Uyandırma servisi
Fenerbahçe-Sivasspor maçından sonra Aykut Kocaman’ın açıklamaları ilginçti. Medyaya serzenişte bulunuyordu. Ne diyordu Aykut Hoca?
“O kötü, bu kötü. Ben kötüyüm, Fenerbahçe kötü, Beşiktaş kötü. Basın biraz da futbolun olumlu yönlerini yansıtsın.”
Keşke öyle olsa. İyi oynuyorlar da basın kasıtlı olarak mı kötülüyor?
Önceki gün Fenerbahçe, dün önce Galatasaray sonra Beşiktaş. Hangi biri ne oynadı ki basın iyi yazsın. Gerçekleri mi yazsın, marka değeri uğruna insanları mı kandırsın.
Konumuz Beşiktaş-Antep maçı. Maç seyircisiz. Zaten tadı tuzu yok. Bir de üstüne futbol fukarası iki takım. Koskoca ilk 45 dakika. Gol yok, pozisyon yok. Atan yok, tutan yok. Kalecilere gelen bir top yok. Pozisyona girmeye yeltenen bile yok.
Beşiktaş’a şaşırmamak elde değil. Eskişehir’de ciddi bir kaza yapmışsın, Antep maçının önemi iyice artmış. Rakiplerinin tümü haftayı 3’er puanla kapatmış, sen kaybedersen fark 15’e çıkacak, şampiyonluğa mendil sallayacaksın. Oyuna bu kadar mı pısırık başlanır. Bu kadar mı isteksiz oynanır?
Koskoca 45 dakika çöpe gitti. İkinci yarı deseniz şöyle böyle. Yediği gol Beşiktaş’ı uykudan uyandırdı. Pabucun pahalı olduğunu anladı, Beşiktaş olduğunu hatırladı. Beşiktaş için maç 60. dakikada başladı. Son anlarda ciddi pozisyonlar da buldu, ama ne çare. 10 dakikalık rüzgâr yetmedi. Trabzon, Bursa 10 dakika esiyor, onlara yetiyor. Beşiktaş yarım saat çırpınıyor, fayda etmiyor.
Fark Trabzon’la 14’e, Bursa ile 9’a, Fenerbahçe ile 5’e çıktı. Mucize olacak, hepsi kaybedecek Beşiktaş da her maçı kazanacak! Bu saatten sonra Beşiktaş şampiyon değil, ancak şampiyonu belirleyici takım olabilir. Çünkü Trabzon ve Fenerbahçe ile İnönü’de oynayacak. Beşiktaş, kadro genişliği açısından da kadro kalitesi açısından bir devrede bu kadar fark yiyecek takım değil. Ama yedi mi? Yedi. Doğrudur, bu sezon sakatlıklar takımın belini büktü. Büktü de bunun ardında yatan neden ne? Sezon başındaki yedek kulübesine bakıyorsunuz, bir de dün Antalya’dakine. Rıdvan, Furkan yedekte. Adet yerini bulsun misali kulübe doldurulmuş. Senin o dağ gibi kadron eriyip gitmiş. Skoru değiştirecek tek isim yok. Ama bu çaresizliği izah eden de.
Beşiktaş artık şampiyonluğu unutacak, Schuster ile ikinci olup Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya, Avrupa Ligi’ne ve önümüzdeki sezonlara bakacak. Ama 14 puan fark bu kadro için “fiyasko.” Yöneticilerin rüyalarını Avrupa’da kupa süslüyor, yine ciddi transferler yapılıyor ama bu fiyaskoyu da birileri sorgulamalı. Faturayı Schuster’e kesmiyoruz da, fiyaskonun tek sorumlusu da 1960’ların futbolu olamaz.