Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son günlerde Okmeydanı’nın adı gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada çok geçti. Bu ülke iki fidanını uğurladı bu hafta; Okmeydanı’ndan... Olan bitenin ertesinde Okmeydanı’ndaydık. Peki neresi burası; nasıl yaşanıyor Berkin ve Burak’ınki gibi başlayan hayatlar?

        Berkin Elvan... Bu ülke, görülmemiş bir kalabalıkla uğurladı onu. Doktorundan öğretmenine herkes anlattı Berkin’i. Dinledik. 15 yaşında pırıl pırıl bir çocuk... Biliyorsunuz, 16 Haziran günü saat 08.00 sularında evinden ekmek almaya çıkmıştı. Muhtemelen diğer pek çok yaşıtı da o sabah ekmek alma görevini üstlendi. Ama onun başına gaz kapsülü isabet etti. O günden beri Okmeydanı’nın adı çok geçti. Bu ülke iki fidanını uğurladı bu hafta; Okmeydanı’ndan... Burak Can Karamanoğlu da, Berkin Elvan’ın uğurlandığı gün, 12 Mart akşam saat 22.00 sularında, babasının ifadesiyle “karanlıktan gelen bir kurşunla” can verdi. Sonra DHKP-C üstlendi. Ertesi sabah Okmeydanı’ndaydık. Neresi burası; nasıl yaşanıyor Berkin ve Burak’ınki gibi başlayan hayatlar? Meydandaki Şark Kahvesi’nden yürümeye başladık. Yerler çer çöp ve cam kırıkları içinde. Şaşırmamak lazım. Burak Can Karamanoğlu da Piyalepaşa Mahallesi’ndeki evinden uğurlanmıştı, sabaha kadar çatışma oldu. Bazı yerlerde barikat kalıntıları var. Ufaktan da bir biber gazı kokusu geliyor. Etkisini bayağı yitirmiş bir şekilde tabii. Yürümeye devam; 50 metre ileride Berkin’in vurulduğu yer. Herhangi bir işaret ya da çiçek yok. İnsanlar yürüyüp geçiyor işte. Günlük rutin. Kıyafetlerden belli; kimi işe gidiyor, kimi ekmek almış evine. Biraz ileride de Berkin’in ekmek almaya girdiği fırın. Berkin iki yaşındayken taşınmışlar bu muhite. Burada büyümüş. Sabah saatleri ya, orası da vızır vızır. Fırıncıya “Berkin’i tanır mıydınız” diyorum. “Annesiyle ablasıyla daha bir sohbetim var. Berkin’le uzun uzadıya sohbetim olmadı. ‘Ekmek ver abi? Al delikanlı’ O kadar...” Toplasanız 5 dakika kaldım. 3-4 tane Berkin girdi çıktı içeriye.

        Biraz aşağıda da Berkin’in evi... Vurulduğunda ailesi başka bir sokakta oturuyormuş, taşınmışlar. Her sokak neredeyse birbirinin aynı zaten. Hatta şu sıra ayırt etmek neredeyse imkânsız. Zira boş duvar kalmamış. Hepsinin üzerinde Berkin geçen yazılar var. “Uyan, ölümsüzdür, unutmayacağız...” Berkin’in evinin sokağına girdim. Sabah akşam dur durak bilmeden hareketliliğin yaşandığı bir muhit. Tedirginlik devam ediyordur, dışarıda in cin top oynar diye bekliyorsunuz. Alakası yok. Teyzeler camlarda, çocuklar sokakta, esnaf kepenkleri açmış, kimi dışarıda çay içiyor... Hatta Berkinler’in evinin bir kat altında bir teyze pencereden sarkmış cam siliyor... İlk olarak markete girdim. Sahibi Kürt. 36 yaşında. Ailesini biliyor, Berkin’i görmek nasip olmamış. “Mahalleli alışık gerginliğe. Berkin’den önce de böyleydi. Kimse istemez çatışma olsun ama millet mecbur, gidip ekmeğini alacak, ihtiyacını görecek. Çatışma var, evden çıkmayalım diye bir şey yok” diyor. Peki son hafta yaşananlar hiç mi bir şey değiştirmedi? Değiştirmiş elbet. “Öfkeliler, kimse mutlu değil” diyor. O sırada bir teyze giriyor markete. Yaşı 70’e yakın. Küçük torunu varmış. “Sokağa salmaya korkuyorum ama evde de tutamam ki. Zaten mahalleli korur çocuğu. Aslında bizi bize bıraksalar hiçbir şey olmayacak.” diyor. Onun da herkes gibi içi yanmış tabii: “Berkin de evlat Burak Can da... Yazık günah bu millete...”

        ‘DEĞERLİ YERLER, BÜYÜK RANT VAR’

        Dedim ya; yerler hep dünden kalma perperişan ama çocuklar sokakta. 6 yaşındaki bir diğeri de marketin önünde oyalanıyor. O gün okulda olması gerekiyor aslında. Öğlenciymiş. Ondan gitmedi sandım. “Yok. ‘Bugün yürüyüş var gelmeyin’ dedi öğretmen” diyor. “Peki abiler birazdan sokakta kavga etmeye başlasa ne yaparsın” diyorum. Elini evinin o tarafa doğru uzatıp, “Kaçarım hemen” diyor. Dışarıdan bakıldığında fotoğrafçı arkadaşım Sinan ve ben sokaktan geçen alelade birileriyiz aslında. Kimse ters bakmadı. Ama mahalle kültürünün değişmez bir gerçeği var. İstediğiniz kadar dikkat çekmeyin, mahalleli kendinden olmayanı bilir, anlar. Niye anlatıyorum bunu... Aynı sokakta dolanırken “Hepimizin çoluk çocuğu var. Bizi karşı karşıya getirmeye çalışmasınlar” diye dükkânının önünden seslendi biri. “Ben Aleviyim mesela, sağ görüşlü bir sürü arkadaşım var. Bir gün birine ayrımcılık yapmadım. İnsan diye baktım. Çok büyük bir mahalle burası. Her mezhepten insan vardı. Hiçbir sorun yaşamadık. Şimdi şimdi başlıyor. Yılmamızı bekliyorlar. İstiyorlar ki terk edelim buraları. Değerli yerler çünkü, büyük rant var.” “Siz böyle diyorsunuz da şu yoldan geçen teyze de böyle mü düşünüyordur” diyorum. Cevap ondan değil, hemen karşı tarafındaki konfeksiyon atölyesi sahibinden geliyor. “Hiç merak etme, herkes farkında.” Bir süredir bizi dinliyordu, sonunda o da sohbetimize katıldı. Konuştuklarımın hiçbirine dinini, mezhebini sormadım ama kendilerini tanıtırken muhakkak söyleme ihtiyacı hissettiler. Konfeksiyoncu bey Ermeni’ymiş mesela. “Söylerim, bilinsin, kimden ne korkum var” dedi. Mesele tam olarak korku değil tabii. İçten içe hepsinin vurgulamak istediği, “Biz bir aradayız, mutluyuz, yaşayıp gidiyoruz”. Şekil A: Aynı sokakta neredeyse yanyana dükkânlarda Kürt, Alevi, Ermeni birarada... “Ne zaman ki hava kararıyor, polisler geliyor. İşte o zaman ortalık karışıyor” diyorlar. Biz konuşmaya devam ederken camda Berkin’in annesi ve ablası göründü. “Gelebilir miyim” dedim. İstemediler. “Bırak” dedi yanımdakiler. “Kaç gündür bir rahat bırakmadılar. Sana evet derlerse herkes gelecek.”

        "Kimseyi kolay kolay korkutamazsınız"

        Gelelim mahallenin gençlerine...Okuldan eve bir hayata sahipleri olanları da var aralarında tabii. Ama gruplaşmalar, kümeleşmeler de çok. Okmeydanı'nda doğup büyümemiş ama, iş gereği vaktinin çoğunu bu semtte geçiren 35 yaşındaki F.P gözlemlerini anlatıyor. "Mahallenin geneli hangi tarafa yakınsa gençlik de oraya gidiyor. Sıkıysa gitmesin. Yalnız kalır. Aslında çok güzel bir eylem kültürü var burada. İnsanlar haklarını aramayı biliyor. Bir de kimseyi kolay kolay korkutamazsınız. Mahallenin genç kızları bilebir olay oldu mu geri adım atmaz." Sözünü kesiyorum çünkü tam o esnada Ethem Sarısülük'ün abisi Mustafa Sarısülük, Berkinler'in apartmanına giriş yapıyor. Geldiğimiz yoldan geri çıkıyoruz. Toplasanız iki saat geçmedi. Ama Şark Kahvesi'nin orada çevik kuvvet. TOMA'lar konuşlanmıştı bile.

        Hakan Yücel - Kent Sosyoloğu

        ‘Buralarda kimse marjinal değil’

        “Okmeydanı, Ümraniye, Gazi Mahallesi gibi bölgelerde Aleviler çoğunlukta. Özellikle de mahallelerin kuruluş döneminden beri bulunanlar arasında... Tabii İstanbul’un hemen her yeri gibi bu mahalleler de göç aldıklarından demografik yapı değişiyor. Sosyalleşme için siyasal gruplar etkin rol oynayabiliyor. Başka sosyalleşme olanakları da var tabii. Örgütlü olarak görülen, kendini öyle tanımlayanların çoğu sempatizan. Ancak radikal sol örgütler bu tür mahallelerde marjinal değiller, gündelik hayatın dolaylı olarak içindeler, dolayısıyla mahallenin bir unsurular. Kimse öyle elinde silahla, maskeyle vs. dolaşmıyor. Durumu yasal-yasadışı gibi değil meşrugayri meşru denklemiyle, sosyolojik bir bakış açısıyla değerlendirmek lazım. Ki bu şekilde bakıldığında; sol gruplar topluma zarar vermedikleri, sorunlarına müdahil oldukları, değerleriyle çatışmadıkları sürece kabul görmekteler diyebiliriz.”

        KOMŞULUK İLİŞKİLERİ

        “Pek çok farklı mezhep birarada yaşıyor. Komşuluk ilişkileri bakımından bu durumun hiçbir ayrıma sebep olmadığını, iyi geçindiklerini söyleyebiliriz. Siyasi olarak çok farklı yerlerde olanlar gündelik hayatta çatışmıyorlar. Hatta mahallenin ortak sorunları için biraraya gelebiliyorlar. Ve hatta gündelik hayatta siyasi açıdan yakın olsalar dahi kültürel açıdan uzak olanların (mesela yerlilerle yeni gelenler) çatıştığına şahit olabiliyorsunuz. Yani mahalle hayatına siyaset üzerinden değil, kültürel sermaye, mahalle kimliğini benimseme ya da entegre olma süreci üzerinden bakmak gerekiyor. Zaten diğer türlü her gün bir çatışmaya sahne olurdu. Böyle olmasın diye örgütler dahil herkes hassasiyet gösteriyor ve iyi komşuluk yapmaya özen gösteriliyor.”

        ‘BU MAHALLELERDE DAHA AZ TEHDİT VAR’

        “Çocuk, genç olmak özellikle yoksul mahallelerde daha güç. Ama dayanışma, yardımlaşma, mahalleli kimliği güçlüyse bu sorunlar kısmen aşılıyor. Siyasal kimliği güçlü mahalleler aynı zamanda mahalleli kimliği de güçlü yerler. Dolayısıyla bu tür gecekondu mahalleleri diğer gecekondu mahallelerine göre daha az tehdit barındırıyor gündelik hayatta.”

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar