Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen hafta Türk edebiyatının yaşayan en büyük ismi Yaşar Kemal’in hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Sağlık durumunun iyiye gittiğini öğrendiğimiz için şimdi biraz daha rahatız. Fakat ben yine de onu çok seven yazarlara, şairlere gidip Yaşar Kemal’i anlattırdım. Hem usta biraz neşelensin ve gücünü daha çabuk toplasın hem de endişeli okurlarına moral olsun diye...

        KAAN KOÇ

        ‘ÇELİKTEN VE ÇİÇEKTEN BİR DİL’

        Bu coğrafyadaki her insan gibi benim Yaşar Kemal’le tanışmam da okumayı ilk söktüğüm dönemlere rastlar. Hem evde hem de okulda herhalde adını ilk duyduğum yazar oydu. Ve ilkokul yıllarımdan bugüne Yaşar Kemal imgesi aklımda hep bir antik çağ efsanesi olarak biçimlendi; algımda o, Türkiye’den daha eskiydi. Gerçek anlamda “okumaya” birkaç bin yaşındaki Yaşar Kemal’le başladım bir bakıma. Şimdi yine çocukluğumdaki gibi hissediyorum; sanki kapısı açılıp da içine giriliveren bir heybetli dağ o, atmosferin en duru yerine kurulu. Bugünlerde duyduğum haberler de bana bir Yaşar Kemal romanı gibi geliyor. Gerçekliği yendi onun gerçekliği. Ve yine bu yüzden anlatabilmek güç; çünkü dilimizde en çok onun ayak izi var. Çelikten ve çiçekten.

        BÜLENT USTA

        ‘O, BU TOPRAKLARIN MARQUEZ’İ’

        Yaşar Kemal’in romanları, benim gibi pek çok kişiye bu toprakların derinliklerindeki acıyı ve umudu anlatarak, çocukluktan yetişkinliğe rehberlik etti. Bu toprakların ruhu, onun eserleriyle gerçek yüzünü gösterdiği içindir ki doğaya ve insana başka bir gözle bakmamız mümkün oldu. O, bu toprakların Marquez’idir. Edebiyatımızın hamuru eğer bir kıvama gelmişse, Yaşar Kemal’in sözcükleri ve eserleri sayesindedir. “Umut” sözcüğünü ilk kullanan yazarımız da Yaşar Kemal’dir.

        ALTAY ÖKTEM

        ‘BİR EDEBİYAT EFSANESİ’

        Bir büyük yazarlar vardır, bir de edebiyatın, sanatın hatta hayatın üstünü bir şemsiye gibi kaplayan dev yazarlar. Yaşar Kemal dev yazarlardan, bir edebiyat efsanesi. Gönlümüzün Nobel’ini alan, Türkiye’de eli kalem tutan kim varsa, ona ışık olmuş bir usta.

        BEHÇET ÇELİK

        ‘EDEBİYATIMIZDA BİR BENZERİ YOK’

        Beni yazmaya kışkırtan birkaç yazardan biridir Yaşar Kemal. Gençken, onun muhteşem anlatımı hem okuma hem yazma iştahımı artırırdı. Ezenlerin ve ezilenlerin olduğunu, adil bir dünyada yaşamadığımızı öğrenmem de onun eserleri sayesinde oldu. Bir solukta okuduğum, ama bitirir bitirmez dönüp yeniden, dikkatle okuma ihtiyacı duyduğum Yusufçuk Yusuf ve Demirciler Çarşısı Cinayeti gibi romanlarıysa edebiyatın zorlu, ciddi, emek isteyen bir uğraş olduğunu fark etmemi sağladı. Gerek konu gerekse dil olarak efsanelere, masallara yakın duran eserleriyle çağları da birbirine bağladı. Bu açıdan edebiyatımızda bir benzerini bulmak hayli zor. Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikâyesi serisini oluşturan romanları ise yakın tarihimizin unutulmuş, unutturulmuş kanlı kıyımlarını, insanın karanlık ve aydınlık yanlarını iç içe geçmiş bir bütün içerisinde ele alarak edebiyata taşımış olması açısından emsalsizdir. Bir klişe halini alan “ölümsüz eser” tabiri, sanırım, en çok romanları için geçerlidir.

        AHMET ÜMİT

        ‘ONA LAYIK OLABİLEYİM DİYE YAZIYORUM’

        Yaşar Kemal’in kitapları karşıma ilk kez Antep’te çıktı. İnce Memed’i okuduğumda 14­15 yaşlarında bir çocuktum. Kalınca bir kitaptı. Kapağında, atının üzerinde dimdik duran, tüfekli bir adam vardı. O yıllar, Deniz Gezmiş’le Mahir Çayan’ın öldürüldüğü ama yenilmediği yıllardı. Ve idollerimiz onlardı. İnce Memed de bu yüzden bizim gözümüzde özgürlük için dövüşen bütün kahramanları simgeliyordu. Ardından Yaşar Kemal’in bütün kitaplarını okudum. Derken ben de yazar oldum, tanıştık. Varlığıyla benim için bir yol göstericiydi. İlk cümleden itibaren bir kitabı yazarken hep aklımın bir köşesinde duran yazarlar vardır, “Bunu okusa ne derdi acaba” der, onlara layık olabileyim diye yazarım, işte Yaşar Abi aralarında ilk sıradadır. “Bizim gibiler Türkçe’yi herkesten iyi kullanır, oğlum” der sohbetlerimizde. Bazı edebiyatçılar kitap okuyarak yetişir, bazıları sokakta büyür... Hepsi ayrı ayrı değerli ve önemlidir ama Yaşar Kemal gibi sokaktan gelen yazarlarda hakikilik duygusu, destansılık daha yoğun biçimde hissedilir. Bütün bu saydıklarımın yanı sıra Yaşar Kemal bu ülkenin sorunlarına uzak kalmayışı, bunları cesaretle dile getirişi ve elini her zaman taşın altına koyabilmesiyle de örnek aldığım, hayranlık duyduğum bir yazardır.

        ASLI DER

        ‘ONU OKUMAK SİHİRLİ HALIDA ÇUKUROVA SEYAHATİ GİBİ’

        Benim için, sihirli bir halıya binip Çukurova’ya seyahattir onu okumak. Hem masalların efsanelerin, ağıtların fısıldayıcısı, hem de ülkemin gerçeklerinin eşsiz anlatıcısıdır Yaşar Kemal. Son günlerde bir konuşmasında söylediği sözleri sık sık hatırlıyorum: “Bir toplum, hoş gö rü sü ka dar güç lü, sağ lam, hak­ lıdır. Zul mü ka dar za lim, ya ra tı cı lık­ tan yok sun, zayıftır.” Bu topraklarda ürettiği her düşünce, edebiyatımıza kattığı her eser bizlere sunduğu benzersiz armağanlardır; şanslıyız.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar