İstanbul'da konser eziyeti
GEÇEN salı gecesi, İstanbul'da çok önemli, çok güzel ve unutulmaz bir konser vardı: Dünyanın yaşayan en seçkin piyanistlerinin ilk sırasında yeralan Martha Argerich ile zamanımızın aynı şekilde en önemli kemancılardan olan Gidon Kremer'in konserleri...
İcra edilen musiki mükemmel ama konserin verildiği mekânın, yani Lütfi Kırdar'ın büyük salonunun ses sistemi berbattı! Zira, Lütfi Kırdar'ın büyük salonu konser için değil geniş katılımlı toplantılar, törenler, konferanslar, vesaire için inşa edilmişti.
Düşünün: Böylesine önemli bir konseri hemen ilk sıralardan dinliyorsunuz, karşınızda dünyanın önde gelen iki sanatçısı olan bir piyanist ve bir de viyolonist var, piyanoyu duyabiliyorsunuz ama kemanın nüanslarını tam olarak işitebilmeniz ne mümkün? Eserlerin piano, yani düşük vo-lümle icra edilen bölümlerini duyabilmek için konser dinlemeye değil, sanki bomba aramasına gitmişcesine pür-dikkat kesilmeniz gerekiyor ve neticede geceniz azap hâlini alıyor!
KONSER DEĞİL, PANDOMİM
İcra edilen eserleri bizler gibi ön sıralarda oturanların bile doğru dürüst işitemedikleri bir salonun arka taraflarında ve hele balkonlarında oturan dinleyicinin çektiklerini düşünün... Herhalde piyano refakatinde sessiz bir film yahut pandomim gösterisi seyreder gibi hafif bir piyano sadâsı işitmiş ve adamın birinin keman çalmayı andıran bazı hareketler yaptığını görmüşlerdir, o kadar!
Sebep, İstanbul'da doğru dürüst bir konser salonunun bulunmamasıdır. "Gelişti, büyüdü, dünya başkenti oldu, kıt'alararası merkez halini aldı" diye hiç durmadan övündüğümüz, yere-göğe koyamadığımız, olimpiyatlara ve en büyük uluslararası etkinliklere aday gösterdiğimiz İstanbul'da bugün doğru-dürüst bir konser salonu ve opera mekânı yoktur! Konserler kongre salonlarında verilmekte, seksen küsur sene önce halk operetleri için inşa edilmiş olan minyatür mekânlarda da operaların sahnelenmesine çalışılmaktadır.
Dış görünüşü bakımından ruhsuz ve çirkin olan, her ayrıntısı tek parti döneminin ceberrutî günlerini hatırlatan AKM estetik olarak mezbele ile lenduha arasında bir mekân idi fakat salonlarının akustiği bakımından gene de ehven-i şer sayılırdı. Ama önce yakılıp sonra da bakımsızlık yüzünden harap olan ve âcilen boşaltılması gereği kalorifer kazanlarının patlamasına ramak kala farkedilen AKM şimdi keskin bir ideolojik kamplaşma vasıtası hâline geldiği için ne yıkılabiliyor, ne de bir tarafına el sürme imkânı var. Gelinen nokta ise, İstanbul'un doğru dürüst bir konser salonundan mahrum kalmış olması!
İstanbul'un şânına lâyık bir konser salonuna sahip olmamasından yakınan benim gibi musiki meraklılarının, 1990'larda yaşanan ama tam bir fiyasko ile neticelenen büyük rezaleti unutmamaları gerekir:
DEVLETTEN GEÇİNME MERAKI
"Sivil toplum kuruluşu" kavramı bizde sırtını devlete dayayıp tahsilâtta bulunmak demektir ya... İstanbul'da kültür, sanat, konser, vesaire işleri ile uğraşan böyle bir özel vakıf, Maslak taraflarında modern bir konser salonu inşa etmek için devletten o senelerde hayli yüklü miktarda bir para almıştı ve meblâğın 24 ile 30 milyon dolar arasında olduğu söyleniyordu...
Temeli attılar, "Konser salonu yapıyoruz" diyerek bir-iki duvar da diktiler ama sonra ne oldu ise oldu, milyonlarca dolar suyunu çekiverdi ve inşaat bombardıman yaşamış Beyrut'tan beter hâle geldi! Aradan zaman geçti, tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibrâ ettikleri gibisinden birşeyler işitildi ama milletin bu kadar parasının nasıl, niçin ve kimler tarafından ne şekilde hebâ edildiği hiçbir zaman açıklanmadı.
İstanbul'un konser mekânları bakımından şimdi böylesine fukara hâle gelmiş olmasının sorumluları programlarına kültürel faaliyetleri ciddî şekilde hâlâ almamış olan siyasî partilerin yanısıra milyonlarca doları nasıl ve nereye harcadıkları hâlâ bilinmeyen bu vakıftır!
Dolayısı ile İstanbul'un "Şekerim, Cemal Reşid dincilerin eline geçti, yobazları protesto edip oraya artık adım atmama kararı aldık" diyen entellektüelleri ve sanat düşkünlükleri kendilerinden menkul kesimin meselenin bu tarafını unutmamaları ve savrulup saçılan milyonlarca doların âkıbetini de bir zahmet merak etmeleri gerekir.