Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TOPLUMLARIN bağımsızlığı, kendi kendini kontrol edebilmeleriyle beraber yürür. Bir toplumun halkı kendi kendilerine akıl veriyor, iyiliği öğretiyor ve kötüden sakındırıyorsa o toplum kendini kontrol edebiliyor demektir. Aşağıdaki açıklamalardan bunu anlayacağız.

        “İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve elçisine itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 71)

        Ayet, inanan erkek ve kadınların özelliklerinden bahsetmektedir. Öncelikle ayetin mealini okuyarak bu vasıfların neler olduğunu gördükten sonra, diğer ayetlerle izahını yapabiliriz. Ancak ana konumuz iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır.

        Bu ayet, aynı surenin 67. ayeti ile karşılıklı olarak gönderilmiştir. 67. ayet münafıkların özelliklerini sıralamaktadır. Münafık kişinin dikkat çeken özelliklerinden biri, inanan kişilerin tam tersine, iyilikten men edip, kötülüğü emretmesidir. İnanan insanların hem birbirlerine hem de tüm insanlığa karşı olan en önemli ve o nispette de zor görevlerinden biri, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır.

        İnanan toplumun içinden, insanları iyiye, güzele, doğruya ve hakka çağıracak, iyiliği emre dip kötülükten sakındıracak bir grubun bulunması, ilahi bir emirdir. Yeryüzünde bu faaliyeti yapacak bir grubun bulunması zorunludur. Bu faaliyeti yapacak olanların bilgi ve iman gücüne sahip olmaları gereklidir. Gerçek bilgi ve gerçek iman olmadan, iyiliğin emredilmesi ve kötülükten sakındırılması faaliyeti yerine getirilemez.

        Toplumun ahlaki değerlerini, heves ve arzuların oyuncağı olmaktan kurtarıp korumak, herkesin görevi olmalıdır. Hayra davet, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, bazı insanların arzu ve isteklerine ters düşecektir. Bu açıdan bakılınca bu ilahi buyruğun ne kadar zor bir görev olduğu anlaşılacaktır. Toplumların kurtuluşunun ancak, iyinin iyi, kötünün kötü olarak tespit edilmesine ve bilinmesine bağlı olduğu, evrensel bir gerçektir.

        Bütün fertlerin ve bilhassa gençlerin içinde yer alan fazilet duygu ve güçlerinin doğup, büyüyüp serpileceği bu toplumlarda, karşılaşılacak engelleri bu eğitim faaliyetiyle ortadan kaldırmak insanlık için bir borçtur. Âl-i İmrân Suresi’nin 110. ayetinde bu görevin Müslüman kişilere verildiğini görmekteyiz. “Siz insanlar için yetiştirilmiş, en iyi bir milletsiniz. İyiyi emreder, kötülükten men edersiniz.” Müslüman, yükselmek, gelişmek, olgunlaşmak ve bunun neticesinde iyiyi ayakta tutmak için, Allah tarafından seçildiğini bilmelidir. Müslüman problem çıkaran değil, insanlığın problemlerini çözen ve her an kafasında insanlara verebileceği bir şeyi olan kişidir.

        Müslüman kişi, insanlara ışık tutacak, onlara yön verecek ve onları hakka çağıracak kadar sağlam imana, sağlam düşünceye, sağlam bilgiye ve sağlam davranışa sahiptir. Bunlara sahip olmanın ve bunları insanlığa sunmanın, varlığının gereği olduğunu bilmelidir. Bu vazifeyi ehil olmayan kimselerin yapamayacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Hayatını ve davranışlarını hak üzerine oturtmayan kimselerin, bu görevi yerine getiremeyeceği açık bir gerçektir.

        Bayraktar Hoca YANITLIYOR

        * Bir hocanın kitabında “11 kere Kureyş Suresi’ni okursan geçim sıkıntısı çekmezsin, Duha Suresi’ni her akşam 10 kere okursan tüm sıkıntıların giderilir, günde 100 kez ‘la havle...’ çekersen duaların gerçek olur” gibi ifadeler yer alıyor. Bunlar hurafe mi yoksa gerçeklik payı var mı? M.H.

        Bunlara inanma. Bu sureleri okumanın sevabı vardır. Ama geçim sıkıntısı gider sözü yanlıştır. Geçim sıkıntısını gidermenin yollarından bir çalışmaktır. Peygamber bile olsan çalışacaksın. Yat aşağıya dua et, sıkıntın gitsin, böyle bir şey olmaz. Sebe Sure’sinin 13. ayetinde Yüce Allah, Hz. Davud’a ve ailesine şöyle sesleniyor: “Ey Davud ailesi! Şükretmek için çalışın”. Ayrıca A’raf Suresi’nin 96. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “O peygamberlerin gönderildiği ülkelerin halkı, inanıp günahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık.” Demek ki, çalışma olmadan, Allah’a karşı kullukta samimiyet olmadan bereket kapısı açılmaz.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar