Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılına sadece yeni rakamlarla değil, yeni bir metodolojiyle de merhaba dedi. Baz yılının 2025’e çekilmesi ve sepet ağırlıklarının güncellenmesi, vitrini değiştirse de içerideki "fiyat ateşi" henüz sönmüş değil. Ocak ayı beklentileri aşan %4,84’lük artışla enflasyonun kolay pes etmeyeceğini bir kez daha kanıtladı.
Rakam 2022’de %11,10, 2023’te %6,65, 2024’te %6,70 ve 2025’te %5,03 ile 5’in üzerindeydi. Tek teselli geçen yıllara göre bir tık aşağıda ve %5’in altına inilmesi ve yıllık bazda yüzde 30,89’dan yüzde 30,65’e inilmesi.
İzafi kira gitti, katılık baki kaldı
Bu yılki en radikal değişiklik kuşkusuz sepet ağırlıklarındaki kaymalar. Kendi konutunda oturanlara atfedilen izafi kiranın devre dışı kalmasıyla konut grubunun ağırlığı %11,40’a geriledi.
Ancak bu teknik operasyon, hayatın gerçeğini değiştirmiyor. Hizmetler grubundaki yıllık %40,23’lük artış, manşet enflasyon olan %30,65’in çok üzerinde seyrederek enflasyonun ana kalesinin artık "hizmet sektörü" olduğunu tescilledi.
Giyim ve ayakkabıda yaşanan dörtte üçlük, taze meyve-sebzede ise yarı yarıya varan yıllık gerilemeler olmasa, bugün çok daha karamsar bir tabloyu konuşuyor olabilirdik.
Ulaşım ve gıda: Enflasyonun iki yakası
Ocak ayı sadece mevsimsel zorluklarla gelmedi; üretim bölgelerindeki seller, taşkınlar ve yaklaşan Ramazan öncesi et fiyatlarındaki hareketlilik "mutfak enflasyonunu" diri tuttu. İşlenmemiş gıdadaki %11,79’luk aylık artış, gıda grubunun genel enflasyon üzerindeki 1,61 puanlık devasa katkısını açıklıyor.
Öte yandan, ulaştırma zorlukları ve enerji fiyatları, mallardaki yıllık dezenflasyon sürecini yavaşlatıyor. Mal grubunda enflasyon %33,65’ten %25,70’e inerek manşete destek verse de, hizmetler kanadındaki "kira ve lokanta-otel" kaynaklı yapışkanlık, dezenflasyon sürecinin önündeki en büyük barikat.
2026: Zorlu bir maratonun başlangıcı
Yıla %5’e yakın bir aylık enflasyonla başlamak, yıl sonu için hedeflenen %16 rakamına inmeyi imkansız kılıyor. Geriye kalan 11 ayda %11 veya her aya %1’lik artışta kalınmalı ki hedef gerçekleşsin.
Yine ocak ayındaki yüksek %4.84 oranı, %20’nin altı rakamları da şimdilik bir "temenni" boyutuna taşıyor.
Mevcut ivme bizi yıl sonunda %22-23 bandına taşıyabilir; ancak daha aşağısı için sepet değişiminden fazlasına, yani hizmetler sektöründeki bu kronik katılığı kıracak ekstra bir çabaya ihtiyaç var.
Geçmiş yıllarda konut fiyatlarında kırılan dünya rekorlarının bedelini, bugün kira artışları ve ona bağlı hizmet enflasyonuyla ödüyoruz. Görünen o ki, ekonomi yönetimi için asıl sınav şimdi başlıyor.
Sonuçta enflasyonla mücadele, sadece rakamları güncellemek değil, beklentileri yönetme sanatıdır. Verilerin bize söylediği tek bir gerçek var: Yol uzun, yük ağır.
Ünlü Alman yazar Goethe’nin dediği gibi: "Dağlara tırmananlar bilir; her zirve, daha yüksek bir zirvenin başlangıcıdır."
Enflasyonda zirveyi geride bırakmış olabiliriz, ancak kalıcı istikrar zirvesine ulaşmak için daha çok ter dökmemiz gerekecek.
- 1
O "Kara Gece" bize ne anlattı? - 2
İlk hesaplaşma ara seçimler, sonrası kıyamet senaryosu mu? - 3
Altında, dolarda ne oluyor? - 4
Trump esiyor, dünya savruluyor - 5
Davos 2026: Küreselleşme sahneyi terk ederken - 6
Merkez Bankası indirimi niye kıprtı? - 7
Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları - 8
Konut rekoru var, sermaye göçü de - 9
Bu kez geri adım da yetmeyecek mi? - 10
Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı?