2026’da AI-Native girişimler öne çıkacak
Girişimcilik ekosistemi, 2025 yılında belirgin bir daralma yaşasa da fintech ve oyun sektörlerine yapılan yatırımlar ile yapay zeka girişimlerine olan yatırımcı ilgisi katlanarak büyüdü. Yayınlanan 2026 trendlerinde ise, "hızlı büyüme" anlayışından "ölçülü ve akılcı büyüme" yaklaşımına evrildiği aynı zamanda AI-native girişimler de yılın yükselen değerleri olacağı vurgulanıyor
Türkiye startup ekosistemi 2025’te hem toplam yatırım hacmi hem de gerçekleşen işlem adedi bakımından belirgin bir daralma yaşadı. Yıl genelinde girişimlere aktarılan yatırım tutarı 589 milyon dolar seviyesinde kalırken, toplam işlem sayısı 306 olarak kaydedildi. Bu veriler, önceki yıla göre yatırım miktarında yüzde 45, işlem sayısında ise yüzde 48 oranında bir gerilemeye işaret ediyor. Sektörel dağılıma bakıldığında, 2025’te yapılan yatırımların yüzde 68’i fintech ve oyun sektörlerine yöneldi. Özellikle fintech sektörü, bugüne kadarki en yüksek yatırım tutarına ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Yatırım sayısı açısından ise yapılan her dört yatırımdan biri yapay zeka alanında gerçekleşti.
2025’i hem girişimcilik ekosistemi adına değerlendiren APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, bu yıl içerisinde yönettikleri 7 fon ile 12’si yeni, 12’si devam yatırımı olmak üzere 24 girişime yatırım yaptıklarını belirterek girişimcilik ekosistemine yönelik 2026 beklentilerini de paylaştı.
YAPAY ZEKA ÖN PLANDA
Keçeli, “Risk sermayesi fonları günümüzde sadece yüksek hızda ölçeklenme vaadine değil, girişimlerin uzun vadede ayakta kalabilecek sağlam ve sürdürülebilir bir iş modeli sunmasına da odaklanıyor. Kalabalık ekipler, yoğun harcamalar ve sert büyüme hedefleri; yerini daha küçük, esnek ve teknoloji odaklı organizasyonlara bırakmış durumda. Özellikle yapay zekâ temelli otomasyonlar, startup’ların sınırlı insan kaynağıyla daha yüksek katma değer yaratabilmesini mümkün kılıyor. Bu dönüşüm, yatırımcıların kârlılığa giden yolu açık, erken gelir üretmeye başlayan ve operasyonel verimliliğini ispatlamış girişimlere yönelmesine yol açıyor” dedi.
2026’da hızlandırıcı ve kuluçka programların klasik mentorluk yapılarının ötesine geçeceğini öngören ve bu programların girişimlere sadece eğitim ve danışmanlık sunmakla kalmayıp aynı zamanda küresel yatırım ağlarına erişim, uluslararası pazarlara açılma ve stratejik iş birlikleri sağladığına dikkat çeken Keçeli, “Bu programlar, özellikle deep tech, healthtech ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimler için büyüme sürecinin kritik bir parçası haline geliyor. Üstelik hızlandırma programları da startup’ların daha erken aşamada global düşünmesini teşvik ederek, ekosistemin genel ölçeğini büyütüyor” diye konştu ve yatırımcılar açısından AI-native modellerin, daha düşük maliyetli, daha esnek ve daha ölçeklenebilir yapılar sunduğu için daha cazip hale geleceğini vurguladı.