Perşembe monologları
* "BAKIŞMAK"... Nasıl bir "cesaret"tir, nasıl bir "pervasızlık"... Bir yandan da nasıl "masum"dur o ilk gençlik yıllarında... Sonra sonra kaçırmaya başlar insan gözlerini... Artık "devamında yaşanabileceklerin cahili" olmadığı için belki...
*
* Her sevgili zaman zaman "başkalarının cezasını" çeker her ilişkide... Kendinden öncekilerin, hatta bir gazete haberindeki yahut bir filmdeki kahramanın "suç"unun cezasını... Karşıdakinin anlam veremediği "ani delirmeler"in arkasında dünyanın öbür ucunda yaşanmış bir aldatma hikâyesi olabilir mesela.
*
* Eskiden adama "şarkılar, şiirler" yazdırırdı ayrılık; şimdi Twitter'da "iki laf sokma", Facebook'ta "ilişki durumu değişikliği"... Bitti, gitti. Alın size artık neden içimize dokunan bir şarkı, ezberlemek istediğimiz bir şiir çıkmadığının cevabı!
*
* "Hesaplaşma" başladığında "senin için" diye başlanır söze... "Nelere katlandım, kimleri çiğnedim, neleri yakıp yıktım!"
İnsan her şeyi "kendisi için" yapar oysa. Bütün yakıp yıkmalar, çiğnemeler "karşı koyamadığı duyguları, dürtüleri yüzünden"dir. O duygular geçtiğinde, dürtüler giderildiğinde kaç kişi "sırf karşıdaki istiyor diye" bırakın yakıp yıkmayı, yanında durmaya devam edebilir?
"Senin için" koca bir yalandır.
*
* Galiba benim de derdim "sevilmek"... Yazarının imzaladığı, adıma gönderilen kitapları heyecanla açıyorum... İmzadan önceki o birkaç sözcük... Klişe mi yoksa "bana özel" mi... "Sevildiğime dair bir ipucu" var mı...
*
* Bilmiyorum, bütün insanlığın geldiği nokta mıdır... Etrafınıza bir bakın... "Issız adaya düşmüş ve artık hayatta kalmak için birbirini yemekten başka çaresi kalmamış" kazazede gibiyiz.
*
* Bir yaştan sonra "büyük coşkuyla" doğum günü kutlamak "bardağın dolu tarafını görmek" bir nevi. "Öndeki azalmış zamana" üzülmek yerine "arkadaki uzun yıllara" sevinmek...
*
* Bazı şeylerin "ne yanında olunur ne karşısında". Kürtaj da bunlardan biridir. "Gönüllüsü" olmak, olmamak değildir mesele. Kürtaj bir "mecburiyet"tir çoğu zaman. Ve her ne kadar "kadının meselesi" sayılsa da tek kişilik bir eylem değildir; ucu "eğitim"den "ekonomi"ye kadar bir sürü yere uzanır. İlla bir suç, bir ayıp, bir günah olarak değerlendirilecekse; bu işin EN SON "suçlu"su, "ayıplı"sı, "günahkâr"ı kadındır.
Kayıp aranıyor
HUSKY Malamute cinsi, kahverengi gözlü, siyah-beyaz tüylü "Paşa" adlı köpek, Şişli Terakki Lisesi'nin de bulunduğu Ebulula Caddesi'ndeki bahçeli evinden kaybolmuştur.
Görenlerin Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'a başvurmaları rica olunur.
MIŞ/MUŞ
■ Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı, "Okullarda sütle beraber bal da verilsin" demiş.
Oldu olacak açık büfe brunch tertiplensin!
■ Hastalıkların gün içerisinde ortaya çıktığı saatler farklıymış.
Anlayacağınız, vardiya usulü; boş bırakmıyorlar!