Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Poleo: Türkiye ile ticari ve iş birliği bağlarımızı adım adım güçlendiriyoruz
İstanbul'daki görev süresi bu ay sonunda sona erecek olan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Orta Asya ve Doğu Avrupa Ticaret Müsteşarı Kenan Poleo, 2022'den bu yana görev yaptığı süre içerisinde Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin gelişiminden gelecekteki yönüne, ticaretten en çok neyi özleyeceğine kadar pek çok konuda Habertürk Ekonomi Editörü İrem Kuşoğlu Görgü'nün sorularını yanıtladı. Poleo röportajda Birleşik Krallık'ın Türkiye'nin bölgesel istikrar ve büyüme açısından ne kadar kritik bir ortak olduğunun farkında olduğunu vurguladı. Görev süresi boyunca da önemli bir ilerleme kaydedildiğini belirten Poleo, ikili ticaretin 4,5 yılda 10 milyar sterlin arttığını ifade ederek, "Bu da aslında ortada güçlü bir temel olduğunu gösteriyor" dedi. Son dönemde sıklıkla konuşulan serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yönelik ise Poleo "Bu kapsamda şimdiye kadar üç oldukça verimli müzakere turu gerçekleştirdik. Bir sonraki müzakere turunun da yakında yapılması bekleniyor. Bu süreç tamamlandığında ve gerçekten geleceği güçlü bir şekilde tanımlayan bir anlaşmaya ulaştığımızda, bundan büyük bir heyecan duyacağız" diye konuştu
Diplomatlar, büyükelçiler, konsoloslar genelde bürokrasi gereği daha resmi, daha mesafeli olmasıyla bilinir. Ancak Birleşik Krallık'ta bu durum daha farklı. Uzun zamandır güçlü bir şekilde devam eden Birleşik Krallık-Türkiye ilişkilerinde diplomatların olumlu etkisini görmek mümkün... İstanbul'da görev süresi bu ay sonunda sona erecek olan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Orta Asya ve Doğu Avrupa Ticaret Müsteşarı Kenan Poleo da o isimlerden biri.
Kıbrıs Türkü bir aileden gelen Poleo klasik diplomat algısının aksine samimi kişiliği, iletişimi ve ikili ilişkilere katkılarıyla İstanbul'a atandığı ilk günden itibaren Türkiye'de büyük ilgi gördü.
Şubat ayı sonunda İstanbul'daki görev süresini tamamlayacak olan Kenan Poleo, bu son röportajında 2022'den bu yana görev yaptığı süre içerisinde Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin gelişimini, gelecekteki yönünü Haberturk.com'a özel röportajında anlattı. Poleo, Eurofighter'dan serbest ticaret anlaşmasına, ekonomiden en çok neyi özleyeceğine kadar birçok konuya dair Haberturk.com Ekonomi Servisi'nden İrem Kuşoğlu Görgü'nün sorularını yanıtladı.
"BİRLEŞİK KRALLIK TÜRKİYE'NİN NE KADAR KRİTİK BİR ORTAK OLDUĞUNUN FARKINDA"
İki ülkenin ilişkileri her geçen gün daha da ivme kazanırken Kenan Poleo, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkileri tek bir alana hapsetmenin imkânsız olduğunu vurguluyor. 2026 yılına girerken ilişkilerin ana eksenini; savunma, güvenlik, ekonomik ortaklık ve enerji dönüşümünün yani her şeyin oluşturduğunu belirten Poleo, bu alanların birbirini besleyen ayaklar olduğunu ifade ediyor.
Poleo'ya göre Birleşik Krallık, Türkiye’nin bölgesel istikrar, büyüme ve Avrupa ekonomisinin başarısı için ne kadar kritik bir ortak olduğunun derinden farkında.
"Türkiye ve Birleşik Krallık, savunmadan güvenliğe; insanların güvenli ve emniyetli şekilde seyahat etmesinden ekonomik ilişkilere; ticarete, enerjiye ve her iki ülke için de mutlak bir öncelik olan enerji dönüşümüne kadar çok geniş bir yelpazede birbirleri için son derece önemli ortaklar. Bu alanların tamamında Türkiye ile son derece güçlü bir ikili ilişkiye sahibiz" diyen Poleo sözlerine şöyle devam ediyor:
"2026’ya baktığımızda, küresel ölçekte yaşanan gelişmeler ışığında; iklim değişikliğinin etkilerini ve jeopolitik gerilimlerin sonuçlarını çok daha net hissediyoruz. Bu gerilimlerin önemli bir kısmı da Türkiye’nin çevresinde yaşanıyor. Birleşik Krallık, Türkiye’nin istikrar, büyüme ve hem iki ülke ekonomisinin hem de Avrupa ekonomisinin başarısı açısından ne kadar önemli bir ortak olduğunun da son derece farkında."
"ARAMIZDAKİ İLİŞKİ KARŞILIKLI DESTEK VE ORTAK BÜYÜMEYE DAYALI BİR İLİŞKİ"
Rusya–Ukrayna savaşıyla birlikte güvenlik ve tedarik zincirleri NATO açısından çok daha kritik hale geldi. Birleşik Krallık ve Türkiye de bu başlıkların ikisinde de kritik aktörler.
Peki savunma sanayiindeki iş birliği, aynı zamanda enerji dönüşümünü ve ekonomik ilişkileri de güçlendirebilir mi ve aslında birbirinden farklı bu alanlar arasındaki en güçlü bağlantı ne?
Savunma ve güvenlik sanayilerinde küresel ölçekte çok ciddi bir büyüme görüldüğünü belirten ve özellikle Ukrayna'daki savaşın ve işgalin etkilerinin, bunun Avrupa için ne anlama geldiği ve küresel istikrar üzerindeki sonuçları bunu açıkça gösterdiğini ifade eden Poleo "Bu çerçevede, küresel ölçekte karşı karşıya kaldığımız güvenlik ve savunma ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için Birleşik Krallık ile Türkiye arasında ve diğer ortaklarla birlikte ikili iş birliklerinin giderek arttığını görüyoruz" dedi.
Tedarik zincirlerinin de son derece kritik olduğunu belirten Poleo "Sadece savaşlar ve bölgesel gerilimlerin yol açtığı aksaklıklar nedeniyle değil, aynı zamanda COVID-19 döneminde çıkarılan dersler nedeniyle de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye ile son derece güçlü ve sağlam bir şekilde çalışabilmemiz; hem bizim neye ihtiyacımız olduğunu, hem dünyanın neye ihtiyaç duyduğunu hem de tedarik zincirinin güvenliğini sağlamak için birbirimize ne kattığımızı net biçimde ortaya koyabilmemiz açısından temel bir unsur" diyerek bu durumu açıklıyor.
Bu süreçte çok sayıda büyük Birleşik Krallık şirketinin Türkiye’ye gelerek burada yatırım yaptığını ve büyüdüğünü, aynı şekilde birçok Türk savunma ve güvenlik şirketinin de Birleşik Krallık’a giderek büyüdüğünü ve farklı pazarlara açıldığını belirten Poleo bu ilişkinin karşılıklı destek ve ortak büyümeye dayanan bir ilişki olduğunu vurguluyor.
"BİRLEŞİK KRALLIK MODERN ENDÜSTRİ STRATEJİSİ'NİN SUNACAĞI EN TEMEL ŞEY İSTİKRAR VE GÜVENLİK"
İkili ilişkilere değinmişken, son dönemde Birleşik Krallık'ın attığı en önemli adımlardan biri 'Birleşik Krallık Modern Endüstri Stratejisi'ne de değinmek gerekiyor.
Strateji, temelde yatırımları daha kolay ve öngörülebilir hale getirmeyi amaçlayan on yıllık bir yol haritası ortaya koyuyor. Peki bu strateji tam olarak neyi geliştirmeyi hedefliyor ve yatırımcılar ve elbette şirketler için neler değişecek?
Poleo'ya göre Modern Endüstri Stratejisi'nin yatırımcılara, ihracatçılara, tüm işletmelere ve dünya genelindeki ortaklara sunacağı en temel şey 'istikrar ve güvenlik' olacak.
"Sanayi stratejimiz ile yaptığımız şey, en büyük büyümenin ve büyüme potansiyelinin hangi alanlarda ortaya çıkacağını değerlendirmek ve bunu 8 temel sektörde somutlaştırmak oldu" diyen Poleo sözlerine şöyle devam etti:
"Bu 8 kilit sektör aynı zamanda Türkiye ile de son derece iyi örtüşen alanlar. Temiz enerji ve sürdürülebilir büyüme, finansal hizmetler, savunma ve bunun gibi istikrarın öne çıktığı pek çok sektörü kapsıyor. Bence asıl dönüştürücü olan nokta şu: Bu alanların hiçbiri tek bir bakanlığın sorumluluğu ya da tekelinde değil. Gerçek bir çözüm üretebilmek için tüm kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Örneğin enerji ve enerji dönüşümüne baktığımızda; Enerji Bakanlığı’nın, Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığı’nın, İş ve Ticaret Bakanlığı ile Hazine Bakanlığı’nın ortak bir hedef doğrultusunda bir araya gelmesi gerekiyor. Tüm bu kurumların tek bir ortak misyon altında buluşması, gerçek anlamda dönüştürücü unsur olacak. Bu yaklaşım, Birleşik Krallık ile iş birliği yapmayı düşünen yatırımcılar ve ortaklar için de ihtiyaç duyulan istikrarı sağlayacak. Birleşik Krallık ile bir ilişki kurmayı tercih ettiklerinde, bunun uzun vadeli ve güvenilir bir zemine oturduğunu bilmeleri mümkün olacak. Açık konuşmak gerekirse, hâlihazırda sekiz bin şirketimiz Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Modern Endüstri Stratejisi, bu iş birliklerinin temelini daha da güçlendirecek ve bugün hem şirketlerin hem de hükümetlerin ihtiyaç duyduğu güveni ve öngörülebilirliği sağlayacak."
"BİRLEŞİK KRALLIK - TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN ASIL GÜÇLÜ NOKTASI..."
Peki Birleşik Krallık’ın inovasyon ekosistemine baktığınızda, Türkiye gibi yükselen teknoloji ekosistemleriyle iş birliği yoluyla en hızlı etki yaratabilecek alanlar Poleo'ya göre hangileri?
Türkiye’de gerçekten etkileyici bir ekosistem olduğunu belirten Poleo, enerji ve temiz büyüme, finansal hizmetler, profesyonel iş hizmetleri ve savunma gibi alanlarda Türkiye’den çıkan şirketler gördüğünü ve ölçeklenme aşamasındaki bu şirketlerin Birleşik Krallık’a gelerek finansmana erişmesi için önemli fırsatlar sunduğunu belirtiyor.
"Birleşik Krallık’ta, sürdürülebilir finansman ve enerji dönüşümü finansmanı açısından da son derece güçlü bir merkez olan City of London bulunuyor. Bunun yanı sıra, yenilikçi şirketlerin büyümesini destekleyen güçlü bir ekosisteme sahibiz: önde gelen üniversitelerimiz ve Birleşik Krallık’taki ‘Catapult’ merkezleri gibi inovasyon merkezleri, bu şirketlere çok ciddi destek sağlıyor" diyen Poleo ayrıca şu sözleri ifade ediyor:
"Asıl görmemiz gereken şey, Birleşik Krallık’taki yenilikçi şirketlerle Türkiye’deki yenilikçi şirketlerin bir araya gelerek yeni çözümler, yeni fikirler, yeni hizmetler ve yeni ürünler geliştirmesi. Bunu sadece birbirlerinin pazarları için değil; çünkü her ne kadar iki büyük pazar olsak da dünya çok daha büyük. Asıl hedef, birlikte çalışarak küresel pazarlara açılmak olmalı. Benim açımdan bu yaklaşım, Türkiye–Birleşik Krallık ikili ilişkilerinin asıl güçlü noktası."
"YÜZYILLARDIR BİRBİRİMİZLE TİCARET YAPIYORUZ, İŞBİRLİĞİMİZİ DE ADIM ADIM GÜÇLENDİRİYORUZ"
Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ticarette, iki ülke arasındaki ticaret son dönemde oldukça güçlü. Son 10 yılda iki ülke arasındaki ticaret hacmi her yıl artarak öne çıktı. Son verilere göre, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacmi 30 milyar doların üzerinde ve bu da Türkiye’yi Birleşik Krallık’ın en büyük 17. ticaret ortağı yapıyor.
Peki bundan sonraki adım ne olmalı? Bu ticareti daha da büyütmek için neler yapılmalı ve en büyük fırsatlar hangi alanlarda yatıyor?
Poleo bu soruya net bir yanıtla başlıyor ve şu ifadeleri kullanıyor: "Bir sonraki aşamada görmek istediğim şey şu: Türkiye şu anda Birleşik Krallık’ın 17. en büyük ticaret ortağı. Ben bunun 16’ncılığa, 15’inciliğe ve daha yukarılara doğru ilerlemesini gerçekten isterim. Burada bulunduğum dört buçuk yılda çok büyük bir mesafe kat ettik. İkili ticaretimizi 10 milyar sterlin artırdık. Bu bence oldukça önemli. Ve bu da aslında ortada güçlü bir temel olduğunu gösteriyor."
Yüzyıllardır birbirimizle ticaret yaptığımızı, ticari ve iş birliği bağlarımızı da adım adım güçlendirdiğimizi belirten Poleo "Ancak şimdi çok daha büyük bir hızlanma ve aynı zamanda çok daha yoğun bir rekabet söz konusu. Dolayısıyla karşılıklı öğrenmenin ve ortak fırsatların olduğu, gerçekten birlikte iş birliği yapıp birlikte geliştirebileceğimiz alanların bir sonraki adım olacağını düşünüyorum" derken ayrıca şu ifadeleri kulllandı:
"Önümüzdeki dönemde Birleşik Krallık ve Türkiye tarafından birlikte geliştirilen çok çeşitli ürünler ve hizmetler göreceğimizi düşünüyorum. Bu da ikili ticaret ilişkimizi büyütmeye devam edecek. Özellikle buradaki hizmet sektörlerinin ve finans sektörünün büyümesini destekleyecek; yalnızca üretime dayalı bir yapıdan, daha akıllı ve ileri üretime geçişi hızlandıracak ve yeni teknolojik kabiliyetlerle uyumlu hale getirecek. İkili ticaret ilişkimizi turbo etkisiyle hızlandıracak olan da bu; böylece büyümenin devam ettiğini göreceğiz. Bundan hiç şüphem yok."
"SERBEST TİCARET ANLAŞMASINDA 3 MÜZAKERE TURU OLDUKÇA VERİMLİYDİ, BİR SONRAKİ YAKINDA GERÇEKLEŞECEK"
Türkiye ile İngiltere arasındaki ticari ilişkilerin güçlü seyrini korurken peki son dönemde sıklıkla devam eden serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi ne durumda? Bilindiği üzere Türkiye ve İngiltere, serbest ticaret anlaşmasının üzerinde müzakereler yapıyor ancak henüz net bir ilerleme yok. Bu konuya yönelik soruya da yanıt veren Poleo "Türkiye ile hâlihazırda yürürlükte olan bir ticaret düzenlememiz var ve bu düzenleme gayet iyi işliyor. Bugün konuştuğumuz büyüme seviyelerine ulaşmamızda da bunun önemli bir payı oldu" diyor ve 'ancak' diyerek şu sözlerle devam ediyor:
"Ancak bu serbest ticaret anlaşmasıyla, Avrupa Birliği’nin iki yanında yer alan iki büyük ticaret ülkesi olarak, dünyada benzeri olmayan; birinci sınıf, süper yenilikçi ve küresel ölçekte örnek teşkil edecek bir serbest ticaret anlaşması geliştirme fırsatına sahibiz. Mevcut anlaşmamız büyük ölçüde ürünlere odaklanıyor. Oysa şimdi hem sizin hem bizim büyüme gördüğümüz alanlara—yani hizmetler, inovasyon, finansal hizmetler ve diğer yüksek katma değerli sektörlere—odaklanabilirsek, ortaya gerçekten olağanüstü bir tablo çıkacaktır. Bu kapsamda şimdiye kadar üç oldukça verimli müzakere turu gerçekleştirdik. Bir sonraki müzakere turunun da yakında yapılması bekleniyor. Bir hafta önce Birleşik Krallık ve Türkiye’nin ticaretten sorumlu bakanları Londra’da bir araya geldi. Ben de o masadaydım ve salondaki enerjiyi, heyecanı ve her iki tarafın da bu müzakereleri mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırma konusundaki kararlılığını net biçimde hissedebiliyordunuz. Bu süreç tamamlandığında ve gerçekten geleceği güçlü bir şekilde tanımlayan bir anlaşmaya ulaştığımızda, bundan büyük bir heyecan duyacağımı söyleyebilirim.
"EUROFIGHTER ANLAŞMASI AVRUPA İÇİN DE DÖNÜŞTÜRÜCÜ NİTELİK TAŞIYACAK"
Ekim ayında Birleşik Krallık Başbakanı Starmer’ın Ankara ziyareti sırasında Eurofighter gelişmeleri önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Bilindiği üzere Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Ekim ayındaki Ankara ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türkiye'nin 20 adet Eurofighter savaş uçağı satın almasıyla ilgili anlaşmayı imzaladı. Anlaşmanın değerinin ise 8 milyar sterlin olduğu belirtildi.
Peki bu gelişme, Birleşik Krallık–Türkiye ilişkilerinde stratejik açıdan yeni kapıları aralayabilir mi?
"Bu anlaşma yalnızca Türkiye ve Birleşik Krallık için değil, Avrupa’daki diğer ortaklar açısından da hatta daha geniş anlamda Avrupa ve küresel güvenlik açısından da dönüştürücü bir nitelik taşıyacak. Bence Eurofighter anlaşmasından çıkacak en temel sonuç da bu" diyen Poleo bu sürecin yeni istihdam da yaratacağını belirterek "Hem Türkiye’de hem de Birleşik Krallık’ta mühendislik, bilim ve savunma alanlarında bir mükemmeliyet ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayacak. Elbette savunma teknolojilerinin çoğunda olduğu gibi, burada da ikincil ve çift kullanımlı teknolojiler söz konusu olacak. Bu teknolojilerin, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta ve hatta küresel ölçekte daha geniş kesimlere ne ölçüde fayda sağlayabileceğini bugün tam olarak öngörmek zor. Ancak bu ölçekteki projelerin, çok sayıda yan kuruluş ve daha küçük savunma şirketlerinin ortaya çıkmasına; onların büyümesine, yenilik yapmasına ve ne yazık ki bugün Avrupa’da, bölgede ve dünyada karşı karşıya kaldığımız pek çok güvenlik sorununa çözüm üretmesine imkân tanıyacağını düşünüyorum. Tüm bunlar, halklarımızın güvenliği ve refahı için bu zorluklara güvenli ve sağlam bir şekilde yanıt verebilmemiz açısından büyük önem taşıyor" dedi.
"KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLER HER İKİ ÜLKENİN ENERJİ KARMASININ BİR PARÇASI OLARAK KİLİT ROL OYNAYACAK"
İngiltere'de nükleer enerjide yeni bir sayfa açılıyor.
Birleşik Krallık’ın üç küçük modüler reaktör (SMR) projesi için Rolls-Royce’u tercihi büyük ilgi uyandırırken, enerjide alanında son dönemlerde daha da vites artıran Türkiye ile olası işbirliği de aynı bir merak konusu oldu. Peki Türkiye–Birleşik Krallık iş birliği çerçevesinde, SMR’lerin gelecekteki rolüne dair potansiyel ne durumda?
"Türkiye'nin SMR’ları kendi enerji karmasının bir parçası olarak konumlandırmak istediğini zaten ortaya koyduğunu belirten Poleo uzun yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteren, son derece güçlü ve ikonik bir Britanya şirketi olan Rolls-Royce ile çok büyük bir iş birliği fırsatına sahibi olduğunu ifade ederek şirketin CEO’sunun da Türk olmasının da bu açıdan ayrıca anlamlı olduğunu belirterek şöyle devam ediyor:
"Rolls-Royce ile geliştirilebilecek SMR’ların, Türkiye’nin temiz büyüme ve enerji dönüşümü hedeflerine önemli katkılar sunabileceğini düşünüyorum. Bu, özellikle Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bir döneme girerken son derece önemli. Şu anda Birleşik Krallık’ta SMR’ları inşa ediyor ve geliştiriyoruz; bu süreçten çok ciddi bir öğrenme birikimi çıkacak. Türkiye ile de, gelecekte SMR geliştirilmesini mümkün kılacak temel başlıklar üzerine görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu son derece yeni ve yenilikçi bir teknoloji olduğu için, sağlam bir düzenleyici altyapıya ihtiyaç var. Ancak bu aynı zamanda, gördüğümüz daha geniş inovasyon alanlarının da bir parçası. Birleşik Krallık, enerji portföyünde pek çok güçlü alana sahip: denizüstü rüzgâr enerjisi, hidrojen, şebeke verimliliğinin yönetimi ve nükleer inşası. Bu noktada, Birleşik Krallık’taki nükleer inşa süreçlerine ENKA gibi Türk şirketlerinin dâhil olmasından ve hidrojen tesisi geliştirme projelerinde de Türkiye’den şirketlerin yer almasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bence SMR’lar daha geniş bir enerji hikayesinde yer alıyor; her iki ülke için de enerji karmasının bir parçası olarak kilit bir rol oynayacak ve bu da oldukça heyecan verici."
"10 MİLYAR STERLİNLİK BÜYÜME OLAĞANÜSTÜ"
Bilindiği üzere Poleo'nun İstanbul’daki süresi bu ay sonunda sona eriyor. Peki burada 2022'den bu yana geçirdiği süre onun için ne anlama geliyor? Türkiye–Birleşik Krallık ilişkilerinin geleceğine dair vermek istediği temel mesaj ne?
"Bu projelere katkı sunan ve bu ikili ilişkiyi güçlendiren tüm şirketlere, bilim insanlarına, yatırımcılara ve bankalara içten bir teşekkür etmek isterim. Elbette bu süreci ileriye taşımakta son derece istekli olan hükümetlerin desteği de çok önemli. Ancak şunu da açıkça söylemek gerekir ki, bu şirketler sahada gerçekten keşfetmeye ve iş birliği yapmaya hazır olmadan bizim yapabileceklerimizin bir sınırı var" diyen Poleo kendisinin en çok keyif aldığı ve en çok özleyeceği şeyin ise, iki tarafta da şirketlerin son derece pozitif bir yaklaşımla bir araya gelerek nasıl çözüm üretebileceklerini ve büyüme için nasıl iş birliği yapabileceklerini birlikte ele almalarının olduğunu söylüyor ve ekliyor:
"Bunu gördük ve hâlâ da görüyoruz; sonuçlar son derece somut. 10 milyar sterlinlik bir büyüme gerçekten olağanüstü. Dolayısıyla lütfen bu enerjiyi, bu iş birliği kararlılığını sürdürmeye devam edin; yenilikçi olmaktan ve kalıpların dışında düşünmekten vazgeçmeyin."
"İŞİN ÖZÜNDE HER ZAMAN İNSAN VAR"
Peki görevi bırakmaya hazırlanırken, Poleo İstanbul’daki bu yolculuğu birkaç cümleyle nasıl özetliyor? Poleo'nun mesajı çok net: İnsanlar.
"Her şey insanlarla ilgili" diyen Poleo bunu şu sözlerle açıklıyor:
"İş dünyasından, daha geniş topluluktan, elbette harika gazetecilerden ve burada Türkiye’de, ayrıca Doğu Avrupa ve Orta Asya genelinde birlikte çalıştığım olağanüstü ekibimden çok etkileyici insanlarla çalışma fırsatı buldum. Son derece çevik, çok nazik, çok hızlı ve işlerini gerçekten seven insanlardı. Şunu öğrendim: Eğer işinizi gerçekten seviyorsanız, yaptığınız işte bir anlam ve değer görebiliyorsanız ve çalışma arkadaşlarınızla birlikte çalışmaktan keyif alıyorsanız, sonunda mutlaka başarılı sonuçlar ortaya koyuyorsunuz. Ben bunu yanımda, en temel değer olarak götüreceğim. Her şey insanla ilgili. Ticaret dışarıdan bakıldığında rakamlardan ibaret gibi görünebilir. Savunma, dışarıdan bakıldığında teknoloji ve silahlar gibi algılanabilir. Ama işin özünde her zaman insan vardır."
"ARTIK ÇAYI SÜTSÜZ İÇEBİLİYORUM"
Poleo'nun dönemi biterken yanına götüreceği alışkanlıklar sorusuna da yanıtı oldukça dikkat çekici.
İngilizlerin meşhur sütlü çay alışkanlığına vurgu yapan Poleo "Sanırım burada edindiğim alışkanlıklardan biri, artık çayı sütsüz içmek oldu. Açıkçası bunu yapacağımı hiç beklemezdim" diyor ve kapanışı su sözlerle yapıyor:
"Bir de İstanbul’da diğer hiçbir yerde olmadığı kadar sık yaptığım bir şey de, yürürken başımı kaldırıp etrafıma bakmak oldu; çünkü burada görülecek o kadar çok şey var ki. Londra’ya döndüğümde—ki orası da başka bir harika şehir—aynı alışkanlığı sürdüreceğim ve etrafımda neler olup bittiğine gerçekten bakmaya devam edeceğim."