Terzi Fikri, Evren'den daha halktır!
Birinin emrinde, esasta tüm halkın çocuklarından bir ordu ve halka ait kaynaklarla silahlar, arkasında onu seven ABD, NATO... yanında da “ordusunu seven” halk vardı tabii. O yüzden devlete, millete, ülkeye, tarihe, darbeye, işkenceye hükmetti; ABD, IMF buyruklarına amade oldu. Öteki, “halktan biri”ydi, ilkokul mezunu, çıraklıktan terziydi. Çok can vermiş, çok işkenceden geçmiş ama can da almış, bölünerek birbirine girmiş, esası unutup ayrıntıda boğulmuş “devrimci hayaller”in Karadeniz kıyısında, Fatsa’da “yerel” hakikat diye doğdu... ülke çapında bir hayal oldu. O günlerde, üniversite öğrencisi, “Marmara Belediyeler Birliği” çalışanıydım. “Belediye” benim için halk adı olan “Komün”dü. Liderin tayin edeceği “yerel güçlü, zengin, popüler, şöhretli, bürokrat, işadamı, genel merkeze yakın, emre amade” birilerinden ziyade, “halkın halk için halk arasından seçeceği” birileriydi. Tabii birileri gerçek, birileri daha ziyade hayaldi.
Daha önce Türkiye İşçi Partili olan, Dev-Genç’le buluşan, 12 Mart’ta cezaevinde yatan Terzi Fikri Sönmez, işte fiili gerçekle hayali umut arasında belirdi. Bugünkü kimileri gibi “askeri darbe yandaşı” olmayan solların, sosyalistlerin ortak adayıydı; 1979’da Fatsa Belediye Başkanı seçildi. Kimbilir Fatsa’da ne çok yanlış da olmuştur; belki zorbalıklar da. Lakin, “ötekiler” temiz, dürüst ve insanimiydi hep... Tam tersine, Fatsa bir süre “kendini” yönetebildi. Halktan üyelerin komiteleri belediye görevlilerini de netledi. İnsani sorunlar ele alındı. Çamura ve sineğe gömülmüş, onlarca kişiyi koleraya, salgına kurban vermiş Fatsa’da ahali, imece ile yurdunu yeni baştan yarattı. Her tür sinek; kaçakçılık, tefecilik araziden kovuldu. “Evren’in askerleri” ilk darbeyi 11 Temmuz 1980’de Fatsa’da yaptılar. ABD’nin “bizim çocuk” dediği General Evren bizzat komuta etti Fatsa harekâtına. İktidardaki “Demokrat” Demirel ile MC ortakları Erbakan ve Türkeş, sonra darbeyle pekişecek 24 Ocak ekonomik harekâtı başındaki “liberal” Özal da onların yanındaydı. (Bunları unutmayın olur mu!) Bugün liberal, muhafazakâr demokratlığın nice ünlü siması, gazetecisi, yazarı da, mütevazı Terzi karşısında, koskoca darbeci General’in safındaydı. İhbarcı ve kışkırtıcıydılar; Evren ordusunun halktan terziyi ezmesine iştahlıydılar.
Oysa Fatsa parti örgütleri, sadece muhalefetteki CHP değil, iktidardaki Milliyetçi Cephe’nin AP ve MSP örgütleri de ortak bildiriye imza atmıştı: “Fatsa’da komünist işgal yok. Ateş ile barut yok. Her yerde kan var ama biz huzurluyuz.” “Darbeci General” dinlemedi; ülkedeki topyekûn darbenin, halkı topyekûn esir almanın, insanların haklarını, haysiyetlerini ve hatta bedenleri ile hayatlarını gasp etmenin ciddi provasını Fatsa’da yaptı. Fatsa, Evren’in askerleri tarafından halktan geri alındı. Terzi Fikri içeri alındı. İşkenceden işkenceye. 12 Eylül darbesiyle işkence daha da azdı ve 4 Mayıs 1985’te, 46 yaşındaki Terzi Fikri, “tarihi komün” şahsiyeti, işkenceye son nefesini teslim etti.
General ilk büyük zaferini Fatsa’da kazanmıştı. Bir ilçede halkın seçimini bizzat ezebilen kişi, darbenin ardından tüm halkın yüzde 90’dan fazla oyuyla kendini cumhurbaşkanı seçtirdi! Sabah’ta dün Hanefi Ceyhan’ın haberi sürmanşetti: CHP meclis üyelerinin teklifine AKP’li başkan Anlayan da anlayışla yaklaşmıştı. Evren adı verilmiş caddenin adı yeniden Terzi Fikri Sönmez olmalıydı. Çünkü, o cadde 1979’da, halkın seçtiği halktan başkan ile bizzat halkın birlikte yaptığı caddeydi... Fikri Sönmez adını onu seçen halk vermişti ama Evren tabelayı da zapt etmişti! Silahla, darbeyle tarih yaparsınız; ama her halk tarihinin hakikatini geri alıp kendi tarihini, bir köşede bile olsa, yeniden yazabilir “Paşam”! Terzi Fikri işkencelerde tükenmeseydi belki 70 yaşını görecekti, belki güzel günler de görecekti; size gani ömürler “Paşam”!