Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇEN gün yazmıştım: Bu sene Birinci Dünya Savaşı'nın, önümüzdeki yıl da Çanakkale Muharebeleri'nin yüzüncü yıldönümü; savaşa katılan o zamanların müttefik memleketlerinde her iki yıldönümü münasebeti ile şimdiden yayınlar yapılıyor, toplantılar düzenleniyor ama bizde havanda su dövülecek gibi görünüyor!

        Bunun böyle olacağını zaten Balkan Savaşları'nın yüzüncü yıldönümü olan geçen yıllarda görmüştük. Tarihimizin en büyük askerî bozgunlarından ve emsâli bulunmayan toprak kayıplarımızdan olan Balkan Savaşları nı, yüzüncü yılında sade suya tirit bir-iki toplantı dışında hatırlamamıştık bile!

        Türkiye de, Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale konusunda en yetkin ve dolayısı ile üzerine en fazla görev düşen kurum silâhlı kuvvetler, daha doğrusu ATASE, yani "Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Daire Başkanlığındır. Memleketimizde askerî konulardaki en önemli kaynaklar ile en geniş belge, bilgi, fotoğraf ve film arşivi ATASE dedir ama son dönem tarihi üzerine çalışan arkadaşların anlattıklarına bakılırsa, ATASE de araştırma yapabilmek tam bir derttir! Bazı belgeler çeşitli endişeler sebebi ile araştırmacıya açılmamıştır, açılan seksiyonlardan istifade edebilmek ise ölümden beterdir!

        EL SÜRMEK YASAK!

        Birkaç sene önce, bir tarihçi anlatmıştı: Çanakkale Muharebeleri nin en önemli isimlerinden olan Cevad Paşa'nın günlüklerinin ATASE de olduğunu işitmiş, randevu sistemi ile çalışan kurumdan araştırma için güç-belâ izin alabilmiş ve Paşa'nın hatıralarını görme bahtiyarlığını elde edebilmiş. Ama nasıl? Arşivin başındaki komutanlar karşı karşıya iki sandalye koydurmuş, birine tarihçiyi, karşısındakine de genç bir askeri oturtmuş, başlarına bir astsubay dikmiş, hatıraların yazılı olduğu defteri askere vermiş, sayfaları çevirmesini emretmişler. Tarihçiye "Asker çevirecek, sen bakacaksın, dokunman yasak" denmiş ama okumak ve istifade edebilmek ne mümkün? Azap birkaç dakika sonra dayanılmaz bir hal alınca araştırmacının canına tak etmiş, adamcağız notlarını toplayıp "Eyvallah" demiş ve bir daha ATASE'nin kapısının önünden bile geçmemeye yemin etmiş!

        Askerî arşivler medenî memleketlerde araştırmacılara yardım edebilmek, hattâ amatörleri bile bu alana çekebilmek için ellerinden gelen çabayı gösterirler ama Türkiye'de bu işin tam tersi yapılır! Cazibe merkezi olma faaliyeti bizde sadece askerî müzelere mahsustur, ATASE nin senelerden buyana devam eden çabası ise, cumhuriyet tarihçilerine sadece zorluk çıkartmaktan ibarettir.

        Yayınlanmaması, hattâ hariçten gelenlere gösterilmemesi gereken bazı belgelerin mutlaka mevcut olduğunu ve bizim gibi zengin bir tarihî geçmişe sahip bulunan birçok memleketin "classified" yani "gizli" kategorisindeki bu gibi belgelerin okunmasına ve yayınlanmasına izin vermemelerini makul karşılarım...

        PAŞA'NIN KAYIP MEKTUBU

        Ama, askerî arşiv hazinemiz olan ATASE nin vaziyeti bundan çok farklıdır, zira neredeyse bütün arşiv "classified" farzedilmekte, çalışmak isteyen araştırmacılar binbir türlü zorlukla karşılaşmakta, hattâ bir defterin sayfalarını askere çevirtip tarihçiyi aval aval bakmaya mecbur bırakmak gibi Aziz Nesinvârî hadiseler yaşatılmaktadır.

        Benzer tuhaflıklara kendimden bir örnek vereyim: Birkaç seneden buyana Enver Paşa üzerine bir kitap yazıyorum. Paşa'nın, 1918 Kasım'ında Türkiye'den ayrılırken zamanın sadrazamı Ahmed İzzet Paşa'ya bir mektup yazdığı ve mektubun ATASE de olduğu biliniyordu; geçmiş senelerde yayınlanmış eserlerde belgenin arşiv numarası da veriliyordu.

        ATASE de araştırma yapan arkadaşlara mektuptan bahsettim ve "Kitabımı bitirmeme daha birkaç sene var, isterseniz siz yayınlayın ben sizden alıntı yaparım" dedim, aylarca aradılar ama bulamadılar! Zira ATASE'nin eski komutanlarından biri belgelere yeni numaralar verilmesini emretmiş, emir yerine getirilince de herşey birbirine girmişti ve neticede askerlik tarihimizin en önemli isimlerinden olan Enver Paşa'nın evrakı bulunamadı!

        2014 ile 2015'in, yani Birinci Dünya Savaşı ile Çanakkale Muharebeleri nin yüzüncü yıldö-nümlerinin önemine inandığım için, bu alanda üzerine en fazla görev düşen kurumu, yani askerî arşivimizi yazmaya devam edeceğim...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar