Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kısa bir tarihçesini vermek gerekirse İyonya, MÖ 11’inci yüzyılda Dorlar’ın baskısı üzerine Yunanistan’dan göç ederek İzmir-Didim arasındaki kıyı şeridine yerleşen İyonlar tarafından kuruldu. Denizcilik, ticaret ve felsefe konusunda bugüne ulaşan bir üne sahip olan İyonlar, özellikle Efes ve Milet’i kuran uygarlık olarak bilinir. Yine o dönem kurulan Kuşadası (Neopolis) bu uygarlığın tam göbeğinde bulunur. Yani pergelin ucunu Kuşadası’na koyup 80 kilometrelik bir daire çizerseniz işte o dairenin içinde kalan yer İyonya’dır. Bu kadar tarihi bilgiden sonra gelelim İyonlar’ın günümüzle ilgisine.. İyon uygarlığının hüküm sürdüğü, MÖ 700 yılına kadar en şaşalı dönemini yaşadığı bu bölge, Türkiye Cumhuriyeti döneminde turizmin ilk başladığı coğrafyadır. Bu coğrafyada turizm, ‘güneş, kum ve deniz’den ibaretti.. Sonra sonra kültürel-tarihsel turizm önem kazandı. İyonya’nın en önemli kentleri olan Efes, Milet ve Didim de en önemli turistik ürünümüz..

        İşte bu uygarlığı dünyaya pazarlamayı hedefleyen Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungün, amacına ulaşmak için harekete geçti; proje hazırlığına başladı. Düşüncesini Efes’in bulunduğu Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür ve Milet- Didima antik kentlerinin yer aldığı Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı’ya açtı. Üçü de aynı partiden, yani CHP’li olan belediye başkanlarının; hemen bir araya gelip projeyi devreye sokacaklarını bekliyordum. Yapılarından bazıları hala ayakta olan İyonya uygarlığını tur olarak pazarlamayı amaçlayan heyecan verici proje sandığım gibi hemen devreye giremedi.

        Bölgenin en büyük kongre merkezinin yapıldığı Kuşadası ve çevresinde, deniz-kum-güneşin dışında turizmi çeşitlendirme mücadelesi veren Başkan Altungün’ün iki başkana açtığı projesi bir türlü eyleme geçmedi. Düşüncem şu.. Turist sayısını artırmak, turizmi çeşitlendirip 12 aya yaymak için çırpındığımız dönemde önümüze gelen proje aslında bir fırsat. Fırsatları bir kenara itmekle bölgemiz kazanamaz. Bu iş sürüncemede kalmamalı. Başkanlar oturup ciddi ciddi bu projeyi düşünmeli. Bu tür düşünceler eyleme geçmezse bir anlamı yoktur.

        BİRAZ DA GÜLELİM

        Pasaportlar karışınca

        Bizim Ali Albay, nam-ı diğer Reyhan Ali; saf, temiz ve duygusal biridir. Ortağı Tuncay Reyhan gibi bazı sakarlıkları vardır. Ali Albay, eşi Oya hanım ve iki kızıyla Paris’e tatile gitmeye karar verir. Hazırlıklar yapılır, pasaportlar yenilenir, vizeler alınır. Yolculuk günü Ali ve ailesi havaalanı çıkış gümrüğünde sıraya girerler. Ali bir gişede, eşi yandaki gişede.. Sıra Ali’ye gelir, pasaportunu polise uzatır. Polis, bir süre inceledikten sonra kafasını kaldırıp Ali’ye bakar: - Pasaporttaki fotoğrafa benzemiyorsunuz. - Olur mu memur bey, pasaportu yeni aldım. - İyi ama benzemiyorsunuz. Ali hemen şapkasını çıkarır, “Bakın saçım kazınmış. Resimde de öyle” der. Polis ısrarcı: - Yok, yine de benzemiyorsunuz. Bir de siz bakın.. Ali pasaporttaki resmi bakar, eşi Oya hanıma ait. - Hay Allah, Pasaport Şube’de benim pasaporta hanımın resmini yapıştırmışlar. Polis muzipçe güler: - Hanımınızın resmini yapıştırmakla kalmamışlar, ismini de yazmışlar!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar