Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere yardım etmek için çok sevdiği malından fedakârlık yapan insan, iyilik ağacını büyütmektedir. Van depreminde de milletimizin yardımseverliği her türlü takdirin üstündedir

        GÜNÜMÜZDE ülkemizin .geçirdiği deprem felaketlerine karşılık milletimizin gösterdiği duyarlılık, yüce Allah tarafından iyinin bir parçası olarak gündeme getirilmektedir. Aşağıdaki ayet bunu ifade etmektedir:

        "İyi, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. Fakat iyi, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba iman eden; malını, ona olan sevgisine rağmen akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle ve esirlere veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, darlıkta, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanda sabır gösterenin iyiliğidir. İşte bunlardır o doğru olanlar, Allah'tan korkup kötü davranışlardan uzakta bulunanlar." (Bakara, 177)

        Yüce Allah hem iyinin ne olduğunu, hem de nerede bulunacağını beyan etmektedir. Ayette geçen iyi kavramı "birr" fiil kalıbında alınınca, "hürmet göstermek, itaat etmek, vazifesini bilmek, sadık olmak, yumuşak başlı olmak, cömert olmak, hayır sahibi olmak, Allah'a boyun eğmek, şeref vermek, güvenilir, samimi ve doğru olmak, sözünü yerine getirmek, hakkını teslim etmek" manalarına gelmektedir.

        İsim kalıbında alındığında, "dindarlık, takva, doğruluk, istikamet" anlamlarını ifade etmektedir. Yüce Allah yukarıda vermiş olduğumuz ayette "iyinin" ne olmadığını açıkladıktan sonra ne olduğunu izah etmektedir:

        YETİMLERİ UNUTMAYIN

        1. "İyi, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir." Demek ki bir insan, yüzünü doğuya çevirerek "ben doğuluyum" ya da batıya çevirerek "ben batılıyım" demekle iyi olamaz, iyiyi bulamaz ve iyiyi yakalayamaz. Ayetin bu kısmında yer alan "vech", yani "yüz" kelimesi, "parçayı zikredip bütünü kastetme" kuralına göre "başı" ifade etmektedir. İyinin yönü yoktur. Allah, "iyi"nin ne olduğunu, onun nereden ve nasıl elde edileceğini ayetin devamında açıklamaktadır.

        2. "İyi, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman etmektir/edendir." Ayetin bu bölümünde yüce Allah, iman esaslarının, iyinin yapısını meydana getirdiğine işaret etmektedir. Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan insan, iyinin temellerini atmış olmaktadır. Allah katında "iyi" denen değerin temellerini iman esasları oluşturmaktadır. İnsan, iyiyi ancak gönlündeki imanın esaslarında oluşturup bulabilir.

        3. "İyi, akrabalara, yetimlere, biçarelere, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle ve cariyeler uğrunda seve seve mal vermektir/verendir." Ayetin bu kısmında ise iyinin, iyiyi oluşturan ikinci temel unsurun; sevdiği maldan başkaları adına fedakârlıkta bulunmak olduğu beyan edilmektedir. Yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere yardım etmek için çok sevdiği malından fedakârlık yapan insan bu ameliyle, iyinin ağacını büyütmektedir. İyiyi fakirlerin elinden tutup kaldırmada aramak gerekir. İyinin yetiştiği toprak, fedakârlık toprağıdır. İyi, yetimlerin, fakirlerin ve kölelerin inlemediği özveri toprağında yetişmekte, kök salıp büyümektedir. Çeşitli nedenlerle, çeşitli insanların imkânsızlıklar içinde inlediği ve ıstırap çektiği bir toprakta iyinin ağacı kurur. Sevdiği malı veren insanın erdemi, iyinin çıktığı kaynaktır.

        ZEKÂT ZENGİNLEŞMEDİR

        4. "İyi, namaz kılmak ve zekât vermektir/verendir." İyinin diğer bir unsuru, namaz ve zekâttır. Allah'a olan namaz borcunu ödeyen; fakirin hakkı olan zekâtı veren kimse, ibadet yönünden kendini zenginleştirmektedir. Kıraati, rükû ve sücuduyla namaz, hem zikri, hem şükrü hem de hamdi kapsadığı için insanı Allah'a yaklaştırmaktadır. "Temizleme, artırma ve gelişme" manasıyla zekât, fakirlerin gönüllerini almakta, insanları birbirine yaklaştırmakta ve toplumda muhabbeti artırmaktadır. İşte iyi, bu ibadetlerden kaynaklanmaktadır. Bu ibadetler iyinin gıdasını teşkil etmektedir.

        SABIR OLGUNLUKTUR

        5. "Sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenler"in davranışı, iyinin bir diğer kaynağını meydana getirmektedir. Sözünü yerine getiren, başka bir ifadeyle ahde vefa gösteren insanların, iyiyi doğu veya batıda aramasına lüzum yoktur; onun bu davranışı bizzat iyinin kendisidir. Verilen sözler tutuldukça, ahde vefa gösterildikçe, "iyi" denen ağaç daima canlı kalacak ve ürününü verecektir.

        6. "Sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanda sabır gösterenin iyiliğidir." Sıkıntı, hastalık ve savaş, daima sabır gerektiren olgulardır. Sıkıntı ekonomik ve psikolojik olabilir. Hastalık bedenidir. Savaş ise sosyal bir vakadır. Bunlar zaman zaman insanın başına gelebilecek tabii olgulardır. Bunlara karşı dayanıklı olmak, altında ezilip isyan etmeden onları tabii karşılamak, büyük bir manevi gücün varlığına delil teşkil eder. Kurani tabirle "sabır" denen bu ruh olgunluğu, iyinin diğer bir pınarıdır.

        Yüce Allah, Bakara 177'de malını ihtiyacı olanlara verenlerin doğru yolda olduğunu söylüyor.

        Savaş da insanın nefsi ile aklı arasında olabilir. Böyle bir durumda, içinde cereyan eden fırtınalara karşı sabırlı olmak, kendini onların eline bırakmamak, onların doğurduğu sıkıntılara karşı dayanmak, iyiyi yakalamaktır.

        7. "İşte bunlar doğru olanlar ve işte onlar takva sahipleridir." İman, sevdiği maldan fedakârlık, namazı kılmak, zekâtı vermek, sözünde durmak ve sabretmek, iyinin binasını oluşturan temel taşlardır. Ayette, bu amelleri üreten, iyiyi yakalayan ve ona hizmet eden kimselerin doğru ve takva sahibi oldukları ifade edilmektedir. Demek ki Bakara 177. ayet, bir taraftan takvayı, diğer taraftan da doğru insanı tanımlamakta, böylece takvaya giden yolun hangi amellerden geçtiğini öğretmektedir.

        KÖLELİK YÜZ KARASIDIR

        Ayeti bir bütün olarak ele aldığımız zaman şu ilkeyi yakalamamız mümkündür: İyi, insanın dışında olmadığı için, onu kendi içinde ve davranışlarında araması gerekir. Biri diğerini dışarıdan iyiliğe ulaştıramaz; kişi iyiliği kendi içinde oluşturmalı ve sancısını çekmelidir. Sancısı çekilip bizzat doğurulmayan çocuk nasıl üvey ise, içinde doğmayan iyi de kişiye yabancı ve üvey olacaktır. Onun içindir ki yüce Allah, iyiyi dışarıda aramanın yanlış olacağına, insanın kendi beyninde, gönlünde ve davranışlarında araması gerektiğine işaret etmektedir.

        Diğer taraftan, köle ve cariyeleri kölelikten kurtarmak için harcama yapanların davranışı da iyidir. Köle azadı, Kuran'ın öne çıkardığı en önemli ibadetlerden biridir. Dünya tarihinin en karanlık dönemleri, insanın insanı köle olarak kullandığı dönemlerdir. İnsanın hürriyetini elinden almak, onu bir eşya gibi kullanmak, insanlığın gelişmesini engellemiştir.

        Kuran'ın geldiği devirde dünyanın her tarafında kölelik müessesesi yaygın bir durumdaydı. Kuran, insanlığın bu yüz karası uygulamasını ortadan kaldırmayı önemli bir ibadet olarak görmüş ve muhtelif ayetlerde köleliğin kaldırılmasını teşvik etmiştir.

        Zamanımızda kölelik şekil değiştirmiştir. Hâlâ insanlar -şekli farklı da olsa- hürriyetleri ellerinden alınarak köleleştirilmektedirler. Yine de insanlık, köleliğin kaldırılması hususunda büyük mesafeler almıştır. Bu yolda ilk adımı atan ise Kuran-ı Kerim olmuştur.

        Köleliğin kaldırılması, insanlık üzerine bir borçtur. Bu borcu eda için fedakârlıkta bulunmak, erdemlerin en büyüğüdür. Allah, bu fedakârlığı ibadet olarak kabul etmekle, insanların özgürlüğü için çalışanların kendisine yakın olacaklarını, takva gibi önemli bir ruh olgunluğuna ulaşacaklarını ifade etmektedir.

        ***

        Bayraktar Hoca Yanıtlıyor

        ■ Duaların kabul olması için belli zamanlar, belli şekiller var mı? M.Y.

        Duaların içeriği önemlidir. Belli zamanlar yoktur ancak Kadir Gecesi ve sabah tan yeri ağarırken yapılan dualar önemlidir. Duada önemli olan şey, insanın gönlünden, nedenli derinden dua ettiğidir.

        ■ Yeni doğan bir çocuğun kulağına ezan okumak bize mi mahsus, yoksa bütün İslam âleminde var mı? R.C.

        GenellikIe İslam âleminde çok eskiden beri uygulanan bir âdettir. Ancak İslam âleminin hangi ülkelerinde vardır, onu bilmiyoruz.

        ■ Vefat etmiş babam için ne yapabilirim? Onun için dua etmemin bir faydası var mı? N.C.

        Baban için Allah'tan rahmet dilersin ve Allah' ın onu affetmesi için dua edersin.

        ■ Hidayete ermek kulun iradesiyle mi yoksa Allah tarafından mı olur? A.K.

        Hidayete ermek kulun dilemesi, Allah' ın yaratmasıyla olur.

        ■ Öldükten sonra ruhumuz kıyamete kadar hapis mi oluyor? C.T.

        Hayır, bizim ruhumuz Allah'a dönüyor.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar