Piyasa 150 baz puanlık bir indirim beklerken Merkez Bankası faizi yalnızca 100 baz puan düşürdü. İlk bakışta bu, “temkinli bir Merkez Bankası” manşetiyle geçiştirilebilecek bir karar gibi duruyor. Oysa asıl mesaj, rakamda değil metinde saklı.
Merkez Bankası bu toplantıda faizi indirirken üç cümleyi bilinçli biçimde sertleştirdi. Böylece verdiği 50 baz puanlık “eksik” indirimi, beklentiler cephesinde çok daha büyük bir sıkılık mesajıyla telafi etti.
Bu, klasik bir para politikası hamlesi değil; bu, iletişim yoluyla yapılan parasal sıkılaştırmadır.
Üç kritik cümle, tek mesaj: “Rahatlamaya izin yok”
Açıklamaya şu üç cümle damga vurdu: “Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima etmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.”
İlk değişiklik, enflasyonun ana eğilimine ilişkin değerlendirmede geldi. Aralık ayında ana eğilimdeki gerileme vurgulanırken, ocak ayına ilişkin bölümde özellikle “Ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğu” ifadesi öne çıkarıldı.
Bu cümle masum görünse de şunu söylüyor: Ana eğilim yeniden yukarı dönebilir. Yani Merkez Bankası, enflasyondaki son iyileşmeyi kalıcı bir kırılma olarak görmüyor.
İkinci kritik vurgu, talep koşullarına ilişkin. “Talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğü”
Bu ifade, önceki metinlere kıyasla net bir geri adımdır. Talep artık “güçlü destek” vermiyor, destek zayıflıyor. Bu, erken gevşemenin kapısını kapatan bir uyarıdır.
Üçüncü ve en önemli sertleşme ise beklentiler cephesinde. “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.”
Bu cümle, Merkez Bankası’nın neden 150 yerine 100 baz puanla yetindiğinin özetidir. Beklentiler hâlâ kırılgan. Ve Merkez Bankası şunu açıkça söylüyor: Faizi değil, beklentileri indiriyoruz.
100 Baz puanlık indirim, 200 baz puanlık mesaj
Faiz indirimi piyasa beklentisinin altında kaldı ama verilen mesaj beklentilerin üzerinde sertti. Bu nedenle karar, “güvercin” değil; ihtiyatlı bir normalleşme olarak okunmalı.
Merkez Bankası şunu yapıyor:
Bu denge, enflasyon beklentileri açısından kritik. Çünkü bugün Türkiye’de enflasyonun ana sürükleyicisi artık sadece maliyetler değil, davranışlar.
Beklentiler cephesinde etki: Çapa yerinde, halat gergin
Bu kararın kısa vadede piyasa beklentilerini bozmasını beklemiyorum. Aksine, faiz indirimi sürecinin otomatik pilota bağlanmadığı mesajı, özellikle 12 ve 24 ay vadeli enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü kopuşu engelleyecektir.
Merkez Bankası net bir çıpa koydu:
Bu da beklentileri çıpalamak için, faizi yüksek tutmaktan bazen daha etkilidir.
Peki faiz yıl boyunca nasıl seyreder?
Buradan sonrası tahmin değil, senaryo okuması.
Mevcut metinle Merkez Bankası kendini şu patikaya kilitledi: İlk yarıda toplam 300–400 baz puanı aşmayan, düzensiz aralıklarla gelen indirimler, yaz aylarında bir duraklama, son çeyrekte enflasyon ana eğilimi net biçimde aşağı gelirse faiz düşüşüne devam etmek.
Bu tablo, yıl sonunda politika faizinin %28–30 bandında kalmasını daha olası kılıyor. Piyasanın konuştuğu %30’un altı senaryoları ise şimdilik Merkez Bankası metninde çok da karşılık bulmuyor. Ama her şey de enflasyonun seyrine bağlı ve değişken.
Faiz indirildi ama rehavete izin yok
Merkez Bankası bu toplantıda faizi 100 baz puan indirdi, ama piyasaya şunu söyledi: “Ben henüz ikna olmadım.”
Bu, kredibilite açısından kötü bir mesaj değil. Tam tersine, bugün Türkiye’de en çok ihtiyaç duyulan şey, enflasyonu erken ilan edilmiş bir zaferle değil, sabırlı bir yıpratma savaşıyla düşürmektir.
Faiz indirimi başladı. Ama rahatlama başlamadı. Ve belki de en doğrusu da bu.
Efsane Fed eski başkanı Paul Volcker ne demişti; “Enflasyonla mücadelede en büyük hata, daha düşmeden zafer ilan etmektir.”
- 1
Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları - 2
Konut rekoru var, sermaye göçü de - 3
Bu kez geri adım da yetmeyecek mi? - 4
Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı? - 5
Dolarda büyük kavga - 6
Trump'tan büyük hamle: Petrol vanası, Çin ve yeni dünya düzeni - 7
2026'da para nereden kazanılır? - 8
Paradan bile para kazanılamıyorsa sorun nerede? - 9
92 Milyar dolar açığın yarısı Çin'den - 10
Enflasyonda 2026'ya farklı başlangıç