Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Toplumlar, konulmuş kuralları sorgulama, sarsma ve değiştirme cesareti gösterenlerin omuzlarında yükseliyor. Türkiye bir gün kendi otomobil markasını yaratacaksa bunu yapacak ekibin başında, içinde, kenarında bir yerlerde geçen hafta ODTÜ’de Başbakan’ı protesto eden gençlerden biri olacak.

        Elbette iyi bir otomobil yapmak için ‘hâkim kuvvete başkaldırmak’ zorunluluğu yok. Ama iyi bir fikir üretebilmek için, mevcut fikirle kavga etmeyi, ondan yola çıkarak mevcut fikre yeni bir şekil verebilmeyi öğrenmek gerekiyor. Bu da dünyanın bütün fikir üreten toplumlarında üniversite çatısı altında oluyor.

        Bebekler yürümek için ayaklandıkları ilk günlerden itibaren anne babalarının yardımını reddederler. Bazılarının bir süre sonra direnci kırılır ve yardımsız hiçbir şey yapamaz hale gelirler, pek azı da düşüp bir yerlerini kırma ya da ilk gençlik yaşlarında biber gazına maruz kalma pahasına, kendi kararlarını vererek yaşarlar.

        Nisan ayında bir söyleşi yapma fırsatı bulduğum eski Alman Şanşölyesi Gerhard Schröder’e şu sıralar özellikle Orta ve ve Kuzey Avrupa’da taraftar toplayan hatta Berlin gibi eyaletlerde yüzde 7’ler seviyesinde oy alan Korsan Parti ve onu destekleyen gençleri sorduğumda aldığım cevap uzun yıllardır politikanın içinde olan birinin vereceği cinstendi: “Hiç çalışmadan her şeye sahip olmak istiyorlar. Dünyayı bedavacıların şekillendirmesini bekleyemeyiz.” Ancak Schröder, parlamentoya ilk girdiklerinde ıslıklanan, hatta dışarı atılmak istenen kravatsız Yeşiller’in çevreye dikkat çeken politikalarıyla yıllar içinde nasıl halkın desteğini alıp, iktidara ortak olduğunu iyi bilenlerdendi.

        O yüzden halkın bir gün Korsan Parti’nin tezlerine de kulak verebileceği ihtimalini de göz önünde tutmuş ve “Gerçek özgürlük ihtiyaca göre davranış gösterebilmektir” diyerek sözlerini Alman filozofu Hegel’den yaptığı alıntıyla bağlamıştı. 1983 yılında federal parlamentoya giren Yeşiller arasında 70’li yıllarda polisle çatışmaya giren ve taş atan radikaller vardı. Peki, bu ‘aykırı adamlar ve kadınlar’ insanlığa ne türden bir katkıda bulundular? Bu sayfa bir ‘otomotiv’ sayfası olduğuna göre, örneği oradan seçelim.

        Bugün eğer 100 kilometrede 3 litre tüketen araçlar varsa, yavaş yavaş hangi otomobilin ne kadar karbondioksit ürettiğini tıpkı kaç beygir ürettiği gibi merak ediyorsak, hibritleri, elektriklileri yollarımızda görmeye başlamışsak, bunu bu insanların başarısı olarak görebiliriz. Yerinden oynatıp, değiştirenler, değiştirmeye aday olanlar aynı zamanda huzursuzluk yaratanlardır. Yani, bilgiyle destekli muhalefet ‘biber gazıyla çalışan motoru olan’ yerliyi yapar, ilk sürüşü de Başbakan’a yaptırtabilir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar