Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kent tarihinin izdüşümü, dini yapılardan sonra belki de en çok tren garlarına yansıyor. Elbette ayakta kalabilirlerse...

        İstanbul’da görücüye çıkan Ankara Tren Garı’nın (ATG) gala gecesinde, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, “koruma-kullanma” dengesini vurguluyor:

        “Londra, New York, Paris garları gibi 1938’de açılan Ankara Garı da simgesel ve tarihi yapılardır. ATG, modern anlamda dünyanın en güzel ve dikkat çekici yapılarından biri olacak.”

        Özdemir ATG’yi şöyle tanımlıyor: “Mimari açıdan hızlı treni andıran bu garın yapımında önemli bir deneyim kazanıyoruz. Ayrıca kamu-özel işbirliği (PPP) modeli ile ilk kez bir gar inşa ediliyor. Ankara, Eskişehir, Konya’dan sonra, Bursa, İzmir, Sivas, Antalya, Adana, Erzurum, Kars bağlantılarının da eklenmesiyle, Türkiye’nin Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatlarının kesişim garı olacak.”

        ATG ihalesini 2013 yılında, 19 yıl 7 ay işletme süresiyle Limak-Cengiz-Kolin konsorsiyumu almıştı. 235 milyon dolar yatırımla gerçekleşen ATG’ye, Denizbank 170 milyon dolar kredi verdi.

        Sıra, 2016 Mayıs’ında bitirilmesi planlanan ATG’ye perakendecileri çekmeye geldi.

        ATG’yi günde 100 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Bu sayı en büyük AVM trafiğini (Cevahir AVM bayramlarda 80 bine çıkıyor) geride bırakıyor.

        İçinde 140 odalı dört yıldızlı otel, ofisler, kargo gişelerinin ve toplantı salonlarının da yer alacağı ATG için, “İçinden tren geçen AVM” demek yanlış olmaz...

        Özdemir 185 dükkân yerinin, yüzde 60’ının kiralandığını söylerken; LCW, Kiğılı, Derimod, Roman, Burger King gibi perakende sektörünün lokomotif markalarının temsilcileri de dinleyenler arasındaydı.

        PERAKENDE REKABETİ

        Gala yemeğinde; Özdemir, Kiğılı’nın patronu Abdullah Kiğılı ve Roman’ın patronu Turgut Toplusoy ile oturuyoruz. Toplusoy “Bu kadar AVM fazla, köklü markalarımız batıyor” derken, Kiğılı AVM yatrımcılarına “Yürüyün, kim tutar sizi” diyenlerin tarafında yer alıyor.

        Kiğılı’nın “Erkek giyiminde küresel hiçbir marka Türkiye’ye gelemedi. Biz çok güçlüyüz” sözlerine Toplusoy’dan destek geliyor. Kadın markalarında da aynı duruma işaret ediyor.

        Her ikisine soruyorum: Cirolarınızı karşılaştırıyor musunuz? Neden sizden bir küresel marka çıkmıyor?

        Kiğılı’nın yanıtı hazır: Cevahir’de ve İstinye Park’ta satışların yüzde 50’ye yakını yurtdışından gelen turistlere yapılıyor...

        Ciro karşılaştırmasında ısrar edince “Evet Zara (İspanya merkezli perakende devi) yılda 20 milyar dolar ciro yapıyor ama 150 milyon dolar krediyi bir kerede, sıfır faizle alabiliyor. Amerika, Çin’e yatırım yapıyor; Çin, Afrika’yı keşfetti. Küresel rekabetin içinde olamıyoruz.”

        Türkiye’nin 2014 yılında toplam hazırgiyim ve konfeksiyon ihracat tutarı 18.7 milyar dolar oldu. Bu yıl o kadarı da bulmayacak.

        Toplusoy ve Kiğılı’nın “stand up show” tadında geçen sohbetinde sektördeki bağış konusuna da giriyoruz...

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde Birleşmiş Markalar Derneği ile başlattığı “Yoksul çocuklara giyim yardımı” kampanyasında; LCW’nin 75 bin, Kiğılı ve Koton’un 25 biner çocuğa monttan, gömleğe kadar bayramlarda giysi dağıttığını söyleyen Kiğılı, Toplusoy’un bağış rakamının bunların altında kalmasına sitem ediyor.

        Rekabet iyidir diyelim ama, daha iyisi girişimcilere fırsat eşitliğinin sunulması ve gelir uçurumunun azaltılması olacak...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar