Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Nükte sanatımızın üstatlarından Ercüment Ekrem Talu’nun yarattığı bir “Meşhedi” tipi vardı.

        Çocuklu-ğumuzda merak ve zevkle okurduk.

        Meşhedi, İran’ın Meşhed kentinden gelme cana yakın bir halk adamıydı.

        Mübalağa sanatını meslek haline getirmişti.

        İspatsız palavra mesleğini doruklara taşıyan öyküleriyle öne çıkmıştı.

        Ne zaman şaşkınlık yaratan bir İran iddiası veya politikası gündeme gelse, akla hemen Meşhedi öyküleri gelirdi.

        Şaşkınlık veren kahkaha tufanlarını andıran yorumlar yapılır, hafızalardan silinmeyen öykülerle mübalağa sanatının detayları aktarılırdı.

        Bugün İran iddiaları gündeme gelince 60 sene evvelki Meşhedi hikâyelerinin kinayelerine itibar etmeyen bir siyasi ciddiyeti dikkat çekiyor...

        İran Savunma Bakanı Ahmet Vahidi, sert bir açıklama ile Amerika ve İsrail’e meydan okudu. Aslında bu meydan okuma sadece bu iki devlete yönelik değildi.

        Aksine, beklenenden geniş bir devletler topluluğunu muhatap alan açıklama olarak değerlendirmeler içeriyordu.

        Vahidi, Amerika’yı geçmişindeki olumsuz örnekleri ve acılı tarihçeleriyle gündeme getiriyor. Irak’ta, Afganistan’da yaşananların hazin maceralarını hatırlatarak yorumlar yapıyor.

        Hatta daha ileri giderek Amerika’nın Vietnam maceralarını da hatırlatarak devlet psikolojisindeki zaaflarını öne çıkarıyor.

        Geçmişte Amerika’nın Orta-Doğu devletleri üzerinde uygulamak istediği rejim düzenleme girişimlerinin başarıya ulaşmadığını belirterek karşılaştırmalar yapıyor.

        Meseleye savaş alanları etkinliği olarak bakıldığında ileri sürdüklerinin pek de yabana atılır cinsten olmadığı açık...

        Gerçekten Saddam geri çekildi ve çabuk teslim oldu.

        Afganistan’da da savaşacak kimse yoktu.

        Vahidi’nin ima ettiği bir diğer husus daha var ki, orada da haklı olduğu görülüyor.

        İşaret edilen husus, Amerika’nın güçlü devlet karşısında kazançlı çıksa bile savaş sonrası sağlam ve adil yönetim becerisine sahip olmadığı için bütün dünyanın husumetini çektiği hususudur.

        Buraya kadar tartıştığı konularda Vahidi’nin ikna edici bir tavır ve kararlılık sergilemek istediği anlaşılıyor.

        Hatta önemli ölçüde haklı olduğu da kabul edilebilir görünüyor.

        Ama “Bütün dünyaya savaşın ne olduğunu göstereceğiz“ iddiasıyla sergilemek istediği cesaretin nereye kadar ispat edilebilir olduğunu kanıtlayabilecek örnek veremiyor.

        Ve sorun burada başlıyor...

        Amerika’nın böyle bir savaş oyununda veya ihtimalinde meselenin sadece İsrail’e arka çıkmak olmadığı belli.

        Hatta Amerika’nın sürekli İsrail’in arkasını kollamasının kendisine önemli yükler getirdiği biliniyor.

        İran, belki de sırf İsrail’e arka çıkmak uğruna Amerika’nın bir nükleer savaş başlatmasını bütün dünyaya teşhir etmek istiyor olabilir.

        Amerika 65 sene evvel Japonya’da denediği atom bombasının utancını henüz atabilmiş değilken, sırf 3-5 Musevi örgütü mutlu olsun diye böyle bir karar alabilir mi?

        Alırsa BM ne der?

        AB ne der?

        Rusya ne der?

        Çin ne der?

        Amerika bu kadar geniş kapsamlı bir siyaset zeminini risk eder mi?

        Kim bilir, belki Vahidi bu hesabın bileşkesinde sert çıkıyor olabilir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar