Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çok yorgunuz değil mi? Hayatın harala gürelesi, trafik, gürültü, yoğun mesai saatleri, stres insan bünyesini olumsuz etkiliyor. Uyusak da dinlenemiyoruz, yaşadığımız olayların etkisinden kurtulamıyoruz, işlerimi takip ve kontrol edemiyoruz, kendimizi "tükenmiş" hissediyoruz bazen.... Her hal ve davranışa itinayla isim takılan zamanımızda bu belirtilere de "beyin yorgunluğu" deniyor.

        Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, tükenmişlik sendromunda en çok karşılaşılan şikayetlerin, unutkanlık, dikkat eksikliği, algılama eksikliği, öğrenme ve ezberleme zorlukları, beyinde ağırlık hissi, umursamazlık, tahammülsüzlük ve çabuk sinirlenme olduğunu söylüyor.

        Tükenmişlik sendromunun nedenleri nelerdir?

        Uzun süreli stres,

        Yoğun çalışma temposu,

        Metropol şehirlerde sıkça karşılaşılan havasız, küçük ve dar ofisler,

        Elektronik cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaları,

        Cep telefonu sinyalleri, TV ve Radyo dalgaları, telsiz dalgaları, yüksek gerilim hatları, baz istasyonları gibi elektromanyetik kirlilik,

        Alkol alışkanlığı, uykusuzluk, depresyon ve anksiyete sorunları, Hastalık sebebiyle kullanılan bazı ilaçlar,(kanser, epilepsi ve depresyon ilaçları gibi)

        Vitamin eksikliği, (B12 folik asit, demir eksikliği ve tiroid hormonlarının yetersizliği) beyin yorgunluğuna ve durgunluğuna neden olabilir.

        Kronikleşirse Alzheimer'e sebep olabilir

        Dr. Mehmet Yavuz beyin yorgunluğunu tanısının nasıl konulduğunu şöyle açıklıyor: "Beyin elektrosu (EEG), beyin yorgunluğu vakalarında mutlaka uygulanması gereken bir tetkiktir. Sağlıklı beyinde gördüğümüz alfa ve beta dalgalarının istatistiksel verileri çok önemli bilgiler verir. Beyin yorgunluğunda beta dalgalarında yoğunlaşma izleriz. Buna mukabil alfa dalgaları ne kadar yoğunsa o kadar sağlıklı bir tablo ile karşı karşıyayız demektir. Beyinin her iki hemisferi arasında farklılıklar görülürse bu ilerde gelişecek olan Alzheimer hastalığının habercisi olabilir. Potansiyel bir Alzheimer hastasını önceden keşfetmek, tedavide çok önemli yararlar sağlar."

        Peki buna karşı ne yapılabilir?

        Kişi kronik stres oluşturan durumlardan uzaklaşmalıdır.

        Sağlıksız çalışma ortamlarından uzak durulmalı. Çalışanların fiziksel sağlığı kadar ruh sağlıkları da düşünülmeli.

        İş mekanları temiz havanın dolaşabileceği gibi düzenlenmeli.

        Günlük düzenli spor aktiviteleri yapılmalı. İş aktiveleri arasında ya da sonrasına herhangi bir müzik aleti ile uğraşmak da beyini dinlendirir.

        Yoğun iş aktiviteleri arasında tatil ve dinlenmeye zaman ayrılmalı.

        Sınavlara hazırlanan öğrenciler ise düzenli aralar vermeli ve aralarda spor, müzik gibi aktiviteler yapmalıdırlar.

        Stresi Makul Seviyede Tutma Yolları

        Stres artık günlük jargonumuzda sağlam yere sahip bir kavram. Araştırmalar çok stresli işlerde çalışanların beyin yorgunluğunun yanı sıra sedef hastalığı, egzama gibi cilt bozukluklarına veya tip 2 diyabet hastalığına yakalanma riskinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Daha az stresli bir yaşam için bir kaç öneri:

        Yoga Yapın: Yoga sadece vücudunuza esneklik kazandırmakla kalmaz, stresle baş etmeye de yardımcı olur.

        Doğru Nefes Alın: Gün içinde bir kaç kere nasıl nefes aldığınızın farkına varır ve bilinçli olarak derin nefesler alıp verirseniz bu da stres seviyenizin kontrolüne yardım edebilir.

        İyi Uyuyun: Kronik stres sorunu yaşayanların çoğunda yetersiz ve kalitesiz uyku durumunu saptamışlar.

        Yürüyüş Yapın: Doktorlar en etkili stres atma yolunun yürüyüş olduğunda hemfikir, çünkü yürürken salgılanan endorfin vücudu dinlendiriyor. Ayrıca, egzersiz yapmak, stres altındayken böbreküstü bezlerinden salgılanan ve vücut için zararlı olan kortizol hormonu seviyesini düşürüyor.

        Günlük Tutun: Kendinizi kötü hissettiğinizde duygularınızı yazıya dökerek ferahlar ve gözden geçirirken olayları değişik bir açıdan daha iyi analiz edebilirsiniz.

        Sosyalleşin: Aile ve dostlarla, sevdiklerimizle yakın olduğumuzda salgılanan ve kucaklaşma veya aşk hormonu da denen oksitosin stresi azaltır.

        Gül Kokusunun Beklenmedik Etkileri

        Yapılan araştırmalara göre, yatak odasında gül bulundurmanın öğrenilen bilgilerin belleğe yerleştirilmesini şaşılacak derecede olumlu etkiliyor. Uzmanlar uyku esnasında gül kokusu altında olmanın, yeni alınan bilgileri daha güçlü bir şekilde kayıtlanacağını ifade ediyor.

        Gül ve Gül Suyunun bilinen diğer faydaları

        Yıllar boyunca pek çok amaç için kullanılan gül suyunun faydaları azımsanamayacak kadar fazla... Cilt temizliği için durulama ardından tonik yerine sıkça kullanılan doğal gül suyu, yaralara ve aşırı sıcak ve soğuk çatlamış el, ayak, dudak ve cilt içinde etkili olabiliyor. Gül bitkisinin tedavi edici doğal yapısından dolayı antiseptik ve yatıştırıcı özellikleri de var. Bu nedenle cilt ve saç bakım ürünlerinde sıkça kullanılıyor.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar