Evladınız paramparça… Diyorlar ki, "Olmuş işte bi şey"
Evladınız, eşiniz, nişanlınız, babanız paramparça olmuş…
Diyorlar ki, “Olabilir.”
Dokuları 6 kilometreden kazımış, cenaze kaldırabilmek için parçalarını toplamış, ancak DNA’sına yetiştirmişsiniz duasını…
Diyorlar ki, “Ya şey olmuştu, fakat o şey de şey yapmıştı.”
Eşiniz,babanız o şartlarda işin yapılamayacağını söyleyip amireitiraz etmiş ama baskı görmüş, 24 askerle birlikte parçalanmış…
Diyorlar ki, “Vallahi esas onun kabahati.”
***
Afyon Cephanelik İnfilakı, 3. yılında paramparça 25 askerin ruhlarını da lime lime ederek yuvarlanıp gidiyor.
Sanık subaylar emir-komuta zincirinin başı olduğu halde…
Subaylardan kurulu Askeri Mahkeme kararıyla serbest…
Subaylardan kurulu bir başka Askeri Mahkeme üç subay ile bir astsubayın bulunduğu 13 kişilik bilirkişi heyeti görevlendiriyor…
Heyetteki bir subayın hazırladığı rapora imzalar atılıyor…
Bilirkişi Heyeti’ne 67 bin TL takdir ediliyor…
Ve şunlara rağmen bunlar oluyor.
***
ŞUNLARA RAĞMEN:
1. Bilirkişi Raporu bile, emir-komuta zincirindeki,on binlerce el bombası taşınması, depolanması, tasnif ve istif işinin baştan savma olduğunu yazıyor.
2. Hava kararınca, depo girişinin 10-15 metreden bir araç farından istifadeyle, depo içinin ise 5-6 metreden bir Land Rover’ın farından istifadeyle aydınlatıldığını yazıyor.
3. Birliğe daha yeni katılan kısa ve uzun dönem er, erbaşların ferdi sınıf-branş eğitimi tamamlanmadan depolamada görevlendirildiğini yazıyor.
4. İşin tuhafı, Eskişehir’deki Askeri Mahkeme tarafından istenen bilirkişi raporu için heyeti görevlendiren Ankara’daki Askeri Mahkeme, 13 bilirkişinin 40’a yakın klasörü okuyup anlaması ve rapor hazırlaması için sadece bir ay veriyor; raporu da “Heyet namına” Balıkesir’deki (sicili üstlerine bağlı) Yüzbaşı sunuyor.
***
BUNLAR OLUYOR:
1. Rapor, emir-komuta zinciri başındaki Mühimmat Bölge Komutanı Albay’ı, “İkmal, bakım, depolama, imha konuları direkt faaliyet alanında değil” diyerek “kusursuz” buluyor; “Çelişkili ifadelerini açıklığa kavuşturmak işimiz değil” diye ekliyor!
2. Emirleri veren Binbaşı’yı, “Yeni katılan askerleri eğitimsiz görevlendirmek”ten sadece “idari kusurlu” buluyor.
3. Rapor, yine emir-komuta zincirindeki Üsteğmen’i de “Gerekli planlamaları yapmamak”tan yine “idari kusurlu” sayıyor.
***
SONUÇTA BUNLAR DA OLUYOR:
Üçü subay, biri astsubay, üçü Emniyet mensubu, beşi üniversite öğretim üyesi, biri Adli Tıp’çı 13 kişilik Bilirkişi Heyeti “esas suçlular”ı şöyle ilan ediyor:
1. Teknik kusurlu, Susurluk deposundan Astsubay Aydın Sevinç.
2. Teknik kusurlu, Afyon cephanelikte “şehit” Astsubay Bedri Naim.
3. Teknik kusurlu, Afyon cephanelikte “şehit” Astsubay Murat Düger.
İkisi orada paramparça olmuş, onlardan zaten böyle depolamaya karşı çıkmış üç astsubay, kendileri de dahil, 25 şehidin sorumlusu… Onlara emir veren komutanlar ise sadece idari kusurlu.
Oysa teftişte idari-teknik “başarı” oraya yazılmıyor mu?
İkisi “şehit”, üç astsubay 25 şehidin her biri başına 7’şer yıl da yiyebilir…
Üçü sanık, ikisi sanık bile olmayan beş subayın ise “idari kusur”dan her bir şehitteki cezası tecile girebilir!
Kağıt üstünde onların “Emir makamı”, ötekilerin “Onların emrinde çalışır” olduğu yazsa bile.
Adalet nasıl tecelli ederse artık!
***
BUNLAR DA OLABİLİYOR:
Mahkeme Bilirkişi Raporu’na uyarsa şu mesele de gündeme gelebilecek:
1. İki “şehit”, teknik kusurlu ve asli suçlu ilan edilirse, “şehitlikleri” de geri alınabilecek.
2. Ailelerine paramparça bedenleri ve ruhlarıyla bıraktıkları tazminat da geri alınabileceği gibi, diğer 23 “şehit”in acılı ailelerine takdir edilmiş tazminatlar da ikisi “şehit”, üç astsubaya rücu edebilecek!
***
25 askeri öldüren cephanelik, 22 yıl önce Van’da çatışmada “şehit” düşen Uzman Çavuş Mete Saraç’ın adını taşıyan kışladaydı.
Bir “şehit”in adı altında, ikisi astsubay, ikisi uzman çavuş, 21’i kısa ve uzun dönem er 25 şehit daha çıkardı emir-komuta zinciri!
Rapor diyor ki, “Astsubaylar, Gönderilmeden Önce Muayene (GÖM) işlemini iyi yapmadı.”
Belki öyledir. Devlet ise 25’ini birden Gömülmeden Önce Muayene işlemiyle, ancak DNA’ları tespit ederek başarıyla “GÖM”dü işte!
Bir şey daha söyleyeyim:
32 Numaralı Katliam Deposu’ndaki tasnifi, istifi, kafilesi, tıyneti ve niyeti bozuk, 110 tonluk 118 bin 471 el bombasıyla birlikte, toplam 286 bin 33 bomba, Susurluk’tan Afyon’a “TCDD treni vagonlarında” getiriliyor. Bilirkişi Raporu’na göre “Vallahi bir sorun çıkmadan” Afyon Garı’nda indiriliyor.
Rapor “O sırada Gar’da olan yolcuların verilmiş sadakası varmış” diye yazmıyor tabii…
Çünkü devletin bir derdi de, biliyorsunuz, mağdurlara “sadaka”da mümkün olduğu kadar indirim yapabilmek.
O yüzden, bazen “şenidi şehit saymamak” için de uğraşan ve AİHM’de bile bu yüzden sanık olan merhamet dolu bir devlet var!
Büyüksünüz hakikaten!
Not. “Şehit yakınları”nın yeni bilirkişi ve reddi hakim isteğini reddeden Heyet bakalım TEMAD’ın müdahillik talebini kabul edecek mi?