Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Uzanlar'ın Türkiye aleyhine açtıkları tahkim davası hakem heyetinden geri dönerken Uzanlar'ın karar iptali için artık eli çok zayıf. Bu altı yıllık süreçte neler yaşandığını, Uzanlar'ı avlayan delillerin neler olduğunu Freshfields Bruckhaus Deringer ve Coşar Hukuk Bürosu takım kaptanları ile konuştuk...

        Uluslararası tahkim davalarının ünlü Freshfields Hukuk Bürosu'nun avukatlarından Brian King, dava süreci ve Uzan Ailesi ile ilgili, "Sanırım hiçbir avukat böyle bir dava görmemiştir. Tanıkların ufak tefek yalan söylediklerini yakalıyorduk, ama böyle bir dava görmedik. Tamamen bir uydurma ve yalan üzerine konulmuştu her şey" diyor.

        Uzanlar'ın delil olarak getirdikleri belgelerin sahte olduğunu kanıtlamak hiç de öyle kolay olmamış. Coşar Hukuk Bürosu'nun kaptanı Aydın Coşar, "Öne sürdükleri iddiaların yalan olduğu, sahte belgeler düzenlendiği birdenbire görülen bir şey değildi. Öyle belgeler hazırlanmış ki inanmamak mümkün değil. Hepsi gerçek gibi görünüyordu. İki hukuk bürosundan minimim 30 avukat ve yüzlerce işinde iyi uzmanla çalışarak bir sonuca vardık" ifadesini kullanıyor. Başbakan Erdoğan'ın doğrudan çıkardığı bir genelge ile kamu kurum ve kuruluşlarının da açık bir destek vermesi ile altı yılda toplanan belge 20 bin cilt klasöre ulaşmış. Aynı zamanda Aydın Coşar'ın kızı da olan davayı takip eden takımın başındaki bir diğer isim Utku Coşar bu belgeleri tek tek inceleyerek ciddi bir elemeden geçirdiklerini belirtiyor.

        4 DELİL UZANLAR'I YAKTI

        2006 yılında Libananco adlı şirketin ÇEAŞ ve Kepez'in yüzde 60 hissesinin kendinde olduğuna dair belge ile tahkime başvurduğunu anımsatan Utku Coşar, "Biz de o zaman kanıtlayın, ispat edin dedik. Delil toplamaya başladık" diyor. Uzanlar'ın yakalanması sürecindeki 3-4 delil davanın Türkiye lehine sonuçlanmasında büyük rol oynuyor. Bunların başında ilginçtir ki ÇEAŞ'ın kârı geliyor. İşte ICSID Tahkim Heyeti'nden yıllar sonra da olsa geri dönen davadaki kritik deliller:

        ■ İlk olarak öne sürdükleri iddia ÇEAŞ ve Kepez'in yüzde 60'ının Güney Kıbrıs'ta kurulan Libananco'ya satıldığıydı. Sundukları belgelerde satışın 2002 Ekim'inden 2003 Mayıs'ına kadar kademeli devam ettiği öne sürüldü. Ancak 2003 yılında temmettü alıp, vergi beyanı da verdikleri belirlendi.

        ■ Uzanlar'ın 49 bin hissesi Viyana'da bir depoda çıktı. Daha önce hisseleri Libananco'ya sattık

        diyen Uzanlar, 'aslında Libananco'nun aile ile ilişkisi var, aile içinde ayrılıklar oldu, hisseler bizde' diyerek bunları delil olarak sundular. Bir ay Viyana'da kalan ekip sabahtan akşama kadar hisseleri inceledi. Uzanlar 'sahtecilik araştırılması yapılıyor' sanırken, ekip tek tek her hisse senedinin arkasında temettü alındığına dair mühür ve seri numarasını kaydediyor.

        ■ Belgelerin üzerinde Libananco'nun bir de kaşesi bulunuyor. Yapılan araştırma sonrasında da kaşenin 2005'te üretildiği tespit ediliyor.

        ■ Libananco devir sözleşmelerinde şirketin kaşesi de bulunuyor. Yapılan araştırma sonrasına söz konusu kaşenin 2005'te üretildiği tespit ediliyor.

        Libananco'da eski Polonya'da yeni hisse

        Uzanlar'ın Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açtıkları 5 dava da bu süre boyunca birlikte ilerledi. Bir yandan Libananco diğer yandan Polonya'da iki şirket ile açılan tahkim ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde süren dava. Yine küçük ortakların açtığı davalar. Toplam 243 milyar dolar isteyen Uzanlar'ın bu sırada uyguladıkları yöntemler akla hayale sığacak gibi değil. 2005 yılında paradan sıfır atılmasını da fırsat bilen Uzanlar eski hisse senedini YTL ile bastırıyorlar. Libananco'da eski hisseleri delil olarak kullanırken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Polonya'da ise yenileri delil olarak sunuyorlar.

        Bilgisayarlara bile sızmışlardı

        Enerji Bakanı Taner Yıldız'ı 'çok gençsiniz bu işle uğraşma' diyerek tehdit eden Uzanlar bu süreçte Coşar Hukuk Bürosu'nu da boş bırakmamış. Bu işten çekilin diye gelen telefon üzerine savcılığa başvuran Coşar, Taksim'deki bürosuna da üç kez girilmek istendiğini anlatıyor. Coşar, "Polisler gelince merdivenler, gaz tüpleri, kasa açmak için bir takım aletlerin de bulunduğu bir sürü şeyi bırakıp kaçtıkları tespit edildi" diyor. En son zorlama da Şubat 2010'da Paris'teki duruşmadan önce olmuş. Bu olaylar üzerine Coşar tüm büronun çevresine güvenlik teli çekmek ve kamera koymak zorunda kalmış. Ancak fiziki olarak büronun zorlanmasının yanı sıra bilgisayar sistemine de girilmiş. İngiltere'deki hukuk bürosundan Coşar'lara, onlardan da sisteme girilip sahte mailler atılmış.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar