Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Devir (sık sık olduğu gibi) herkesin oportünizmini alıp meydana koşma zamanı.

        Dününü bugününü şaşırma ama hiç yanılmaz gibi kasım kasım kasılma günü.

        ***

        T24 haber sitesi dikkat çekti:

        Havuz medyasında Emekli Tuğamiral Türker Ertürk manşet olmuştu.

        “Harp Okulu öğrencilerine Cemaat’in kurduğu kumpas”a dair sözleriyle.

        Kısa süre önce ise aynı kişi, Suriye helikopterinin düşürülmesinde, “Füze güvenliğimizi vurmuştur” deyip “iktidarın Suriye’de çok sayıda sivilin öldürüldüğü kimyasal saldırıdaki sarin izlerini örtme girişimi” olduğunu yazmıştı.

        ***

        Tabii Suriye-Sarin görüşleri Havuz medyasında yer bulmadı; “Cemaat” görüşü ise manşet oldu.

        2010’da “protesto” ederek istifa eden eski Deniz Harp Okulu Komutanı “Cemaat” görüşünü o vakit söylediğinde ise, denize düşer ama Havuz’a asla giremezdi sözleri!

        ***

        Şimdi elimizde aynı Emekli Tuğamiralin kısa aralıklarla iki beyanı var.

        Kendisine güvenmeyip ikisini de yanlış kabul edebiliriz.

        Kendisine güvenip ikisini de doğru kabul edebiliriz.

        Tercih sizin.

        Tercihler “oportünizm mevsimi”nde tek tercih olarak yapılır; biliyorum.

        Ya biri ya öteki. Öyle olmaz ama çocuklar!

        İkisini de yanlış kabul edersek, çok sorun yok.

        Fakat Havuz medyasının manşetindeki iddia güvenilirse, o vakit aynı uzman kişinin uriye iddiası da bomba olur. Hem de ABD’li gazeteci Hersh’ün yazısından bile önce yazılmış şekilde tarihe geçer!

        ***

        Eski Deniz Harp Okulu Komutanı’nın, onca yıllık askeri deneyimi, kurmaylık bilgisi ve asker sözüyle “güvenilir” tanıklığına göre;

        1. Harp Okulu öğrencilerine de kumpas kuran bir Cemaat var.

        2. Suriye’de sivilleri katleden Sarin gazının ucu da Türkiye’de ve iktidarda.

        Her ikisi de dürüstlük, doğruluk, temiz ahlak adına inancı temel alan iki muhafazakâr odak!

        Fikrimi sorarsanız…

        İkisi de mümkündür, derim.

        “Kumpas” da “Sarin” de!

        Artık iki vahimden hangisi daha vahimse, sizin tercihiniz.

        Yok, ikisi de doğru değilse, yıllarca orduda emir-komuta açısından kritik mevkilerde bulunmuş, askeri öğrencilere komutanlık etmiş biri “yalan ve iftiraya sapmış” olur.

        Bu da vahim elbet!

        Daha vahimi, onun ifadeleriyle Kumpas Kuranlar ile Sarin Saranlar; yıllarca birlikte, ortaktı azizim!

        “Kumpas” sırasında iktidar yine iktidardı; Başbakan yine Başbakan; “Sarin” sırasında Cemaat yine Cemaat’ti! De ki öyle böyle ortak; de ki, o vakit bir ötekinin yaptığına göz yummuşlar!

        Oportünizm bir yana, bu tablonun her köşesi vahim AİHM!

        Lakin vahamet döngüsünden kaçamıyoruz işte.

        Burası Türkiye, vahametten çıkış yok Ahmet!

        ***

        Emekli Amiral, “Havuz”da yüzdürülen demecinde, “Emperyalizmin defterini dürmek istediği Başbakan’a sahip çıkmak gerektiğini” de söylemiş.

        Bu da tespit olarak dikkate değer.

        Fakat yine benzer “oportünizm” sorunu ortaya çıkıyor:

        Hani aynı Başbakan, cumhuriyetçi-ulusalcı komutanlara göre Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı filandı; ülkeyi emperyalizme, onun bölücü emellerine peşkeş çekiyordu.

        Şimdi “Cemaat CIA kuruluşudur” diyor Amiral; olabilir elbet.

        Fakat yıllardır ABD ile istihbarat, askeri sır paylaşan Uganda ordusu; 6. Filo’ya kanka olanlar Üsküdar motorları; ABD atom bombalarını İncirlik’te muhafaza eden emanetçi Maruf’tu…

        ABD ittirmesiyle ha babam darbe yapan da Darphane idi!

        ***

        Şimdi “Defter… emperyalizm… Başbakan” diyen Amiral, 1.5 ay önce, seçimlere az kala, henüz oyları görmeden şöyle yazmış, hem de fazla ağır bir dille:

        “Neredeyse her saat yeni bir kaset sürprizi ile irkiliyoruz. Belli ki Erdoğan’ı iktidara getirenler zamanı gelince ipini çekebilmek için suç dosyasını oluşturmuş.

        Sifon çekilmiş, Erdoğan delikten aşağıya doğru dönerek akmaktadır. Bu gidişi tersine çevirebilmek imkânsızdır.

        Bugün kavga eden Erdoğan da Cemaat de ABD’nin eski memurları ve taşeronlarıdır.

        Dün aynı kaba yapan ama bugün savaşan iki tarafın ortak özelliği din satmaları.

        Erdoğan beklendiğinden güçlü ve dayanıklı çıkar ise… askeri müdahaleye de hazır olun!”

        Yani “Emperyalizmin defterini dürmek istediği Başbakan’a sahip çıkalım” dememiş o vakit; tam tersine, “Gidiyor.Geri dönüş imkânsız. Dayanıklı çıkar ise askeri müdahale bile olabilir” filan demiş.

        Şimdi bu görüşlere, misal ulusalcı sarılıyor; şimdi bu görüşlere, misal iktidar havuzcusu da sarılıyor.

        Hadi onunkiler görüş olsun da; ötekilerinki nasıl bir bakış acaba?

        ***

        Bugün Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı ya…

        İşte Milli Egemenliğin eline düştüğü siyasi, askeri, dini-sosyal kadrolar…

        İşte oportünizmleri, döne döne baş döndürmeleri, ilkesiz-tutarsız dilleriyle ülkenin medar-ı iftiharları!

        Aman çocuklar duymasın!

        Ya da duysunlar, görsünler, anlasınlar da öyle büyüsünler!

        Bir umudumuz olsun…

        Şimdi küçük de olsa, büyür diye hayal kurduğumuz.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar