Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ne yapacağız...

        Bazen insanlarda tecrübe ve tefekkür sonucu tekamül olabileceğine de inanacağız.

        Bir umut edeceğiz.

        Devlet ve hukukta da böyle “”iyi” şeyler de olabilir diye.

        Çünkü hiç olmamış değildir!

        ***

        O yüzden; bu “fotoğraf” çok önemlidir.

        En azından kayda, hafızaya, beyana geçmiştir:

        Bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kayıp ailelerini, “Cumartesi Anneleri”ni makamda, hem de Dolmabahçe’de kabul edip görüştü. Başbakan, elde kalem, notlar aldı.

        Yüzlerce (binlerce) mezarsız, akıbetsiz insana; içlerinde kemikleri bile kayıp çocuklar da olan ruhları hala huzursuz onca evlada, kardeşe, babaya, anaya hiç olmazsa bir tesellidir!

        Çünkü bu kayıplar kendi kendilerine uçmuş değildir; ya bir karakolda, ya bir kuytuda; ya evinden alınarak, ya bir araca sokularak; ya kafaya tek mermiyle, ya üçü, beşi bir yerde yaylımla; ya boğma teliyle ya bir ipe asılarak; devlet gölgesi altında cansız serilerek…

        Çünkü hiç olmamış değildir!

        ***

        Keşke Ramazan Doğan da orada olabilseydi.

        Hiç ölmemiş olsa da şimdi bu anı görebilseydi. Diyeceğini diyebilseydi.

        Çünkü Ramazan Doğan, “Cumartesi Anneleri” 300’üncü cumartesiden sonra bir cumartesi Başbakan huzuruna gidene kadar Başbakan’a son kez açık hitap etmiş olan o “Cumartesi ana babası” idi.

        Burada 27 Ağustos’ta şöyle yazmıştım:

        Ramazan Doğan 15 yıl önce alınıp işkence gören, bir daha canlı görülemeyen 13 yaşındaki oğlu Seyhan’ın kemiklerini arıyordu yıllardır.

        Daha geçen yaz, bir gün Başbakan, aynı başbakan, “Ne iş yaptıklarını bilmiyorum. Cumartesi Anneleri birilerince kullanılıyor” demiş…

        Cevabı Ramazan Doğan’dan almıştı:

        Ben Ramazan Doğan. Gözaltında kaybedilen Seyhan’ın babasıyım. Galatasaray Lisesi önüne eskiden karım Asiye gelirdi. Gözaltında işkence gördü, sağlığı bozuldu, Seyhanım diye diye öldü. Yerine ben geliyorum. Başbakan ne yaptığımı bilmiyorsa, söyleyeyim: Oğlumun kemiklerini arıyorum!”

        Bu cevaptan 24 gün sonra, Ramazan Doğan’ın onca kaybın yüküyle yorgun kalbi de durdu.

        O gün şöyle bitirmişim yazıyı:

        Hala bilmiyorsa Başbakan, bugün yine seslenirdi:

        Oğlumun kemiklerini arıyordum, artık öldüm!

        Seyhan, 29 Ekim 1995 saat 03.00’te, Cumhuriyet’in tam 75’inci yıldönümünde gözaltına alınmıştı.

        Cumhuriyet dediğin böyle bir şey olamazdı be çocuk!”

        ***

        O yüzden, tecrübe ve tefekkür, pişmanlık ile vicdan, tekamül yaratabilir; hissiyat ve fikriyat ve hatta hayat da değiştirebilir diye umarım ben!

        Kayıp bir çocuk duyamasa…

        Oğlunun kemiklerini arayan bir baba göremese bile!

        Cargill’e kıyak, size kanser!

        Bu günah hükümetin boynuna!

        Şimdi “fruktoz kanser yapar mı” diye boşuna tartışmayın.

        Şunu tartışın:

        Kim bu zehre batırdı bizi; kim araziyi, kotayı halletti, kim pancarı katletti?

        ***

        26 Kasım 2006’da Sabah’ta “Madde bağımlısı”nda yine yazmışım (Onca bilim insanı da uyarıyordu hükümeti):

        ABD ve tekelci sermaye siparişi yerine getirildi. Hükümet ve Başbakan, Bush’a söz vermişti. Orhangazi’de kanun dışı tesislerde, birinci sınıf tarım arazisinde, afiyetle nişasta bazlı şeker üretmesi kanunlaştırıldı.

        1999’da Meclis’te biri bağırıyordu, ‘Cargill’e kıyak’ diye.

        O gün Refah Bursa mebusu olarak ‘Değerler yozlaşıyor. Hukuka, çevreye, topluma saygı kalmadı’ diye bağıran zat, bugün AKP milletvekili olarak Cargill’e kıyak maddesi sokuşturdu da, Bursa Barosu’nu Amerikan düşmanı olmakla suçluyor.”

        ***

        Genleriyle oynanmış mısır için Clinton, Ecevit hükümetine bastırmıştı; Bush da Erdoğan hükümetine kabul ettirdi. AB’de yüzde 2 kadarlık kota Türkiye’de önce yüzde 10 saptandı, sonra hükümet yüzde 15’e çıkardı.

        Hem ABD mutlu olsun, hem “şeker, çikolata, patsa, bisküvi” işi yapan dostlar diye!

        Kanser mi?

        Onun için de hakikaten gelişmiş, herkesi kapsayan bir sağlık sistemi tesis edildi Ramazan Amca!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar