Toplumlar geçmişten ders almalı
Hazreti Yusuf'tan sonra Mısır'ın idaresi firavunların eline geçmiş, İsrailoğulları zulüm ve işkence görmeye başlamıştı. İsrailoğulları bu acı günleri yaşadıktan sonra, bir ilahi nimet olarak hürriyetlerine kavuştular. Yüce Allah, daha sonra şirke sapan İsrailoğulları'nı, eski günlerini hatırlamaları için Hazreti Musa vasıtasıyla uyarmıştır
İBRAHİM Suresi birinci ayetteki "karanlıklardan aydınlığa çıkarma" eyleminin Hz. Musa'nın da görevi olduğu 5. ayette anlatılmaktadır. İlahi vahiy ve onu tebliğ eden peygamberlerin görevleri arasında yer alan "karanlıklarla mücadele edip insanları aydınlığa çıkarmak", süreç olarak devam etmiştir. Ayet şöyledir:
"Andolsun ki biz, Musa'yı 'Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet' diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için sayısız ayetler vardır." (İbrahim, 5).
1. Ayette geçen "âyetler" kelimesi, "kitabın ayetleri" anlamına gelmektedir.
Ama "âyetler"i, "mucizeler" olarak manalandıranlar da vardır. İnsanları karanlıklardan aydınlığa mucizeler mi, kitabın ayetleri mi çıkarır? Bize göre kitabın ayetleri kalıcıdır, mucizeler ise zamana bağlı olarak geçicidirler. Demek ki, "âyetler"den kasıt, "vahyin kendisi"dir, yani "kitabın ayetleri"dir.
2. İbrahim Suresi birinci ayette "karanlıklardan aydınlığa" derken, bunun "Allah'ın yolu" olduğu tanımlaması yapılmaktadır. Ama aynı tanımlamayı beşinci ayette bulamıyoruz. Onun yerine "karanlıklardan aydınlığa çıkarmak"tan sonra, "Allah'ın günlerinin hatırlatılması" gelmektedir. Bizce birinci ayetteki "karanlıklar ile aydınlık"; beşinci ayettekinden biraz farklıdır. Bütün müşterek yönlerine rağmen İsrailoğulları için "karanlıklar", "kölelikler" ve altıncı ayette anlatılan "Firavun'un zulmü"; "aydınlık" da "kölelerin hürriyetlerine kavuşmaları ve Firavun'un zulmünden kurtulmaları"dır.
"Kölelikten kurtulup hürriyetine kavuşmak", "karanlıklardan aydınlığa çıkmak"tır. Bu manada alınınca, "ayetler" kelimesine "mucizeler" manasını vermemiz mümkündür. Çünkü Hz. Musa, kavmini kölelikten kurtarırken o mucizeleri kullanmıştır. Bize göre, Hz. Musa'nın düşmanın sarayında büyütülmesi en büyük mucizelerden biri olmuştur. Doğumu ve hayatı mucize olan insanın bir peygamber olarak mucizeleri de bunlar olmuştur. Hayatına nehre bırakılmak suretiyle su ile başladı, kavmi de sudan kurtarılarak hürriyetine kavuşturuldu.
3. "Allah'ın günlerini onlara hatırlat." Bu emir, Hz. Musa'nın ikinci görevi olmaktadır. Bilindiği gibi Hz. Yusuf'tan sonra Mısır'ın idaresi firavunların eline geçmiş, İsrailoğulları için çok kötü yani "Allah dedirtecek günler" başlamıştı. İsrailoğulları Firavun'un idaresinde zulüm ve işkence görmeye başlamıştı.
İsrailoğulları bu acı, yani "Allah dedirten günleri" yaşadıktan sonra, bir ilahi nimet olarak Hz. Musa vasıtasıyla hürriyetlerine kavuştular. İşte hürriyetlerine kavuştukları günlerdeki şımarıklıkları ve şirke sapmaları sebebiyle yüce Allah, Hz. Musa'dan onlara eski günlerini hatırlatmasını ve tarihi bir olgu olarak belletmesini istemişti.
Yaşadıkları o kahredici günlerden bugünlere nasıl geldiklerini onlara anlatmasını ve beyinlerine kazımasını yüce Allah, Hz. Musa'dan istemişti. Peki ayetin bu kısmı bizim için ne ifade etmektedir? Yani, İsrailoğulları'nın başından geçen tarihi olgular Müslümanların kitabında niçin yer almaktadır? İşte bu soruların cevabı ayetin son bölümüyle cevaplandırılmaktadır.
4. "Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için ayetler vardır."
Yüce Allah, anlatılan bu gerçeklerde sabreden, yani belalara dayanıp onların altından kalkabilenler, sahip olduğu nimete iyice şükredenler için dersler, kanunlar ve ibretler olduğunu ayetin sonunda hatırlatmaktadır. Tarihte Firavun ailesinin İsrailoğulları'na layık gördüğü zulüm, gelecek nesillerde de tekrarlanabilir. Aşırı ırkçı olanlar, insanları kökenlerine göre gruplara ayırarak, siyasi erki ellerine geçirdiklerinde onlara zulmedebilirler.
Firavun, iktidarını elinden alacaklar diye İsrailoğulları'nın erkek çocuklarını kesmedi mi? Aynı şekilde günümüzde de siyasi erki elinden kaçırmamak için entrika yapanlar yok mudur? Bunun için demokrasiye geçemeyen ülkeler mevcut değil midir? İşte Yüce Allah'ın, Hz. Musa dönemindeki tarihi olguları bize anlatmadaki amacı, yaşanan ve yaşanacak olan hayata ışık tutmak, benzer hatalara düşülmemesini öğütlemektir.
Hz. Musa'nın döneminde yaşanan o çileli, o "Allah dedirtecek günler", Arapların kadınları hakkında Hz. Peygamber'in doğduğu toplumda da tekrar ediyordu. Böylece bu ayetle yüce Allah, Hz. Peygamber'e ve Müslümanlara ışık tutmaktadır.
Günümüzde İsrailoğulları'na geçmiş günlerini hatırlamalarını ve devletlerarası ilişkilerde ona göre davranmalarını tavsiye etmemizde yarar vardır. Bir zamanlar kendi erkek çocukları öldürülüyordu. Şimdi onlar suçsuz insanları öldürmektedir. Bize öyle geliyor ki, onların başına yine karanlık günler gelecektir. Bu karanlık günleri durdurmak istiyorlarsa tarihlerini iyi okumalı, dünyada her söyleneni, her yazıyı, her programı kendi aleyhlerinde zannetmemelidirler.
***
Bayraktar Hoca Yanıtlıyor
■ Maaşlı bir çalışanım. Zekâtımı yıllık kazancım üzerinden mi, yoksa tüm mal varlığım üzerinden mi vermem gerekir? A.G.
Kazancından bir yıllık geçimini çıkardıktan sonra geri kalan paradan zekâtını vermen gerekir. Tüm mal varlığından zekât verilmez. Mesela bir fındık arazin varsa bu arazi üzerinden zekât verilmez, o arazi üzerinde yetiştirdiğin fındıktan elde edilen gelirden zekât verilir.
■ Bir insan işlemiş olduğu günahlardan dolayı dinden çıkar mı? Dinden çıkma hangi durumlarda olur? K.L.
Bir kimse Allah'ı, peygamberi, melekleri, Kuran-ı Kerim'i inkâr ederse dinden çıkar. Günah işlemek ise bir kişiyi dinden çıkarmaz.
■ Tövbe etmenin bir sınırı var mı hocam? Bir yakınım tövbe ediyor ama yine aynı günahı işliyor. S.B.
Yakınının böyle yapması doğru değildir. Tövbe, günah işledikten hemen sonra edilmeli ama bir daha bozulmamalıdır.