Hindistan'ın 7 doğa harikası
Tanrının bir sanatçı, dünyanın ise onun tuvali olduğunu düşündüren doğa harikalarının yeri seyahat severler için bir başka.
İnsanoğlu, yenilikçi fikirleri ile dünyayı günden güne daha da güzel bir yer haline getiriyor. Fakat şöyle bir gerçek var ki tabiatın kendi yaratılarından doğan güzelliklerin yeri bir başka. Hatta bazıları o kadar büyüleyici ki kimileri tanrının bir sanatçı, dünyanın ise onun tuvali olduğuna inanıyor. Hindistan da bu doğal harikaların birkaçına, ziyaretçilerin içini keyifle ve şaşkınlıkla dolduran güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Her seyahat severin gezi listesinde olmayı hak edenlerden birkaçını şöyle sıralayabiliriz.
Lonar Krater Gölü, Maharashtra
Maharashtra’daki Lonar şehrinin hemen dışında yer alan göl, doğaüstü bir şeyin yaratısı gibi görünüyor. Gölün bulunduğu alan, 50.000 yıl önce dünyaya çarpan bir meteorun ürünü. Dünyanın en büyük üçüncü krateri içinde yer alan bu göl, doğası gereği hem tuzlu hem de alkali ve belirli bir mesafeden bakıldığında yeşil renkte görünüyor. Gölün çevresi yukarıdan 8 kilometreyken, alttan ölçüldüğünde 4,8 kilometre. Skanda Puran, Padma Puran ve Aaina-i-Akbari gibi antik yazıtlarda bu gölden sıklıkla bahsediliyor.
Denge Kayası, Tamil Nadu
Mahabalipuram, genelde büyüleyen sit alanları ve antik tapınakların arayışında olan ziyaretçilerin uğrak noktasıdır. Ancak buraya kadar gelmişken, bu yapının mükemmelliğine tanık olmadan geçmeyin. Krişna’nın topu olarak bilinen devasa bir taş, yüzyıllardır bir tepenin kaygan zemininde dengede duruyor. İnsan, ilk bakışta, 6 m yüksekliğinde, 5 m genişliğinde ve 250 ton ağırlığında bir taşın bu kadar zamandır olduğu yerde zamana nasıl karşı koyabildiğini merak etmekten alamıyor kendini. Kaya, ziyaretçilere sunduğu görsel şölenin yanı sıra, güneşten korunmaya çalışan hayvanlar içinde serin bir alan sağlıyor.
Kalp şeklindeki göl, Kerala
Ünlü Kalp Gölü, 2100 m rakımlı Wayanad’ın en yüksek noktasında, Chembra Zirvesinde bulunuyor. Adından da anlaşıldığı üzere, göl, devasa bir kalp şeklinde. Gölün güzelliğinin yanı sıra, Chembra Zirvesini de içeren Batı Ghat’ın cazibesi ve hemen yanında yer alan Nilgiri Tepelerinin büyüleyici manzarası, bölgeyi baş döndüren bir doğa harikasına dönüştürüyor. Gölü bu denli şaşırtıcı yapan bir diğer detay ise şimdiye dek hiç kurumamış olması.
Çiçekler Vadisi, Uttarakhand
Peri masallarından çıkmış gibi görünen Çiçekler Vadisi, ilk bakışta doğanın bir ürünü olamazmış gibi geliyor insana. Dünyanın neresinde devasa bir araziye yayılmış ve kendi kendine muntazam kümeler oluşturmuş bu kadar çok çiçeği aynı anda görebilirsiniz ki? Vadi, 300’den fazla endemik alpin çiçeği türüne ev sahipliği yapıyor. Arka planda ise karlarla kaplı Himalaya zirvelerinin baş döndüren resmi...
Hogenakkal Şelalesi, Tamil Nadu
Bu devasa şelale, büyüklüğüne atfen Hindistan’ın Niagarası olarak adlandırılıyor. Tamil Nadu’nun Dharmapuri bölgesindeki Kaveri Nehrinde bulunan Hogenakkal Şelalesi, ülkenin en ünlü turistik noktalarından biri olarak biliniyor. Burada, insan, metrelerce yüksekten aşağı dökülen süt beyazı suyun karşısında saatler geçirebiliyor. En iyi deneyim içinse bölgede ziyaretçilere hizmet veren motor gezilerine katılmak gerekiyor.
St Mary’s Adası, Karnataka
Bu adayı bu denli özel kılan şey, sayısız volkanik kayalıklardan oluşması. Columnar Bazaltik Lav olarak da bilinen bu altıgen ve çokgen biçimindeki kayalar, yaklaşık 60 milyon yıl önce, Deccan Tuzaklarının oluşumu sırasında, yoğun, yapışkan bazaltik lavın soğuyup farklı şekiller almasıyla meydana gelmiş. Biçimler o kadar olağandışı ki kayalar ilk bakışta insan elinden çıkmış gibi görünüyor.
Belum Mağaraları, Andhra Pradesh
Belum Mağaralarının karanlık dehlizleri, bölgeye gelen ziyaretçilere hayatları boyunca unutmayacakları bir deneyim vadediyor. 3,5 km derinliğindeki mağara, Hindistan’daki en büyük mağara olarak kabul ediliyor; ayrıca Hint yarımadasındaki en büyük ikinci mağara olduğu biliniyor. Mağaradaki sarkıt ve dikit oluşumları, insanı ciddi manada hayrete düşüren, doğanın verebilecekleri karşısında insanın ağzını açık bırakan bir resim çiziyor. Mağara, yeraltı sularının yüzyıllar boyunca istikrarlı bir şekilde akması sonucu oluşmuş. Ve son olarak da mağaranın yalnızca 1,5 km’lik kısmının ziyaretçilere açık olduğunu belirtmekte fayda var.