Balıkesir-Fethiye futbol hattı
Marmara’nın bittiği yerden itibaren başlar Ege’nin futbol tutkusu, taaa Akdeniz’in bağlandığı yere kadar sürer..
Kıyıdan ayrılırsanız hele iş iyice kızışır..
Hele İzmir’in içi hep sıcaktır..
Alev çıkartır..
O zaman yukarıdan başlayalım..
Balıkesirspor buraya kadar çok iyi getirdiği işi kaleci meselesini Volkan Babacan’ı avucunun içinden kaçırarak sekteye uğrattı..
AKHİSAR NE OLUR?
İdeallerle pekişen hedefler bir alt kategoride yeterli oldu ama şimdi bir başka arenaya çıkacaklar, yeteri kadar güçlendiklerini düşünmüyorum. Yıllar öncesinde gelip hemen gittikleri yeri umarım ki bir kez daha mumla aramazlar..
Biraz aşağıda sponsoru köftecisi olan ve ligin en kralına kafa tutan, üstelik ‘kalıcı’ olmayı başarabilmiş bu takım, bu sezon yerini yadırgayabilir. Hamza Hamzaoğlu’nun sevk ve idare gücü, Mustafa Reşit Akçay ile bir kan uyuşmazlığına dönüşebilir ve Ege’nin yüz akı bu ilçe bunu kaldıramayabilir..
Hele ortada Balıkesir gibi yakın ve kent olan bir rakip varken.
Manisa’yı sayamıyorum bu yarışların içinde.
Orada futbol ateşi yok ve ‘ne kokar ne de bulaşır’ sendromunu aşabilmelerine ihtimal vermiyorum..
GOLÜ KİM ATACAK
Denizlispor kongresini yeni atlattı ve bu kentin futbol tutkusu bayılıyor kendini yeni kongrelere gebe bırakmaya. Bir de Boşnak kaleci kattılar kadroya. Kale Kazım ve Branko Grahovac ile sağlam ama öbür kaleye kim atacak topu; işte orası meçhul..
Aydınspor yıllardır çırpınır ama Nazillispor ile birlikte tutkularını bir türlü ‘aksesuvar’ olmaktan öteye taşıyamazlar. Dışarıdan 7 oyuncu aldı, içeriden 3 oyuncuyla anlaşıldı ama ortaya çıkacak ürün soru işaretleri taşıyor..
Muğla’yı pek sayamıyorum bu yarışın bir yerinde ama geçtiğimiz sezonun önemli flaşlarını patlatan ve ortalığı ışıldatan Fethiyespor, belli ki sahası olmayan, idman yapacak yeri bulunmayan ve kıyılarının özelleştirilmesi geriliminden çıkıp; bu sezona yine parlak çıkışlar katamayacak..
Kolu kanadı kırık onların..
Gelelim İzmir’e
Buranın durumu ayrı bir tez konusudur..
Bu kadar tutkulu taraftar kitleleri arasından taraftar oluşturmaya çalışan bir kulübün; yani Altınordu’nun, doğru yapılanma karşılığını aldığını görüyoruz..
Onlar klasmanda yer almak için önce klasmanda yer alabilecek futbolcu yetiştirmeyi seçtiler ve uyguluyorlar..
Futbolcudan önce ‘sporcu’ yetiştirmeyi seçtiler.
Hatta daha ötesi; ‘hayırlı evlat’ seçimini en öne koymuşlar. Mehmet Seyit Özkan’ın kafaya taktığı yolculuğu ve bu yolculuk için oluşturduğu stratejiyi desteklememek mümkün değil..
GÖZTEPE SABIRSIZ
Göztepe ile Karşıyaka’nın dünyanın dikkatini çekebilecek nitelikteki taraftarları ve onların kitlesel tutkularının arasından sıyrılıp gidiyor..
Göztepe bu yıl farklı olacak..
Şu yeni yapılanması ve benim çok inandığım hocasıyla doğru bir sezon planlaması yapacak ve başaracaktır.
Tek engelleri taraftar sabırsızlığıdır; ki bu da en büyük dezavantajlarıdır..
Karşıyaka belki de ilk defa ‘istikrar’ seçti ve uyguluyor ama, ilk terslikte hemen ‘yıkıp yeniden yapmak’ gibi bir alışkanlıkları var.
Umarım bu defa aynı tuzağa düşmezler..
Altay ise iç güveysinden hallice..
KAYGILANIYORUM
5 oyuncu birden kaybettiler. Son olarak Mithat Yaşar ve Selçuk Çalışır da gitti.
Kadroya dışarıdan adam katmayı bırakın, eldekileri kaybediyorlar..
Benim anlayışıma göre ‘büyük Altay’ söz konusu ise onlara ‘sıradan’ olmak asla yakışmaz..
Özetle..
Yukarıdan başlayıp aşağıya doğru bir futbol turu atmayı hedeflemiştim..
Sonunda Balıkesirspor ile Akhisar Belediyespor kalmış elimizde en majöründen..
Onları da kaybedersek Ege’de spor yazarına ne gerek kalır ki; diye kaygılanmıyor değilim..