Altının değerini Türkler bilmiş
Altın son 2 yılda 95 kez rekor kırarak dünya finans piyasalarının da yönünü belirledi. Geçen yılın ilk 11 ayında merkez bankalarının altın alımları 297 tona ulaştı. Her ne kadar en çok altın alan ülke 92 ton ile Polonya gibi görünse de alımların neredeyse yarısını (110 ton) Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan'dan oluşan 3 Türk ülkesi yaptı. Türkiye rezervler içinde altının payı yüzde 50'yi geçen ender ülkelerden oldu. Türkiye'nin fiziki olmayan altın ETF'i alımları ise 154 milyon dolarda kaldı.
Altın geçen yılın yatırım aracı oldu. Yıl genelinde dolar bazında yüzde 66 yükselen altın yeni yılda da yüzde 9'luk tırmanış ile yolculuğuna devam etti. Başta ticaret savaşlarının getirdiği belirsizlik ve jeopolitik riskler nedeniyle güvenli liman arayışı ve merkez bankalarının alımlarının desteklediği tırmanış duracak gibi de görünmüyor.
Altın son 2 yılda tam 95 kez rakor kırarken yatırımcılar arasında altın için yapılan araştırma, altının yatırım aracı olarak kullanılmasında üç ana nedeni öne çıkarıyor: Enflasyona ve döviz dalgalanmalarına karşı bir güvence olması; uzun vadede değer kaybetmemesi ve güvenlik hissi yaratması. ABD Başkanı Donald Trump'ın başta Çin ile ticaret savaşları, gümrük vergileri olmak üzere dünya ticaretini sekteye uğratabilecek girişimlerinin olması altının en önemli desteği.
3 ÜLKE 110 TON ALDI
Durum böyleyken altına en fazla yatırım yapan ülke ve kişiler de kazançlarına kazanç kattı. Dünya Altın Konseyi verilerine göre geçen yıl merkez bankaları 297 ton altın aldı. Bu tutarın yaklaşık 93 tonunu tek başına Polonya Merkez Bankası aldı. Ancak Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan'ı kapsayan 3 Türk ülkesine baktığımızda bu 3 ülkenin alımlarının 110 ton ile dünyanın en yüksek alımını ifade ettiği görülüyor. Diğer yandan Türkiye rezervler içinde altının payı yüzde 50'yi geçen ender ülkelerden oldu. Türkiye'nin fiziki olmayan altın ETF'i alımları ise 154 milyon dolarda kaldı.
YENİ DESTEK GRÖNLAND GERİLİMİ
Merkez bankalarının alımları sürerken altına son dönemlerde rekorlar kırdıran neden yatırımcıların güvenli liman arayışı nedeniyle yatırım amacıyla yapılan alımlar. Geçtiğimiz hafta küresel piyasalar, istikrarlı ABD enflasyonu, güçlü tüketici talebi ve yeni gümrük vergisi tehditleriyle şekillendi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland 'planlarını' zorlaştırdığı gerekçesiyle AB ülkelerine gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından, altın ve yen gibi güvenli liman varlıkları yükseliş gösterdi.
2026'ya bakıldığında ise görünüm devam eden jeoekonomik belirsizlikten şekilleniyor. Altın fiyatı genel olarak makroekonomik konsensus beklentilerini yansıtıyor ve mevcut koşullar devam ederse belirli bir aralıkta kalabilir. Ancak, bu yıldan alınan ipuçlarına bakılırsa, 2026'nın sürprizlerle dolu olması muhtemel. Ekonomik büyüme yavaşlarsa ve faiz oranları daha da düşerse, altın orta düzeyde kazançlar görebilir. Küresel risklerin arttığı daha şiddetli bir gerilemede ise altın güçlü bir performans sergileyebilir. Tersine, Trump yönetiminin belirlediği politikaların başarılı bir şekilde sonuçlanması, ekonomik büyümeyi hızlandıracak ve jeopolitik riski azaltacak, bu da daha yüksek faiz oranlarına ve daha güçlü bir ABD dolarına yol açarak altını aşağı çekecek.