Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gaziantep’teki bombalı saldırı haberini öğrendiğimde bir hayli eski bir film olan, 1957 yapımı 12 Kızgın Adam’ı (12 Angry Men) izliyordum. Adından da anlaşılacağı üzere, filmde 12 kişilik sivil jüri heyetinin bir cinayet davasını karara bağlaması işleniyor. Normalde pazarcılık, mimarlık, bankacılık gibi farklı mesleklerden gelen 12 Adam’ın birçoğu ilk kez bir davaya sivil jüri olarak seçilmiş. Davada verilebilecek iki karar var. Babasını öldürmekle suçlanan 16 yaşındaki çocuk ya serbest kalacak ya da elektrikli sandalyeye oturtularak idam edilecek.

        Eldeki delilerin birçoğu çocuğu işaret ediyor. Olay mahallinde bulunan sustalı bıçak ona ait, cinayetten önce babasına “Seni öldüreceğim” diye bağırdığı bile duyulmuş. Üstelik bunu duyan da alt kattaki komşu kadın. Jüri heyeti odaya kapatılır kapatılmaz açık bir oylama yapıyor. 12 Adam’dan 11’i çocuğun suçlu olduğu yönünde oy kullanıyor. Ancak kararın alınabilmesi tam oyla mümkün, 12 Adam’ın hemfikir olması zorunlu.

        İlk oylamada “Hayır” oyunu verense başrol oyuncusu Henry Fonda. 11 “Yetmez ama evet”çi başlıyor Fonda’ya yüklenmeye. Hakaretin bini bir para... Akşam sekizdeki maça aldığı bilet yanmasın diye tehditle iknayı deneyen dahi var.

        Fonda da “Hayır” oyu vermiş ama çocuğun suçsuz olduğuna inandığından falan değil. Bir çocuğu babasını öldürmeye mahkûm edip elektrikli sandalyeye oturtmak için delillerin yeterli olmadığına, dolayısıyla biraz daha düşünmek gerektiğine inanıyor o kadar...

        Jüri de başlıyor baskıyla şüpheleri giderme girişimlerine. Ancak şüpheler arttıkça artıyor. Yapılan her oylamada çocuğun suçsuz olduğuna inananların sayısı biraz daha artıyor. Neticede yaklaşık 1 gün süren toplantının sonucunda babasını öldürmekle suçlanan çocuğun beraatine karar veriliyor.

        Şimdi buradan hareketle, filmi izlerken haber aldığım, Gaziantep saldırısına gelmek istiyorum. Merak etmeyin, o kadar da filmin etkisinde kalmadım. Kalkıp PKK’yı savunacak değilim.

        EL KAİDE İHTİMALİ

        Ancak şunu da itiraf etmeliyim. Saldırı haberini aldığım andan bu yana biraz filmdeki Henry Fonda gibiyim.

        Zira Gaziantep, uzun süredir Suriye’ye yönelik mühimmat ve cihatçı akışının merkezlerinden biri olarak göze çarpıyor. Kentteki El Kaide faaliyetlerinin yoğunlaştığına dair duyumların olduğu da biliniyor.

        Son olarak, geçtiğimiz haziran ayında Gaziantep’te 7 El Kaide militanı gözaltına alındı. Üstelik bu operasyonu protesto için gösteriler dahi düzenlendi. Alın bu gelişmelere bir de şunları ekleyin:

        • El Kaide Lideri Eyman el Zevahiri, şubat ayında yayınlanan ses kaydında militanlarını Suriye’ye davet ederken hangi ülkeyi tehdit etti? Türkiye.
        • İran Genelkurmay Başkanı Firuzabadi daha birkaç hafta önce “Suriye’den sonra sıra Türkiye’ye gelir” tehdidini savururken, satır arasında Türkiye’yi hangi örgüte karşı dikkatli olması için uyardı? El Kaide.
        • Suriye’nin saf değiştiren eski Bağdat Büyükelçisi’nin, “Esad daha önce Irak’ta Amerikan askerlerine karşı kullandı, şimdi de kendi rejimini kurtarmak için piyasaya sürdü” sözleriyle işaret ettiği örgüt hangisiydi? Yine El Kaide.
        • Sivillerin bombalı araçla hedef alındığı eylem tarzının patenti kimde? El Kaide.
        • Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye’nin PKK’ya ilaveten hangi örgüte karşı Suriye’de askeri müdahalede bulunabileceğini söyledi? Yine El Kaide, yine El Kaide...

        Netice-i kelam; “Bu saldırı PKK’nın işidir” diyen yüzde 99’un haksız olduğunu iddia edemem. Bilakis ben de yüzde 99 olasılıkla bunun bir PKK eylemi olduğu fikrindeyim. Ancak, BDP’nin eylemi lanetlemesini ve yüzde 1’lik ihtimali de önemsiyorum. Anlayacağınız ben bu kez biraz Henry Fonda’yım.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar