğini Çin’i hesaba katmadan konuşmak artık olanaksız diyenlerdenseniz, bu kitabı da tavsiye ederim. Oktay, ticaret, teknoloji ve pandemi savaşlarını da mercek altına alıyor.

        Türk Sağı (A. Tarık Çelenk/ Beyoğlu)
        Türk Sağı (A. Tarık Çelenk/ Beyoğlu)
         Çin ve Dünyanın Geleceği (Fatih Oktay / İş Bankası)
        Çin ve Dünyanın Geleceği (Fatih Oktay / İş Bankası)
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00
        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar