Ankara-Esad ilişkisi
BU toprakların yetiştirdiği bir kardeşimiz, filmlerini izlerken çok etkilenip âşık olduğu ünlü porno yıldızı Bree Olson'a Türkçe kaleme aldığı bir mektup göndermiş. Gazetelerdeki haberlere göre mektubunda Amerikalı porno yıldızına evlilik teklifinde bulunup, "Gel evinin kadını ol" demiş. Âşık olduğu kadın, Amerikalı ünlü oyuncu Charlie Sheen'in de eski sevgilisi. Porno yıldızı mektubu Twitter'dan yayınlayıp Türk hayranının istediği gibi bir kadın olmayacağını cümle âleme ilan ederek biraz ayıp etti; ama olsun... Bu olay Yeşilçam filmlerinde yıllarca büyük bir titizlikle işlenen "kötü kadını bataklıktan kurtaran kahraman Türk erkeği" motifinin artık küresel ölçekte meyveler vermeye başladığının resmidir.
Mektubun Twitter'dan paylaşıldığı tarih ulusal bayram ilan edilmeli ve bu olayı kutlamak için her yıl şenlikler düzenlenmeli. Lakin her şeyden önce porno yıldızının, kendisine âşık olan Türk hayranıyla evlendirilmesi için ulusal ölçekte bir imza kampanyası başlatılmalı. Bu uluslararası meselenin çözülmesi için toplanacak imzalar da BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun'a sunulmalı ve kendisinden arabulucu olması rica edilmeli.
Muhtemelen aklınız yazının başlığında kaldı. Anlattığım trajikomik olayın Ankara-Esad ilişkisiyle ne ilgisi olduğunu düşünüyorsunuz. Ankara-Esad ilişkisini güncel ve gerçekçi bir örnekle anlatmak istedim sadece. Porno yıldızına âşık olan Türk erkeğinden daha iyi bir örnek de bulamadım ne yazık ki. Türkiye'nin doğası gereği diktatör olan Esad'ı reformcu, demokrat bir lider yapma gayreti, saf Anadolu erkeğinin âşık olduğu porno yıldızına mektup göndererek ondan "evinin kadını" olmasını istemesinden farksız. Esasında Esad'ın reformcu olabileceğine ben bile inandım bir ara; ama itiraf etmeliyim ki yanılmışım.
Esad'ın, bölgeye çakılmış, son kullanma tarihi geçmiş soğuk savaş ürünü bir kazık olduğunu kabul etmeliyiz artık. Bakmayın, olağanüstü hali kaldırıp yıllardır Araplaştırmaya çalıştığı Suriyeli Kürtlere mavi boncuk dağıtmasına falan... O da biliyor çok geç kaldığını ve kangrene dönüşen bu yaranın reformlarla iyileşmeyeceğini. Dera'da tankları sivillerin üzerine sürüp yüzlerce sivili katletmesi de bunun göstergesi. Beşar Esad, babasının yani Hama'da bir günde 25 bin sivili katleden Hafız Esad'ın oğlu sonuçta. Âşık olunan porno yıldızı gibi halinden de memnun üstelik.
Sadece Esad değil, Suriyeli muhalifler de bu krizin sözde reformlarla çözülebileceğine inanmıyor ayrıca. Muhalif liderlerinden Suriye Reform Partisi Başkanı Ferit Kadri'yle iki gün önce görüştüm.
Yasaklı olduğu için Amerika'da yaşıyor olsa da Suriye deki muhaliflerle sürekli irtibat halinde. Kadri, muhaliflerin Türkiye'den beklentileri ve Suriye'nin geleceği konusunda net konuştu.
İşte Kadri'nin mesajları:
1. Suriye'nin önünde iki yol var: Ya iç savaşa sürüklenecek ya da "Esad'sız bir Suriye" kurulacak.
2. Suriye'de çıkacak bir iç savaş, Türkiye'nin iç huzurunu doğrudan etkileyecek.
3. Ankara'dan beklentimiz Esad'ı gitmeye ikna etmesidir. Türkiye isterse Esad'ı ikna edebilir.
4. İsyanın arkasındaki halkın ortak noktası Esad karşıtlığıdır. Yeni rejime Suriye halkı karar verecek.
5. Suriyeliler Libya'daki gibi yabancı orduların müdahalesini istemiyor. Yabancı güçler, muhalifleri silahlandırmaya çalışıyor.
6. Suudi Arabistan, Esad'a karşı Suriye halkının yanında yer almaya karar verdi. Türkiye bu adıma dikkat etmeli.
Türkiye'nin, kredisini tüketen Esad'ı "istediği gibi bir adam" yapma sevdasından vazgeçip, biraz da Suriyeli muhaliflere kulak vermesinin zamanı gelmiş anlaşılan.