Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Öfkeli Siyah Kadın'ın topuk sesleri
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Joe Biden adaylıktan çekilip yerine Kamala Harris’i işaret ettiğinden beri “The Sound of Music” müzikalinin meşhur şarkısını biraz değiştirerek söyleyip duruyorum: “Kamala gibi bir sorunla nasıl baş edersiniz?” Aslında Harris bugünlere çok uzun yıllardır hazırlandı, ama parlayan yıldızı son beş sene içinde söndü. Hatta Demokrat ya da Cumhuriyetçi demeksizin pek çok kişi için alay konusu oldu.

        Yarı ölü bir Biden’ın yarışı sürdüremeyeceğini gören Trump’çılar bir aydır bugünlerin gelebileceğini öngördükleri için saldırıları Harris’e yönlendirmişlerdi. Onun ne anlama geldiğini hiç kimsenin tam olarak çözemediği “Ne olabileceği, geçmişte ne olduğunun yükünden kurtularak…” (What can be, unburdened by what it was) kalıbını her konuşmasında kullandığı video’nun montajı servis edildi önce. Arka arkaya duyunca hakikaten de çok komik. Harris, servis edilen bir başka video’sunda da uluslararası ilişkiler konusundaki analiz yeteneği ilkokul seviyesindeki bir çocuk “Ukrayna küçük bir ülke, Rusya büyük bir ülke, bu büyük ülke küçük ülkeye saldırdı,” diyor.

        Şu haliyle Harris tam da başbakanlığı yıllarında miting yaptığı şehirlerin adını karıştıracak kadar bulunduğu ortamdan bihaber görünen Tansu Çiller gibi bir gaf makinesi olarak algılanıyor. Kadınların siyasette daha fazla ayrımcılığa uğradığı, kusurlarının daha fazla abartıldığı bir gerçek. Buna benzer video’lar erkek siyasetçiler için yapılsa bu kadar etkili olmaz belki. Otomobil kullanan kadınlar gibi kadın siyasetçilerin de adı çıkmış bir kere, algıyı kırmak çok zor. Kamala Harris ise sadece kadın politikacı değil, Amerikan erkeklerinin en çok korktuğu siyah bir kadın.

        ERKEKLER EN ÇOK ONLARDAN KORKUYOR

        Trump yandaşlarının platformu Fox News sunucuları Biden’dan sonra şartların Harris’i dayatabileceği ihtimaline karşı kamuoyunu aylardır psikolojik olarak hazırladı. “Oprah’ı aday yapacaklar,” diye günlerce yayın yapıldı mesela, ta bir sene öncesinden. Oysa dünyanın en başarılı iş kadınlarından Oprah’nın siyasete girme gibi bir niyeti hiçbir zaman olmadı. “Michelle Obama kesin geliyor,” dendi. Bu mesaj hala Türkiye’de de karşılığını buluyor, ama Obama eşinin bile siyasete girmesini istemiyordu ve adeta arkasına bakmadan kaçtı.

        Trump yandaşları aslında seçmeni “Öfkeli Siyah Kadın” ihtimaliyle korkutuyordu. Amerika’nın bilinçaltına yerleşmiş bir stereotip’tir öfkeli siyah kadın.. Özellikle erkekler arasında da yıllardır bu stereotip öcüleştirilir.

        Vice’ın aktardığına göre UC San Diego’dan sosyolog Kevin Lewis eş bulma uygulamalarını incelediğinde çoğu erkeğin—siyah erkekler dışındaki—siyah kadınlarla iletişime geçmek için girişimde bulunmadığını tespit ediyor. 126 bin 134 kullanıcıyı inceleyen Lewis’e göre ırklara yönelik toplumsal önyargılar epey yaygın ve bu eğilimi değiştirmek için önümüzde daha uzun bir yol var. Benzer bir veriyi NYU sosyologu Eric Klinenberg’le yazdığı “Modern Romance” kitabında komedyen Aziz Ansari da paylaşıyor: Tinder uygulamasında en az sağa kaydırılan, yani beğenilen, demografi siyah kadınlar ve Hintli erkekler. (Kamala Harris, Hintli bir anneyle Jamaika kökenli bir babanın kızı ve ağırlıklı olarak annesi tarafından büyütüldü.)

        Hintli erkeklerin tercih edilmemesinde fiziksel önyargılar etkin. “Öfkeli Siyah Kadın” fenomeni ise siyahların karikatürize edildiği kölelik yıllarına dayanıyor ve bugünlere kadar geldi. Harvard Business Review’nun aktardığına göre Rutgers tarih profesörü Deborah Gray White bu fenomenin kölelikten sonra popüler kültür tarafından da beslendiğine işaret ediyor.

        Bizde de gösterilen “The Jeffersons” dizisindeki Florence karakteri, Martin Lawrence’in 90’lardaki dizisindeki Sheneneh gibi izleyicilerin favorileri aslında birer öfkeli kadın örnekleri. Reality show yıldızı Nene Leakes’in bir kınama ifadesi olarak gözlerini döndürmesi Washington D.C.’deki African American History and Culture müzesine bile girdi.

        Bağırıp çağıran, çabuk sinirlenen bu siyah kadınlar aslında kendi ayaklarının üzerinde duran, bağımsız, karakterli, iktidar sahibi güçlü figürler. “Scandal” dizisindeki Olivia Pope ya da Claire Huxtable gibi otoriter, sağlam, başarılı. Ama erkek türü ilkel olduğu için kuvvetli kadınlardan korkar, onları bastırmak için her yolu dener.

        Olivia Pope’un babasının meşhur tiradında da aktardığı gibi siyah kadınlar, bütün azınlıklar gibi, bir yere gelebilmek için ayrımcılığın hakim olduğu ortamlarda herkesten iki kat daha fazla çalışmak zorundadır. Bu aslında azınlığın var olma, ayakta kalabilme psikolojisidir. Bu durum insanı ister istemez daha dayanıklı yapıyor, derisini kalınlaştırıyor.

        Toplumsal travma geçiren halklardan daha başarılı insanlar çıkar. Ama tıpkı Yahudilerde olduğu gibi kendini kurtarma güdüsünden gelen bu azim daha başarısız, çoğunlukla da beyaz erkeklerin, hedefi olur.

        KADININ YERİ

        Profesyonel hayatta var olan siyah kadınlar, elbette diğer kadınlar gibi, bir de aile hayatıyla kendi kariyerlerini de dengeleme savaşı veriyorlar. Siyah ailelerin daha çabuk dağıldığı ya da erkeklerin çocuklarını başıboş bıraktığı gibi dayanağı olmayan ama kültürel olarak kabul edilmiş ezberler de siyah kadınların algısına katkıda bulunuyor. Ne yalan söyleyeyim, bu klişelerin yer yer karşılığını da gördüm. Bizdeki terlikli annelerden korkulması gibi siyah arkadaşlarımın bekar annelerinin önünde tir tir titrediğini gördüm.

        İlkel erkekler hala hayatın pek çok alanına egemen olduğu gibi siyasete de ağırlıkla yön veriyorlar. Bugün bile erkek egemenliğini kırmak mümkün olmadığı için bir yere gelebilen kadınlar tekil birer hadise olarak kutlanıyor, özel olarak parmakla gösteriliyor. Türkiye’de bile İslamcı hareket içinde pek çok kadın benzer seviyedeki erkeklerden daha iyi yetişmiş oldukları halde önleri açılmıyor, doktoralı kadınlar evde anneliğe mahkum ediliyor. Ya da son yıllarda kadın şeflerde olduğu gibi mutfağa.

        Bu ilkelliğin coğrafi sınırları yok. Kamala Harris’in de kazanması için önce binlerce yıldır, ta cadı avlarından gelen kadına yönelik önyargıları aşması gerekiyor. İkinci engeli da Amerika’daki seçmeni korkutmayacağına, sürekli olarak güçlü kadınlar tarafından kısırlaştırılma korkusuyla yaşayan özgüveni eksik ortalama erkek türünü hadım etmeyeceğine ikna etmek. Karşı tarafın oluşturduğu engeller Harris destekçilerinin tarihin ilk kadın, tarihin ilk siyah kadın başkanı heyecanından daha ağır basıyor.

        Aday olarak zaafları, siyasi olarak bir duruşunun olamaması, gafları, saçmalamaları, aslında berbat bir siyasetçi olduğu bütün bunlardan sonra gelecek. Hepsini toparlamaya, 100 günde kendisini yeniden icat etmeye vakti var olacak mı bilmiyorum. Başarısız olursa, tıpkı bizdeki kadın politikacılar gibi, bir kez daha “Kadınlar bu işi beceremiyor,” dedirtecek ve arkasından gelenlerin önünün bir süre daha kapanmasına katkıda bulunacak.