Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hayâ, utanmanın sakınmaya götürmesi, takva denilen ve cinsel ahlakın temeli olan manevi oluşumun meydana gelmesi demektir. Dış elbise avret yerlerini örterken; takva elbisesi bir “iç elbise”, “manevi elbise” anlamına gelmektedir.

        Geçmişten gelen bir anlayışa göre “ahlak” deyince, cinsel ahlak anlaşılmaktadır. Artık yazılan kitaplarla ahlakın çok boyutlu olduğu anlatılmakta ve cinsel ahlak da bu boyutlardan sadece birini oluşturmaktadır. Bilim ahlakı, inanç ahlakı, sosyal ahlak, ekonomik ahlak, hukuk ahlakı, siyaset ahlakı, görev ahlakı, cinsel ahlak, saygı ahlakı ve hatta içsel ahlak diyebileceğimiz boyutlar vardır. Bunlardan cinsel ahlakın en önemli değerlerinden biri takva elbisesidir.

        Yüce Allah, cinsel ahlak eğitiminde “elbise” denilen kavramı gündeme getirmektedir. Ona göre “elbise”, yani libas kelimesi farklı anlamlara gelmektedir. Bu konudaki ayetleri ele alarak ne kadar farklı manada kullanıldığını görebiliriz: “Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi, işte o daha değerlidir. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir, belki düşünürler.” (A’raf, 26)

        ‘AYIP YERLERİNİZİ ÖRTÜN’

        Ayetteki “sev’âtiküm” yani “avret yerleri” ya da “ayıp olan yerleriniz” kelimesinden anlıyoruz ki, insanın maddi ve biyolojik görünümünden “ayıp” denilen psikolojik bir duygu meydana gelmektedir. Yüce Allah insana bazı organlar vermiş, bu organların görünmesine “ayıp” denilen bir özellik de yüklemiştir. O organların başında cinsel organlar ve kadın için vücudun diğer kısımları gelmektedir. Vücudunun ayıp yerlerini gösteren kimsede psikolojik bir değişim olmuyorsa “hayâ duygusu” yırtılmış demektir. Ayıp yerlerini teşhir etmemek, göstermemek hayâ duygusunun varlığına delildir. İşte, hayâ duygusunun işlerliğini temin etmek için yüce Allah, ayıp yerlerin örtülmesini uygun görmüştür. Bu nedenle elbise yapmasını insana öğretmiştir. Elbisenin bir yönü de süs olmasıdır.

        ‘O ELBİSE YIRTILMAMALI’

        Yukarıda verdiğimiz ayette bir de “takva elbisesi” ifadesi yer almaktadır. Takva kelimesi burada hayâ, utanma duygusu ve onun getirdiği “sakınma” anlamına gelmektedir. Hayâ, utanma duygusunun sakınmaya götürmesi, takva denilen ve cinsel ahlakın temeli olan manevi oluşumun meydana gelmesi demektir. Dış elbise avret yerlerini örterken ve süs niteliğini taşırken; takva elbisesi bir “iç elbise”, “manevi elbise” anlamına gelmektedir. Bunun anlamı şudur: Eğer takva elbisesi, iffet ve hayâ duyguları yırtılmışsa, eriyip gitmişse, dış elbise onun cinsel sapıklığı işlemesine engel olamaz. Önemli olan cinsel ahlak eğitimiyle; insanlarda hayâ, iffet, utanma duygularıyla bir “takva elbisesi” oluşturup onlara giydirmektir. Demek ki, yüce Allah insanlara avret yerlerini örten ve süs olan bir elbise yapmasını öğretmiş, gönderdiği vahiyle de iç elbise denilen takva giymesini emretmiş.

        Yüce Allah’ın “takva elbisesi”nin kumaşını dokuyan, biçip diktikten sonra insana giydiren akıl, iman, hayâ, utanma duyguları ve düşüncedir. Bu manevi, psikolojik mimarların, ustaların meydana getirdikleri takva elbisesi en değerli elbisedir.

        Bayraktar Hoca yanıtlıyor

        * İnsanoğlunun ömrü belli midir? Bunu uzatıp kısaltmak insanın elinde mi? N.S.

        Enam Suresi’nin 2.ayeti kerimesine bakarsak orada iki türlü ecelin olduğunu görürüz. Birisi “ecelikaza”, diğeride “eceli müsemma”dır. Eceli kazaya “oynak ecel”, eceli müsemma ya da “sabit ecel” diyebiliriz. Sabit ecelden önce oynak ecel meydana gelebilir. Mesela, bir otomobil fabrikasının mühendisleri, normal yollarda kullanıldığı takdirde otomobile bir ömür biçerler. Fakat biz bu aracı alırda çok kötü yollarda kullanırsak, o biçilen ömürden daha kısa zamanda o otomobilin işi biter. İşte insanda ömrünü kötü yollarda kullanırsa eceli kaza gereği erken vefat edebilir. Yüce Allah’ın ona biçtiği, mesela 80 yıllık sabit eceli öne almış olur.

        *Sayın hocam, bir insanın kısmetinin kapalı ya da rızkının dar olmasının dinimizde yeri var mı? B.K.

        Yüce Allah’ın, bir insanın rızkını daraltmasının sebepleri vardır. Fecir Suresi’nin 16. ayetine göre, bu bir imtihan nedeniyle veya yanlış amellerinin bir cezası niteliğinde olabilir. Ama bu değişmeyen bir kader değildir.

        ‘SAKIN ALDANMAYIN’

        “Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın!” (A’raf, 27)

        Yüce Allah, şeytanın insanın takva elbisesini çıkarması için mücadele verdiğini söyleyerek cinsel ahlak eğitimine başka bir boyut kazandırmaktadır. Örnek vererek dersini sunmakta ve Hz. Âdem ile eşini anlatmaktadır. Şeytan önce aldatıyor, sonrada soyuyor. İşte, onun bizimle olan bu ilişkisinin bir süreç olduğu, her neslin insanına bunu yapabileceği konusunda uyarmaktadır.

        Hz. Âdem elbise giyiyor muydu da onları “soydu”? Elbisesi var idiyse, neden A’raf 22’de “Cennet yapraklarıyla örtündü ” denilmektedir? Aynı elbiselerini yada başka bir elbise giyemezler miydi? Biz bu sorulara şu şekilde cevap verebiliriz: Şeytan onların hayâ, yani takva elbiselerini soymalarına sebep oldu. Çünkü ayette geçen “neze’a” kelimesi, “sökmek” anlamınada gelmektedir. Şeytan onlara haram ağacın meyvesinden yedirmekle hayâ, takva duygusunu söküp almıştır.

        ÇOCUKLAR EĞİTİLMELİ

        Netice olarak diye biliriz ki, cinsel ahlakın ve diğer ahlakların bağışıklık sistemi, takva elbisesi denilen hayâ duygusudur. Bu bağışıklık sistemi ortadan kalkınca, insan cinsel hastalıkların tamamına açık duruma gelmektedir.

        Takva denilen iç elbise, aklı kullanmak, sağlam bir iman, bilgi ve bunun meydana getirdiği ahlaki bilinç ile örülmüştür. Bu elbise aslında insanda bir iç disiplini oluşturmaktadır. Günümüzde takva ve hayâ duygusuna öyle saldırılar var ki insanların pek çoğu hayvani boyutlarını ortaya koymaktadır. Aslında aile deve okulda verilmeyen cinsel ahlak bilinci, takva elbisesini atmaktadır.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar