Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şimdi eğri oturup doğru konuşalım...

        Hepimiz çoktan sıkılmadık mı?

        Öğrencilik yıllarımızda daha... Okulun bahçesinde ne cimnastiğe ne dansa benzeyen o manasız kol bacak hareketlerine çalışırken "Öf bu ne yaa!" demedik mi?

        Onca provaya, stadyumda birimiz kaldırırken kolunu, öbürümüz indirip seyredenleri güldürmedik mi?

        Organizasyon her seferinde aksamadı mı?

        Biz kızlar, ucuz astarlık kumaştan eteklerimizle çok zavallı görünmüyor muyduk?

        Hepimiz için angarya değil miydi?

        Velilerimizden ve protokol icabı orada olması gerekenlerden başka kim seyre koştu? Kaç kişi?

        Kaç kişi doyamadı da gelecek yılı iple çekti?

        19 Mayıs kutlamalarının "değişmesi" gündemdeymiş.

        Oh be! Yaşasın!

        Evet, çok eskimişti.

        Hele bugünün "tuşların efendisi" gençliğini düşünürsek çok "demode"ydi.

        Ama...

        Bu değişikliğin altında bir "art niyet"

        yatıyorsa...

        Değiştiriyoruz derken 19 Mayıs ufak ufak yok edilecekse...

        O demode kutlamalara razıyım ben.

        Yok, hakikaten daha dinamik, daha modern, daha ilgi çekici hale getirmekse maksat, akıl edenleri kutlarım.

        Fakat görürsünüz, çok kişi karşı çıkacaktır. Çünkü teklifi yapanlar AK Partili milletvekilleri.

        Ne kötü!

        Esas olan "doğrudan yana olmak" değil, "kişilerden yana ya da kişilere karşı olmak".

        Fikirlerin akla, mantığa uygunluğu değil, kimden çıktığı önemli. Ne kötü!

        Öteden beri var olan bir durumdu aslında fakat son yıllarda "tavan yaptı"

        adeta.

        Ne diyeyim... Sebep olan kebap ola!

        Sanatçının boyut sorunu

        Türkiye'de hiç bitmeyecek meselelerden biridir bu. Ha, çok kişiyi ilgilendirmediği için gündemi işgal etmez pek, o ayrı. Ama "sanatçının boyut sorunu" en az erkeğinki kadar eski ve çözümsüzdür.

        Gazinolar zamanında elinde cetvelle gezen sanatçılar vardı. Gazete ilanlarındaki resimleriyle isimlerini ölçerlerdi, rakibinden büyük mü küçük mü ki ona göre...

        Demet Akbağ'ın Eyyvah Eyvah 2'nin afişlerinden Özge Borak'ın resmini çıkarttırdığını okuyunca durumun değişmediğinin teyidini almış oldum.

        "Ben ondan ünlü ve eskiyim" demiş Demet Akbağ gerekçe olarak.

        Bilmiyorum, gazetelerin "yalancısıyım".

        Olay gerçekse, doğru yapıp yapmadığını düşünmeden, Özge Borak'ın bunu hak edip etmediğine bakmadan (ki son yıllarda en beğendiğim oyunculardan biridir) Demet Akbağ'ı anlarım.

        Çünkü bu piyasada işini iyi yapmak yetmez, bilirim. Hak, hukuk da yoktur. Vefa, izan, şu, bu...

        "Elde sopayla düdük, adının bekçisi olması gerekir insanın" çoğu zaman... Maalesef.

        MIŞ/MUŞ

        ABD eski başkanlarından Reagan'ın oğlu "Babam başkanken "Alzheimer"dı demiş.

        Geçmiş olsun! Reagan'a değil, dünyaya!

        ■ Erdoğan "Ağzı olan konuşuyor" demiş.

        Oysa demokrasilerde "izni" olan konuşur!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar