Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çanakkale üzerinden Ege kıyılarını takip edenlerin akıllarının bir yerinde asılı durur ama çok da çağırmaz tatilcileri Gökçeada; kimseye "Gel" diyecek hali kalmamıştır.

        290 bin metrekare yüzölçümü olan adanın son 10 yılı belki de "diriliş" dönemi olarak anılacak

        Baraj altında kalan, heyelandan yok olan Karadeniz, İç ve Doğu Anadolu köylerinden ya da 1980'lerde Balkanlar'dan Gökçeada'ya yerleşen Müslümanlar ve adayı terk etmeyen Rum aileler, yeni bir hayata yelken açıyorlar.

        Yine de bu durum adanın büyük bölümü terk edilmiş harap evlerin eski sahipleriyle birlikte yaşlanmasına tanıklık ettiği gerçeğini değiştirmeye yetmiyor.

        Hazine'ye geçen, ya da Müslümanlar tarafından satın alınan gayrimenkuller, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin konusu olmaya devam ediyor.

        1960'larda 5 bin kişilik nüfusuyla Türkiye'nin en büyük köyü olan Gökçeada'nın köylerinden Dereköy, "acılar müzesi" gibi orada duruyor!

        Bingöl'den, Muş'tan, Van'dan gelenler yıkıntılar arasında yaşam mücadelesi veriyor.

        Köyde iki büyük kilise dimdik ayakta.

        Ailesi 1970'lerde Van'dan Gökçeada'ya göç eden 12 yaşındaki delikanlı öğrendiği tek Rumca cümlenin Türkçe'sini söylüyor:

        "Yürü git yanımdan."

        Internet ortamında fenomen haline gelen "Oğlum Bak Git" videosunun, Gökçeada'daki versiyonu...

        Çocuk kavgası da olsa, kimse dalaşmaya enerji harcamak istemiyor!

        KİM AÇIKTAYSA ADAYA GÖNDERİLİYOR

        Kapısının önüne Türk bayrağı çekerek Dereköy'deki evine yerleşen Papaz Chris Katagis 1950'lerde gittiği Amerika'dan 1983'lerde dönüyor.

        Kim gelse acılı anılar bohçasını açıyor ve ellerine birer mendil tutuşturup başlıyor anlatmaya...

        Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Haklan Komitesi'nin, Bozcaada ve Gökçeada ile ilgili raporu "1964 yılından sonra yürürlüğe giren politikaların sonucu olarak çoğu adalı Rum, kendileri ve çocukları için adada bir gelecek olamayacağını belirgin şekilde gösteren yerel kovucu faktörlere maruz kaldı" cümlesi ile başlıyor.

        Bu cümlelerin açılımı şu:

        1960 yılında Türk ve Rum halklarının ortaklığı ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nde beklenen barış sağlanamadı. 1963 yılında Türk katliamlarına başlayan Rum yönetimi, geride 364 ölü, 1203 yaralı, 203 kayıp bıraktı.

        6/7 Eylül olayları, Kıbrıs Barış Hareketi Gökçeada'dan Rumların göç nedenleri oldu...

        Halen Gökçeada nüfusuna kayıtlı Rum nüfusun 5 bin olduğu söylense de, aktif nüfus 500'ü bulmuyor.

        Arada gelmeye niyetlenenler, evlerinin peşine düşenler de yok değil.

        Avrupa Konseyi raporunda dile getirilenler ile bugün dinlediklerim arasında gram fark yok. Tekrarlayayım:

        "Yunanca eğitim veren okulların kapatılması, verimli tarım arazilerinin büyük kısmı 1965 yılında Gökçeada'nın güney batı sahilinde askeri havalimanı ve askeri üs yapmak, açık cezaevi (tarım cezaevi) yapmak ve 1966 yılında devlete ait bir tarım üretim işletmesi (TİGEM) kurmak amacıyla kamulaştırıldı. Açık cezaevindeki hükümlüler ada sakinlerine karşı birçok suç işleyip, birçok kişiyi göçe mecbur bıraktılar."

        TURİZM VE TARIM GELİŞİYOR

        Gökçeada'da organik tarım ve turizme ilgi artıyor. Bundan 10 yıl kadar önce adada sörf okulu açan Erdoğan Çinar, Yunanistan medyası tarafından topa tutulsa da, direnmiş. Bulgaristan'dan gelen sörfçülerin ilgisini çekmeyi başarmış.

        İsparta, Burdur ve Samsun'dan Uğurlu Köyü'ne; Biga'dan Eşelek Köyü'ne, Trabzon'dan Bademli Köyü'ne gelenler gibi; bir de hizmet sektöründe çalışmak için Doğu Anadolu'dan, Güneydoğu'dan göç eden gençler var.

        Adada garip bir soğukluk ve mesafe var, kırılmamış. Rumlarla Türkler birbirine çok da yakın davranmıyor. Komşuluk şiirlerini duvarlarına asıyorlar ama komşu sıcaklığını esirgiyorlar.

        Ancak zaman barıştan yana evriliyor, kimse bunun karşısında duramayacak gibi, nedenlerini yazacağım.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar