2015 seçimleri kadınların olacak!
İktisatçılar, kadınların ekonomiye katılmadan ülke kalkınmasının mümkün olmadığı konusunda hemfikirler. 19 Ağustos tarihli yazımı bu çerçeveye oturtmuş ve şu soruyu sormuştum: “Neden kadın konusu kongre/kurultaylarda daha fazla konuşulmalı?”
Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden genel başkan seçen CHP 18. Olağanüstü Kurultayı’nın, kadınlara bir taahhüdü oldu mu diye bakıyorum...
Kılıçdaroğlu’nun kurultayda söylediği, “2015 genel seçimleri kadın ağırlıklı bir seçim olacak” cümlesini yalnızca işaret fişeği olarak kabul edebiliriz. Fazlası yok! 58 kişilik Parti Meclisi’ne (PM) 600 adayın başvurmasıyla öğleden sonraki saatlere kalan listeyi irdeleme şansım olmadı. Ancak Kılıçdaroğlu’nun 2010 yılında genel başkan seçilmesiyle birlikte, 2012 yılında yapılan 34. Olağan Kurultay’da parti tüzüğüne yüzde 33 kadın kotası getirerek erkeklere karşı nasıl mücadele verdiğini izlemiştim. Yine aynı yıl, son 8.5 yıldır yapılamayan CHP Kadın Kolları toplantısını da yaparak örgütü toplumsal cinsiyet eşitliği talebiyle yüzleştirmişti.
KADIN KOTASINDA BAŞARILI MI?
Parti organlarında yüzde 33 kotanın uygulanmasının çok da kolay olmadığı, PM’ye giren kadın üye sayısını ucu ucuna tutturarak belli etmişti. Bakalım bu kez 19 kadın üyenin bulunduğu PM’de denge değişecek mi?
Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanı Jean- Claude Juncker, 27 kişilik ekibinde istediği gibi en az 9 kadın politikacıya yer vermeyi başardı. Kadınlara pozitif ayrımcılık getiren “parite”yi uygulamak, gelişmiş dünyada bile kolay olmuyor.
Kadınlara siyasette yer açabilmek için BDP’nin “eşbaşkanlık” uygulaması gibi kuvvetli bir irade gerekiyor.
AK Parti’nin 27 Ağustos Kongresi’nde “kadının sosyal ve ekonomik statüsünü güçlendirmeyi amaçlayan” bir program açıklanmaması sürpriz değildi. İktidar partisinin DNA’sına yerleşen “kadın” yerine “aile” kavramını koyan muhafazakârlık, nöbet değişiminden öte gitmiyor!
İktidar kadınlara tek bir şey söylüyor: Evlenin ve en az 3 çocuk doğurun!.. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) 3 Eylül’de Ankara’da açıkladığı “İnsani Gelişme Raporu”nda, 187 ülke arasında 69’uncu sırada bulunuyor. Türkiye yalnızca kadınların konumları dikkate alınarak değerlendirilseydi, ligdeki yeri 118’incilik olacaktı.
ADİL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞME
Sürekli kırılganlıklar, insani gelişmeyi tehdit ediyor. Söz konusu kırılganlıklar, politikalar ve toplumsal normlarla sistematik bir biçimde giderilemezse, ilerleme ne adil ne de sürdürülebilir olacak. İşte bu konu, “İnsani İlerlemeyi Sürdürmek: Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak” başlıklı 2014 İnsani Gelişme Raporu’nun temelini oluşturuyor.
Rapor, “Kırılganlıklar etkin bir şekilde ele alınmadıkça ve tüm insanlar insani gelişme konusundaki ilerlemelerden eşit şekilde faydalanma fırsatı bulmadıkça, gelişme ne adil, ne de sürdürülebilir olacak” saptamasını yapıyor.
Türkiye’nin kırılganlığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden besleniyor. Kadınların eğitim ortalaması 6.4 yıl, erkeklerin 8.7 yıl. Kız çocuklarının 13.8 yıl olan eğitimde geçirecekleri süre beklentisi, erkek çocuklarında 15’e çıkıyor.
Kadınların işgücüne katılımı, girişimcilik oranları da bu tablonun çok uzağında değil. Programında “Ortaokuldan terk bir kadın nesli hedefliyoruz” yazan bir partiye oy verir miydiniz? Korkarım bu soruya “Evet” diyenlerin oranı hiç de az değil... 2015 seçimlerinde kadınlar, parti programlarını didik didik etmeli ve sürece katılmalı. Başka yolu yok, iş başa düştü!..